Aspava adını ilk polisiye yazarımız icat etmişti
Türk edebiyatında polisiye türünün ilk etkili yazarı Ümit Deniz, kadehini, 'Allah, saadet, para, aşk versin, âmin' açılımının kısaltılmışı olan 'Aspava' diyerek kaldırmaya başlamıştı.

Türk edebiyatında polisiye türünün ilk etkili yazarıydı. Çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlik ve yazarlık yaptı. Yarattığı gazeteci Murat Davman tipinin etrafında gelişen polisiye hikâyelerle ünlendi.
Ümit Deniz… (1922-1975)
Romanlarını yazmaya 1950’lerde, Mickey Spillane’in Mayk Hammer’inin Türkiye’de çok sevildiği, taklitlerinin sayısının yüzü aştığı yıllarda başladı ve okuyucu kitlesi çığ gibi çoğalan bu Amerikalı dedektif tipinin yerli taklidini üretti.
Detektiflik ile ajanlık arasında salınan Murat Davman köklü ailesi, Batılı kültürü ve Türklük şuuru olan, millî istihbaratın sık sık yardım aldığı bir gazetecidir. Her macerasında güzel kadınlarla aşk ve şehvet dolu ilişkiler yaşayan, gözünü budaktan sakınmayan, nice ölüm tehlikelerini birkaç sıyrıkla atlatan bir kahramandır.
Ümit Deniz, Kapalıçarşı cinayetinden esinlendiği ilk romanı Ölüm Perdesi’ni 1957 yılında yazdı. Eser 1960 yılında Atilla İlhan ve Bülent Oran’ın senaryosu, Atıf Yılmaz’ın rejisiyle beyazperde’ ye taşındı. Orhan Günşiray’ın Murat Davman’ı canlandırdığı filmde Leyla Sayar, Mualla Kaynak, Bülent Oran, Suphi Kaner, Memduh Ün ve Atıf Kaptan rolleri paylaştılar.
Öykü kısaca…
İstanbul’da odaklanan düşman casusları bir yandan Türk milli istihbaratçılarına suikastlar düzenliyor, öte yandan ülkede karışıklıklar yaratacak bombalı saldırılarla hükümeti devirip düşman ordusunun memlekete girmesini kolaylaştırmaya çalışıyorlar. Elbette bu işlerin üstesinden gelebilecek tek kişi, gazeteci Murat Davman’dır.
Ölüm Perdesi’nde düşman yararına çalışan milli istihbarat ajanı Cezmi’nin, “Ben de öz be öz Türk’üm” dediğinde, Davman’ın:
“Hayır Cezmi, tayyare postalarının yolcu listelerini çıkarttırmaya gönderdiğim açıkgöz bir gazeteci arkadaşım Teşkilatın arşivlerinden senin dosyanı çıkarmak imkanını da buldu. Orada iki göbek evveline kadar atalarından bahsediliyordu. Sonra tahkikatı derinleştirince senin Bulgaristan’dan kasten gönderilen sütü bozuk bir aileye mensup olduğun meydana çıktı” yanıtı belleklerde iz bırakmıştı.

Murat Davman’ın ilginç yönlerinden birisi de özellikle içki sofralarında “şerefe” kadeh kaldırmasıydı. Ama o, alışkın olduğumuz “şerefe” kelimesini değil de “Aspava” diyerek kadehini kaldırırdı. Uzun süre “Aspava”nın ne anlama geldiği öğrenilemedi. Sonra,
Murat Davman açıkladı:
“Aspava”, Allah, saadet, para, aşk versin, âmin… sözcüklerinin kısaltılmışıydı. Okuyucuları beğenmişti bu dileği, günlük yaşamda yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Öyle ki, dilenciler bile üzerinde “Aspava” yazan tabelaları boyunlarına asarak kent sokaklarında dolaşmaya başladılar.
Gitgide yayılıyordu “Aspava” hastalığı…
Sonunda üzerinde “Aspava” yazılı bir kebap salonu açıldı. Sahibi şampiyon güreşçilerimizden Mahmut Atalay’dı… Atalay işletmesini “Aspava Şöhretler Pide ve Kebap Salonu” adıyla tescil ettirdi. Ankara’nın Ulus semtinde açılan lokantayı, şehrin hemen her semtinde açılan “Aspava”lar izledi.
Çok tutulmuştu.
Ya önüne ya da arkasına bir başka sözcük ekleyerek önüne gelen “Aspava” açtı Ankara’da… Ankara Lokantacılar Odası’nın kayıtlarına göre bugün tam 117 adet “Aspava” adında lokanta var Ankara’da. AKP iktidarında “Aspava”lar yurdun dört köşesine yayıldılar. Kısaltmanın anlamının muhafazakâr kesimi lokantalarına çekeceğini keşfetmişlerdi. Hani anlamı, “Allah, saadet, para, aşk versin, âmin” değil miydi?
Neyse.

Ankara’da Mahmut Atalay’la başlayan Kebap Salonu furyasının öncüleri hep şampiyon güreşçiler oldu. Kebabistan’ın sahibi Sadrettin Özkan ve TK Kebap’ın sahibi Tevfik Kış girişimci şampiyon güreşçilerimiz oldular. Bir de Kebap-49’lar vardı. İlki 1949 yılında açıldığı için bu isimle anılıyorlardı. “Aspava” hareketinden önceydiler. Pıtrak gibi çoğalmışlardı, ama ilk sahipleri dava açınca diğerleri tabelalarını indirmek zorunda kalmışlardı. Herhalde şimdi iki ya da üç Kebap-49 var. Eklentilerinde sayı olan kebap salonları da az sayılmaz Ankara’da. Kebap-9, Kebap-47, Kebap-48 gibi.
Birbirlerinden farkları yoktur…
Selim Esen
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.