Çok şey görüp geçiren fakülte: DTCF
14 Haziran 1936’da hizmete giren Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) üniversite tarihimizin ve Ankara’nın anıtlarından biridir. Fuat Köprülü, Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Niyazi ve Mediha Berkes, Adnan Cemgil, Muzaffer Şerif Başoğlu, Azra Erhat, İlber Ortaylı, Halil İnalcık gibi yüzlerce bilim insanı yetiştirmiştir.

Yapının alnındaki yazı önünden gelip geçenlere gerçeklerin varlığını hatırlatmak ister gibidir:
“Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir”
Atatürk bu sözüyle, doğruluğun ve gerçeğin yolu ilimdir demek istemiştir.
14 Haziran 1936’da hizmete giren Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) Ankara’nın anıt yapılarından biridir.
1946’da kurulan Ankara Üniversitesi’nin belkemiğini oluşturan bu fakültenin öğretim üyeleri arasında, ilk yıllarda Fuat Köprülü, Şemsettin Günaltay, Saim Ali Dilemre, H. Reşit Tankut, Besim Atalay, Abdülkadir İnan ve 1933 Üniversite Reformu sonrasında kadro dışı kalan İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu ve Ömer Ferit Kam gibi seçkin kişiler görev yaptı.
Ne var ki, Fakülte, gerçek kimliğine ve misyonuna, Almanya’dan ve Fransa’dan gelen yabancı hocaların eğitim kadrosuna dahil olmasından sonra kavuştu.
Bunlar arasında özellikle Asurolog Benno Lansberger, klasik filolog Georg Rohde, Hindolog Walter Ruben, Sinolog Wolfram Eberhard, coğrafyacı Herbert Louis, Alman filolog Karl Steuerwald, Fransız filolog Jean Combord ve felsefe tarihçisi Oliver Lacombe sayılabilir.
1939’da 2. Dünya Savaşı’nın çıkması ve Almanya’nın Avrupa’da ilerlemeye başlamasından sonra “Alman İdeolojisi” olarak kurgulanan “Nazizm”, Türk düşüncesini etkilemeye ve Türk Irkçılığı ya da Pantürkizm biçiminde Türkçü bir hareketin yükselmesine neden oldu.
Aralarında Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Niyazi ve Mediha Berkes, Adnan Cemgil ve Muzaffer Şerif Başoğlu gibi Fakülte çalışanı bilginlerin de bulunduğu bir aydınlar topluluğu, sosyolojik ağırlıklı bir çözümlemeyle insanlar arasında “üstün bir ırk” ın olamayacağını ve ırkçılığın emperyalist yayılımı meşrulaştırmaya yönelik bir ideoloji olduğunu savundular, yönetim tarafından da destek gören bu ırkçı eğilimin karşısına çıktılar. Bu gelişme, süreç içinde Türk Siyasi Hayatının iki ana eğilimi olan Sağcılık ve Solculuk’ un belirginleşmesinde önemli bir mihenk taşını oluşturacaktı.
Çok şey gördü, çok şey geçirdi bu Fakülte.
1942’de Tarih-Coğrafya Fakültesi, Felsefe Enstitüsü Başkanı Lacombe, Dekanlığa bir dilekçe yazdı. Enstitü’ de görev yapan öğretim üyelerinden bir kısmının sol görüşlü, diğer bir kısmının -Necati Akder ile Hamdi Ragıp Atademir’in- ise sağ görüşlü olmaları nedeniyle aralarında bir husumetin oluştuğunu ve bu husumetin eğitim ve öğretimi etkilediğini bildirdi, önlem alınmasını istedi.
Sonrasında gelişen olayların etkisiyle olaylar giderek büyüdü ve solcu oldukları söylenen öğretim üyeleri hakkında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından birkaç defa soruşturma açıldı.
1948 yılına gelindiğinde, okulun en seçkin üyelerinden Pertev Naili Boratav, Muzaffer Şerif Başoğlu, Niyazi Berkes, Mediha Berkes, Behice Boran, Adnan Cemgil ve Azra Erhat’ın sol görüşlü oldukları ve öğrencileri bu yönde etkilemeye çalıştıkları gerekçe gösterilerek görevlerinden uzaklaştırıldı.
