Radyoculuğumuzun unutulmaz programı: Gecenin İçinden
TRT’nin Doktor lakaplı, 'Gecenin İçinden' programının sunucusu Atilla Sarıkayalı radyonun güçlü olduğu yıllarda saatler 23.00’ü gösterdiğinde televizyon ekranı kararıyor, radyoda ‘Gecenin İçinden’ yayına giriyor, 00.50’ye kadar dinleyiciye sesleniyordu. Neler anlatmıyor, nelere değinmiyordu ki…

“İnsan sevdiğine hasret olursa… Hem de günlerdir uzaksa… Kadehi rakıyla dolarsa… Masada bir gül de varsa… Sigaranın dumanı gözlerine kaçarsa… Şöyle bir anılara dalarsa… Üstelik bir de yalnızsa… Hele hele delikanlılık yıllarından bir ozansa… Dökülmez mi dizeler, yazılmaz mı duygular? … Dile gelmez mi sevgiler?”
Radyo televizyon çekişmesinin doruğa çıktığı 1980 yılı…
Antenli Kuruluşun Ankaralı çalışanlarının İstanbul mekânı, Keban Oteli’nin barında köşede bir masa… Kadehi ve kalemi arasında bir dünya kurmuş düşünceli bir adam…
16 yıllık eşi Sevinç’ten, 12 yaşındaki kızı Hande’den, 9 yaşındaki oğlu Emre’den, evinden ayrı… Efkârlı…
Atilla Sarıkayalı…
TRT’nin Doktor lakaplı, “Gecenin İçinden” programının sunucusu… Haftanın üç günü, pazartesi, çarşamba ve cuma günleri Ankara Radyosu tarafından hazırlanan program ilerleyen yıllarda salı günleri İstanbul, perşembe günleri de İzmir radyolarından seslenecek.
Radyo’nun güçlü olduğu yıllar...

Saatler 23.00’ü gösterdiğinde televizyon ekranı kararıyor, Radyo’da “Gecenin İçinden” yayına giriyor, 00.50’ye kadar dinleyiciye sesleniyordu. Neler anlatmıyor, nelere değinmiyordu ki…
Dinleyiciyi konulara ortak eden “İçimizden Biri” bölümünde, bir dinleyiciyle daha önce banda alınmış bir röportaja yer veriyordu. Çarşamba geceleri Meslek Hastalıkları Hastanesi’nden bir uzman, sağlıkla ilgili soruları yanıtlıyordu.
Vazgeçilmez bir başka bölümü de müzikti.
Konuk sanatçılarla şenleniyordu program. Telefonlar daha hırslı çalıyor. Kadınlı erkekli bir sohbettir gidiyordu mikrofon başında. İstekler, meraklar dile getiriliyordu.

Sunucu Atilla Sarıkayalı, yapımcılar Havva Ayvalı ve Ayşen Özer ellerinde telefon soluksuz konuşuyorlardı… Ankara Radyosu’nun “Gecenin İçinden” programına ayırdığı 10 70 04 no’lu telefonu kilitleniyordu.
Alın teri “Doktorluk” diplomasını bir yana atmış, sunuculuk yapmayı seçmişti. 1944 İstanbul doğumluydu. Ankara Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, 1971 yılına kadar Cebeci semtinde kiraladığı muayene’de doktorluk yapmış, 1972’de spiker olarak Ankara Radyosuna girmişti.
Henüz 28 yaşındaydı…

Ankara Radyosunda “Pazardan Pazara, Kadın Dünyası, Sağlık Dünyası, Avrupa Ekonomisi, Türkiye” gibi programlar yapmış, “Gecenin İçinden” yapımı ile dinleyiciye sesleniyordu.
Şöyle aktarmıştı bir anısını:
“Meslek hastalıklarında kurşun zehirlenmesini anlatıyor uzman. Bu arada telefonlar durmadan çalıyor. Bizim telefon o kadar meşgul ki, Eskişehir’den bizi arayan bir dinleyici numarayı düşüremiyormuş. O sırada tabii bizim canlı yayın yaptığımıza inanmayarak çeviriyormuş numaraları. Neyse, onunla bir başka odadan bağlantı kurabildik. Uzmana soracakları varmış, önemliymiş… Radyoevinden ayrılmış olan uzmanı gecenin bir yarısında tekrar radyoya getirdik. Dinleyici ile konuştu, bilgi verdi ve evine gitti. Biz de rahat bir nefes aldık…”
Doktorun “Gecenin İçinden” programındaki başarısı kısa sürede dikkat çekmişti. Radyo’da gösterdiği başarı ona televizyonun yolunu açacaktı. 1982 yılında geçici görevle televizyonun müzik-eğlence bölümüne atandı. “Ülkeler Yarışıyor” ve “İyi Geceler” ilk programları oldu.
1983 yılı mayıs ayı…

