Hayatın güzelliklerini arayan şair Cahit Sıtkı Tarancı
Türk edebiyatında Otuz Beş Yaş ve Memleket İsterim şiirleriyle hafızalara kazınan Cahit Sıtkı Tarancı'nın vefatının üzerinden 70 yıl geçti.
Büyük şair Cahit Sıtkı Tarancı, yaşama sevinci, zamanın akışı, yalnızlık ve ölüm temalarını kendine has şiir diliyle işleyerek Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önde gelen isimlerinden biri olarak edebiyat tarihindeki yerini almıştır.
4 Ekim 1910'da Diyarbakır'da, ticaret ve ziraatle uğraşan Pirinççizadeler ailesinin bir ferdi olarak dünyaya gelen şairin asıl adı Hüseyin Cahit’ti.
İlköğrenimini Diyarbakır’da tamamlayan Tarancı, lise eğitimine İstanbul'daki Saint-Joseph Lisesi'nde başladı; ardından Galatasaray Lisesi’ne geçti.
Burada tanıştığı Ziya Osman Saba ile kurduğu dostluk, Türk edebiyatının önemli mektuplaşmalarından birini doğurdu ve yıllarca devam etti.
Lise yıllarında şiire ilgi duymaya başlayan Tarancı’nın ilk şiirleri, Galatasaray Lisesi tarafından yayımlanan Akademi dergisinde ve dönemin diğer edebiyat dergilerinde okurla buluştu. Fransız edebiyatına yakın ilgi duyan şair, özellikle sembolistlerden büyük ölçüde etkilenerek kendi dehasını bu etkilerle geliştirdi. Şiirlerinde biçim, ahenk ve kelimelerin çağrışım gücüne büyük önem veren Tarancı; yalın, ama aynı zamanda son derece ahenkli bir şiir diliyle özgün bir dünyaya imza attı.
OTUZ BEŞ YAŞ İLE GENİŞ KİTLELERE ULAŞTI
Lise yıllarından sonra Mülkiye Mektebi'ne başlayan şair, eğitimini tamamlayamadan Yüksek Ticaret Mektebi'ne geçti. Bir süre Sümerbank'ta çalıştıktan sonra, 1938'in sonlarında eğitim amacıyla Paris'e gitti.
Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve Almanya'nın Paris’i bombalaması sebebiyle kenti terk etmek zorunda kaldı. Lyon ve Cenevre üzerinden Türkiye’ye dönen Tarancı, 1941-1943 yılları arasında askerlik yaptı ve bu süreçte de şiir yazmayı sürdürdü.
Askerden döndükten sonra bir süre ailesiyle vakit geçiren şair, 1944’ün sonlarına doğru Ankara’ya yerleşerek Anadolu Ajansı’nda mütercimlik yapmaya başladı.
Daha sonrasında Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığı’nda tercüman olarak görev aldı ve aynı zamanda edebiyat çevreleriyle bağlarını korudu. Tarancı’nın edebiyat dünyasında geniş yankı uyandırması ve ün kazanması ise 1945 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin düzenlediği şiir yarışmasında “Otuz Beş Yaş” adlı eseriyle birincilik kazanmasıyla gerçekleşti.
Yaşlanma, insan hayatının zamanla dönüşümü ve ölüm gerçeğini ele alan bu unutulmaz şiir, 1946 yılında aynı ismi taşıyan kitabında yayımlandı.
Ancak Tarancı’nın şiirlerinde yalnızca fanilik ve ölüm temaları yer almadı; aksine günlük hayatın güzellikleri, doğa sevgisi, aşk, çocukluk anıları ve yaşam coşkusu da eserlerinde hayat buldu. Ölümü kaçınılmaz bir gerçeklik olarak kabul eden şair, aynı zamanda yaşamın kıymetini hissettiren dizeler yazmayı başardı. Özellikle "Memleket İsterim" adlı şiirinde; barış, huzur ve insanların mutlu bir şekilde bir arada yaşayabildiği bir dünya özlemini dile getirdi.
SANATINDA KELİMELERİN GÜCÜNE VURGU YAPTI
Cahit Sıtkı Tarancı, şiiri yalnızca bir düşünce aracı değil, kelimelerle duygu ve anlamın şekillendiği özel bir sanat dalı olarak görüyordu. Şiirleriyle saf bir estetik anlayışı benimseyen Tarancı, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en özgün temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.
Şiirlerinin yanı sıra hikâyelere de el atan sanatçı, bazı öykülerinde kendi yaşamından ve gözlemlerinden yararlandı. Ayrıca kaleme aldığı yazılar ve mektuplarla da edebiyata dair düşüncelerini okuyucularla paylaştı.
Şairin ilk şiir kitabı, "Ömrümde Sükut" 1933'te, "Otuz Beş Yaş" 1946'da ve "Düşten Güzel" ise 1952'de yayımlandı. Vefatından sonra şiirleri ve çeşitli yazıları, "Sonrası" isimli kitapta 1957'de okurla buluştu. Yakın dostu Ziya Osman Saba'ya yazdığı mektuplar da o yıl "Ziya'ya Mektuplar" adı altında yayımlandı.
Cavit Tınaz ile 1951'de evlenen Tarancı, 1954'te ağır bir hastalık geçirerek kısmi felç nedeniyle konuşma ve hareket yetilerini büyük ölçüde kaybetti.
Tedavi amacıyla gittiği Viyana'da, 12 Ekim 1956'da henüz 46 yaşındayken hayatını kaybetti. Cenazesi Türkiye'ye getirilerek Ankara'da defnedildi.
Cahit Sıtkı Tarancı'nın Diyarbakır'da doğup büyüdüğü ev, sonradan bir müzeye dönüştürülerek, yaşamına ve edebi mirasına dair bir hafıza mekanı haline getirildi.
Yıllar geçmesine rağmen onun şiirleri her kuşaktan okuyucu buluyor. Tarancı, insanın zaman, hayat ve ölümle olan ilişkisini sade ve etkili bir dille aktaran şairlerden biri olarak anılıyor.
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.