Kimdi bu uzaklaştırılanlar…
PERTEV NAİLİ BORATAV
Pertev Naili Boratav ya da asıl adıyla Mustafa Pertev (1907-1998), halk bilimci, halk edebiyatı araştırmacısı. 1948’de başkanı olduğu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halk Edebiyatı Kürsüsü CHP iktidarınca komünizmi yaydığı gerekçesiyle kapatıldıktan sonra yurt dışına gitti. 1998’de Paris’te öldü.
MUZAFFER ŞERİF BAŞOĞLU
Muzaffer Şerif Başoğlu (1906-1988), Sosyal psikolog. Sosyal Yargı Kuramının ve Gerçekçi Çatışma Teorisinin geliştirilmesine katkıları ile tanınır.
1938’de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde psikoloji doçenti olarak görev yaparken gizli TKP ile ilişkisi ve Turancılık karşıtı yazıları yüzünden tepkileri üzerine çekti, 16 Mart 1944’te üniversitedeki yakın arkadaşlarıyla birlikte “Komünizm propagandası ve milli menfaatlere düşmanlık” iddiasıyla gözaltına alındı.
Yargılandığı sıkıyönetim mahkemesinde 27 yıl hapis cezasına çarptırıldı. ABD Dışişleri Bakanlığının, Muzaffer Şerif’in serbest bırakılması için Türkiye Hükûmeti nezdinde girişimlerde bulunması üzerine, 40 günlük tutukluluktan sonra, ABD’ye gitti.
Geçirdiği kalp krizi sonucu 16 Ekim 1988’de 82 yaşında, Alaska, Fairbanks’ta hayatını kaybetti.
NİYAZİ BERKES
Niyazi Berkes (1908-1988), Kıbrıslı Türk. Türkiye’de ilk köy monografisini yapan bilim insanlarından. 1939’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde sosyoloji doçenti olarak görev yaparken “solculukla” ve “komünistlikle” suçlandı, görevinden uzaklaştırıldı.
1952’de Kanada McGill Üniversitesinde İslam Araştırmaları Enstitüsü’nde önce misafir profesör olarak göreve başladı. 1956’da asli profesör oldu. Burada Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal gelişimiyle ilgili araştırmalar yaptı. 1975 yılında emekliliğinin ardından Birleşik Krallık’a yerleşti.
18 Aralık 1988’de, 80 yaşında Hythe, Kent, İngiltere’de öldü.
MEDİHA BERKES
Mediha (Esenel) Berkes (1914-2005), sosyolog. 1939 yılında girdiği Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde sosyoloji hocası oldu. Kırsal sosyoloji alanında araştırmalar yaptı. Eşi Niyazi Berkes’in ve diğer akademisyenlerin fakülteden ihraç edilmesinden kısa bir süre sonra 7 Ocak 1947’de görevinden istifa etti. İlk sayısı 22 Şubat 1947’de çıkan 24 Saat adlı günlük gazeteyi çıkardı. Niyazi Berkes ile 1954’te boşandılar. 26 Ağustos 2005’te, 91 yaşında İstanbul’da öldü.
BEHİCE BORAN
Behice Boran (1910-1987), Sosyolog. 1939’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü’ne doçent olarak atandı. Aynı dönemde Yurt ve Dünya ve Adımlar dergilerinin yayın faaliyetine katıldı. 1946’da Nevzat Hatko ile evlendi. 1948’de siyasi görüşleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırıldı. 1950 yılında kurucusu ve Başkanı olduğu Barışseverler Cemiyeti, Menderes Hükümeti’nin Kore’ye asker göndermesini kınayan bir bildiri yayımlayınca 15 ay hapis cezası aldı. 1962’de Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu. 1965 seçimlerinde Urfa’dan Milletvekili seçildi. 12 Mart 1971 muhtırası ile birlikte tutuklandı, partisi kapatıldı. 15 yıl hapis cezası aldı. 1974 yılında ilan edilen genel aftan yararlanarak serbest kaldı. 1975’de tekrar kurulan TİP’in Genel Başkanı seçildi. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından kısa süre ev hapsinde tutuldu. 1981’de yurttaşlıktan çıkarıldı, yurt dışına çıktı. TKP ile TİP’in birleşme kararı aldıkları 8 Ekim 1987’den iki gün sonra, 10 Ekim’de, 77 yaşında, Brüksel, Belçika’da öldü. “Sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır” sözüyle hafızalarda yer aldı.