Başkentteki Emek İşhanı gökdeleninin yirminci katında ve camları silmek için kullanılan raylı sepetin içinde ilginç bir televizyon çekimi gerçekleştiriliyordu. Gökdelenin camlarını silerek geçinen cam silicilerle röportaj yapmak, onların mesleklerini tanıtmak için “İyi Geceler” programının sunucusu Atilla Sarıkayalı, 15 yıldır cam silerek ekmek parası kazanan Satılmış Bektaş ve Kâmil Şahin, bir yandan işlerini yaparken bir yandan da doktorun sorularını yanıtlıyorlardı:
“İşinizden memnun musunuz? Korkmuyor musunuz?”
“Allaha şükür memnunuz. Gördüğünüz gibi, ekmeğimizi havada kazanıyoruz, ama havadan değil…”
“İyi Geceler”in son programı 3 Haziran 1983 Cuma günü ekrana geldi. Fatma Girik’le veda etti. Yeni yayın döneminde yer almayacaktı. Bülent Osma ve Cenan Saltık’ın yapımcılığını üstlendiği programın sunucusu doktor, şöyle diyordu:
“Başlangıçta yola çıkarken, amacımız bizleri izleyenleri eğlendirmekti. Tüm program içinde bunu tam anlamıyla yapamayacağımızı biliyorduk ama hiç olmazsa bunu bir süre başaracağımızdan emindik. Biz hedefimize ulaştık sanıyorum. Tabii, olanaklarımız ölçüsünde.”
Televizyon yayıncılığı değişen bir eğri çizgiydi…
Doktor, televizyon programlarında belli bir kaliteyi tuttursa da arkasından gelen yapımlarda kalite git gide düşecekti. Radyo spikeri olmakla televizyonda sunucu olmak arasındaki büyük fark er geç kendisini gösterecekti.
1979’da Televizyon haberlerinde…

Can Akbel
Zafer Cilasun yaşama gözlerini yummuş, Ülkü İmset kurumdan ayrılmış, Çetin Çeki ile Ülkü Kuranel de yönetici olmuş, spikerlik mesleğini bırakmışlardı. Sevinç Yemişçi evlenmiş, Amerika’ya göç etmişti. Can Akbel Almanya’ya gitmek üzere istifasını vermiş, Adnan Advan da Amerika’dan döneli aylar olmasına karşın ekrana çıkartılmıyordu. Jülide Gülizar’ın ardından Erkan Oyal’la Şengül Karaca da ekrandan uzaklaştırılmışlardı. Savaş Suzal ve Arif Koca’dan ise, yalnız radyo haberlerinden yararlanılıyordu.
Geriye dört haber spiker kalmıştı:
Aytaç Kardüz, Tuna Huş, Mesut Mertcan ve Sevim Cambaz. Takviye için İstanbul’dan Lami Sezar getirilmişti. Bu beş isim, radyo ve TV haberlerinin yoğun trafiğini kaldırmakta zorlanıyorlardı.
Yeni yetenekli spikerler gerekiyordu.
Haber Dairesi Başkanı Muammer Yaşar Bostancı’ya Trabzon Radyosu spikerlerinden Mehmet Akarca ile geçici görevli olarak televizyon müzik eğlence bölümünde çalışan Ankara Radyosu spikeri Atilla Sarıkayalı önerildi. Akarca Genel Müdür Doğan Kasaroğlu’ndan tam not aldı ekrana geldi ama Sarıkayalı istenmedi, sesi yumuşak bulunmuştu…
Doktor, 1987 yılının eylül ayında sunuculuğunu ve yapımcılığını üstlendiği “Müzik-Maraton” adlı program ile ekrana geldi. Geldiği gibi de ekranlardan kayboldu. “Müzik Maraton” onun son programı olmuştu.
Mikrofona da ekrana da küstü Doktor.

