Ankara'nın Dikmen'i

“Taş bina olarak da bilinen Ankara’daki Direksiyon Binası, Bağdat Demiryolunun yapımı sırasında, 1892’de yapılmıştı. Mustafa Kemal 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldiğinde gardaki Direksiyon Binası’nı Başkomutanlık Karargâhı ve konutu olarak kullanıyordu. İki katlı binanın üst katı çalışma odasıydı. Ayrıca aynı katta toplantı salonu ve yatak odası bulunuyordu. Alt katta beş ayrı oda vardı. Mustafa Kemal’i Dikmen sırtlarında Seymenler karşılamış, Mustafa Kemal arabadan inerek Seymenlere ‘Niye geldiniz?’ diye sorduğunda ‘Kanımızı millet yolunda akıtmak için bir araya geldik Paşam’ yanıtını almıştı. Mustafa Kemal ‘Bunda kararlı mısınız?’ diye sorduğunda da Seymenler yine ‘Ant olsun ki kararlıyız’ yanıtını vermişlerdi. Mustafa Kemal’in gözleri dolmuş ‘Sağ olun gençler, var olun!’ demişti. Mustafa Kemal’i karşılayan yalnız Seymenler değildi. Ankara halkı davul zurnayla Paşayı karşılamaya gelmişti. Dikmenlerde çoluk çocuk mutluluk gözyaşları içinde karşılamıştı Paşasını.” (Halit Payza, Nam-ı Diğer Topal Osman, Yurt Yayınları, 2024, s.24-25)
Dikmen Kurtuluş Savaşı’nın önemli isimlerinin başında gelir…
Adına ünlü bir roman da yazılmıştır.
Aka Gündüz’ün “Dikmen Yıldızı” adlı eseri bir milli mücadele dönemi romanıdır. Eserde “Dikmen Yıldızı” olarak anılan Yıldız karakterinin yaşadığı olaylar üzerinden Millî Mücadele dönemi yansıtılır.
Yıldız’ın yaşamı ön planda olmakla birlikte Millî Mücadele arka fonda kendini hissettiren bir gerçektir.
İzmir’in tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Yıldız, Murat adlı bir hava yüzbaşısı ile nişanlıdır. Kurtuluş Savaşı başlayınca Murat cepheye gönderilir. Yıldız da cephe gerisinde milli mücadeleye çeşitli katkılarda bulunur.
Lakin,
Murat’ın öldüğünü sanan Yıldız şok geçirir, tedavi altına alınır. Oysa, Murat ölmemiştir. Gizli bir göreve gittiği için insanlara öldüğü duyurulmuştur. İyileşen Yıldız, Ankara’ya, ailesinin yanına döner. Bu sırada Büyük Taarruz zaferle sonuçlanır. Murat’ın babası ile Yıldız, onu bulmak için İzmir’e giderler. Murat’a gizli görevi veren komutana çıkarlar. Komutan, Murat’ın gerçekten öldüğünü söyler. Sonra bir paket uzatır. İçinde Murat’ın özel eşyaları vardır. Yıldız paketi alır fakat elleri titrediği için yere düşürür. Paketin içindeki düğün davetiyeleri etrafa saçılır. Komutan gülümseyerek Murat’ın ölmediğini, yan odada kendisini beklediğini söyler. Murat’ın bulunduğu odaya koşarlar. Murat ve Yıldız gözyaşları içinde birbirlerine sarılırlar, kavuşurlar.
Aka Gündüz, Dikmen’i öyle güzel betimler ki, orada yaşamış gibi olursunuz:
“Bizden sonra gelecek nesiller! Bizim kemiklerimizin de toz toprak olduğu günlerde Ankara’ya gelecek olan nesiller! İlk tavaf edeceğiniz ‘Çankaya’dan sonra nefes almadan ‘Dikmen’ tepesine çıkınız ve Ankara’ya oradan bakınız. Çankaya’dan yalnız Ankara görünür. Fakat ‘Çaldağı’nın’ Dikmen yamaçlarından hem Çankaya’yı hem Ankara’yı bir anda görürsünüz.” (S. 359)
Aka Gündüz’ün Müslümanlarca kutsal olan Kâbe’nin etrafında yapılan ve terimleşmiş bir hüviyet kazanan “tavaf” eylemini Çankaya için kullanması dikkate değerdir.
Gündüz devamında…
“O gün belki teşbihlerim, istiarelerim, cinaslarım ve üslûbum size yabancı, garip, hatta gülünç gelecektir. Zarar yok. Eserimi paramparça edersiniz, yakarsınız, atarsınız. Örümceklere hediye edersiniz. Fakat şunu biliniz, şunu unutmayınız ki Dikmen bağlarında, kendisinden sonra gelecek nesiller için heyecan duymuş bir muharrir ve o tepelerde ‘Dikmen Yıldızı’ denilen bir İzmir kızı yaşamıştır” (s. 359).
Yazar, özellikle gelecek nesiller tarafından yaptığı bazı benzetmelerin garip bulunacağı, parçalanacağı, yakılacağı tahmininde bulunmuş, sonuçta romanın örümceklere hediye edilmesini teklif etmiştir. Kullandığı “örümcek” tabiri ise, çağrışımları açısından “örümcek kafalı insanlar” söylemini akla getirmiyor mu?
Dikmen, sinemaya da konu oldu.
Aka Gündüz’ ün, 1928 yılında basımı gerçekleşen, “Dikmen Yıldızı” adlı romanından uyarlanarak A. Asaf Tengiz'in yönetmenliğini üstlendiği film 1962 yılında çekildi. Başrollerini Türkan Şoray ve Önder Somer paylaştılar.
Dikmen romanlara, beyaz perde’ ye konu olurken müzik dünyası da Dikmen’i ele alır. Ankaralı Turgut seslenir:
“ev istiyor, iş istiyor / sana layık eş istiyor / bileziği beş istiyor / kız babayın emri olur // ankara’nın dikmeni / bir daha gelirsem muck beni / bir de vardır dikimevi / dikimevi’ne de gitmeli // ankara’nın dikmeni / dikmeni dikmeni dikimevi / ankara’nın dikmeni / dikmeni dikmeni dikimevi // koçuuuuum... yumul...”
Şarabı da vardır Dikmen’in… Sevenlerine yoldaşlık yapar.
Dikmen bir zamanlar…
Moulin Rouge adlı kulüple de anılırdı. Orada Erol Pekcan Jusmmat’tan tanıdığı Amerikalılarla müzik yapardı. Moulin Rouge bir yangın sonucu yok oldu.
Dikmen varlığını koruyor.
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.