ADNAN CEMGİL
Adnan Cemgil (1909-2001), öğretmen, yazar, çevirmen. 1941’de Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes ve Mediha Berkes ile sol eğilimli Yurt ve Dünya dergisini çıkardı. Irkçılık karşıtı yazılar yazdı. Yazılarında hiçbir ırkın diğerinden üstün olmadığını betimleyen bilimsel değerlendirmelere yer verdi. 1945’de öğretmenlik görevinden alındı. 1947’de devlet memurluğundan ayrıldı. Genel Sekreterliğini yaptığı Türk Barışseverler Cemiyeti’nin protesto bildirisi yayımlanması davasında 15 ay hüküm giydi. 1951’de tahliye edildi. 27 Mayıs Darbesi’nin ardından eşi Nazife Cemgil’le birlikte Türkiye İşçi Partisi’ne katıldı. 1965 genel seçimlerinde Bursa milletvekili adayı, 1968 senato seçimlerinde Zonguldak’tan senatör adayı oldu ama seçilemedi. Bu yıllarda oğulları Sinan da ODTÜ’de üniversite eğitimine başlamış ve üniversite reformu talebiyle gerçekleştirilen boykot, işgal eylemlerine ve ABD Büyükelçisi Robert Komer’in arabasının yakılmasına önderlik etti. Hakkında yakalama kararı çıkartılan Sinan Cemgil, Kahramanmaraş’ın Nurhak ilçesinde saklandığı sırada 31 Mayıs 1971’de emniyet güçleri ile girdiği çatışmada arkadaşları Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan ile birlikte öldürüldü. Oğlunu kaybeden ve büyük bir acı yaşayan Adnan Cemgil, bu olayın ardından siyasi hayatını sonlandırdı. 3 Haziran 1971’de oğlunu defnetti. Sinan’ın ölümünden sonra gelini Şirin Cemgil’e torunları Taylan’ın yetişmesinde destek verdi. Fransızcadan Türkçeye çeviriler yapmaya devam etti. Kısa sürelerle Cumhuriyet ve Yeni Ortam gazetelerinde fıkralar ve yazılar yayımladı. Nazım Hikmet’in hayatının tartışma konusu olduğu bir dönemde, iddialara yanıt vermek için Nazım Hikmetin Yaşadığı Adalet Dramı ve Açlık Grevi Olayındaki Gerçekler (1993) adlı derleme bir kitap yayımladı. 21 Kasım 2001'de öldü.
AZRA ERHAT
Azra Erhat (1915-1982), deneme ve inceleme yazarı, Eski Yunan ve Roma dilleri uzmanı, filolog, arkeolog, çevirmen ve düşünce insanı. 1939’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden mezun oldu. Klasik Filoloji Bölümünde Georg Rohde’nin asistanı olarak göreve başladı. 1946’da doçent oldu. 1948’de aynı fakültedeki öğretim üyeleri Pertev Naili Boratav, Behice Boran, Adnan Cemgil, Niyazi Berkes’le birlikte üniversiteden uzaklaştırıldı. 1949-1950 arasında Yeni İstanbul ve Vatan gazetelerinde çalıştı. Yeni Ufuklar dergisinde yazdı. Londra’da kanser tedavisi gördü, ama sonuçsuz kaldı. 6 Eylül 1982’de 67 yaşında İstanbul’da tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde öldü. Atatürk’ü İlyada kahramanlarından Hektor’a benzetirdi.
İşte…
Anlatmaya çalıştığımız “DTCF’de Cadı Kazanı” olarak adlandırılacak gelişmeler hem bilimsel hayatı derinden yaraladı hem de felsefe başta olmak üzere insanı konu alan bilimler alanındaki çalışmaları güçleştirdi.
Yazık oldu…
Selim Esen
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.