Mesut Mercan
Oysa televizyonu, bir o kadar da ses sanatçılığını sevmişti. En büyük isteği bir gün sahneye çıkmaktı. Uzun süre Özer Altın’dan ders aldı. Lakin, Ankara Radyosu’nun açtığı ses sınavını kazanamadı. Sahneye de çıkamadı ama kendini tatmin etmek için dost toplantılarında, düğünlerde, dernek toplantılarında şarkı söyledi. Profesyonel değildi ama “Yunus Gibi” şarkısını çok güzel okuyordu.
1990 yılı mayıs ayında,
TRT’deki görevinden istifa etti, reklam, prodüksiyon ve halkla ilişkiler konusunda hizmet veren Ara Ajans’ın kurucusu ve ortağı oldu. 1990-1993 yılları arasında Ara Ajans’ta yöneticilik yaptı. 1993-1999 yılları arasında Dr. Yıldırım Aktuna’nın Sağlık Bakanlığı, Devlet Bakanlığı ve TBMM’de basın danışmanı olarak görev yaptı. 16 Ağustos 1999 tarihinde devlet hizmetinden kendi isteği ile ayrıldı.
2000 yılında Millî Eğitim Bakanlığı’nca radyo televizyon programları, spiker sunucu yetiştirme, diksiyon ve konuşma teknikleri eğitimi verme konularında eğitmenlik yapması uygun görülerek “usta öğretici” belgesi sahibi oldu. Aynı yıl mart ayında TÜRVAK Özel Sinema Televizyon Okulu’nda radyo televizyon programcılığı ve haberciliği, diksiyon ve konuşma teknikleri konularında öğretim görevlisi olarak ders vermeye başladı.
2000-2001 yıllarında Ans Production tarafından yerel radyo ve televizyonlar için hazırlanan, haftalık on saati bulan paket programları hazırladı ve sundu. 2002’de Kültür Üniversitesi’nde de görev aldı. Üniversite’nin sertifika programlarının yanı sıra Bursa’da ve İstanbul’da çeşitli özel dershanelere ek olarak, MSM (Müjdat Gezen Sanat Merkezi) Konservatuarı ve akşam okulları ile aktör stüdyolarında diksiyon, iletişim teknikleri ile konuşma sanatları derslerinin yanı sıra siyaset ve iş dünyasından da pek çok sayıda kişiye ve kurum çalışanına etkili konuşma konusunda eğitim verdi. Ulusal ve yerel televizyon kanalları ile radyo istasyonlarında görev yapan çok sayıda spiker ve sunucu yetiştirdi.
Yakın arkadaşımdı Atilla Sarıkayalı.
TÜBİTAK’ta çalışan eşi Sevinç emekli olduğunda, ikramiyesiyle bizim de yazlığımızın olduğu Alanya’nın Konaklı Tatil Köyü’nde bir daire satın almıştı. Komşuyduk… Eşlerimiz, çocuklarımız da arkadaştılar.
Çiğ köfte yoğurma ustasıydı…
Her seferinde, rakı masası kurulur, kadehlerimiz karşılıklı tokuşurdu. Sallanan bir masada otururduk ama biz hiç sallanmazdık. Demlenme faslı sona erdikten sonra canı çorba isterdi Doktorun… Sevinç, gecenin sabaha dönüştüğü saatlerde mutfağa girer çorba yapardı.
Renkli adamdı Doktor…
Şarkıları Rakı masasına ayrı bir renk katardı. Sesi de renkliydi…
Saçlarına düşen beyazlara inat hep rengarenk, hep pozitif, keyif almayı bilen, esprili, adam gibi adamdı. 11 Ağustos 2018’de, 74 yaşında bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti. Sonsuzluğa giderken:
“Artık sevmeyeceğim
diye tövbe etsen de bin kere
Bu son olsun deyip sözünü bozarsan bir kere
Pişman olur, belki ağlar, yanarsın ömrünce
Varsa eğer değer vereceğin biri yüreğinin derininde
Boş ver boz tövbeni düşünme...” diyordu.
Kim bilir, belki de eşi Sevinç’e, çocukları Hande ve Emre’ye sesleniyordu Doktor!
Selim Esen
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.