11 Eylül 2026
Son Dakika

Mülkiyetsiz barışın mı düzenin sokak sesi misiniz sayın eş başkan? / Ali Ekber Ataş  

​DEM’li Eşbaşkanın, aralarında benim de imzamın yer aldığı Alevi Aydınlar Bildirgesi üzerine yaptığı açıklamalar ve ardından düzeltmesi, ‘süreç’e ilişkin tarihsel ve insani sorumlulukla bir yanıt vermeyi gerekli kılmıştır.

Mülkiyetsiz barışın mı düzenin sokak sesi misiniz sayın eş başkan? / Ali Ekber Ataş  

​Biz bu bildiriye sözümüzü katarken, yalnızca hakikatin sesine ve bu toprakların vicdanına kulak verdik. Bizim durduğumuz yer; yüzyıllardır bu topraklarda ezilenin yanında duran, güce ve erk özentisine sırtını dönen Abdalan geleneğidir. Abdalan anlayışı mülkiyetsizliği, rızalığı, katmansız bir eşitliği ve amasız-fakasız bir barışı savunur. Siyasal alanın dar kalıplarına, lütufçu diline ve insanı bir konumun nesnesi sayan anlayışına sığmaz.

​DEM’li Eşbaşkanın, yüzyıllara yayılan toplumsal mücadelenin birikimini "sokaktan alıp getirdik" sözüyle olumsuzlaması; "baltayı taşa vurmanın" ya da "kaş yapayım derken göz çıkarmanın" çok ötesinde, Sakallı Celal’in "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür" ² sözünde tanımını bulan tablonun ta kendisidir. Düne kadar birbirini boğazlamak için fırsat kollayanların bugün sergilediği bu aşırı barışsever gösterileri, şu atasözünü akıllara getirmektedir: "Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü?"

​Sayın Eşbaşkan, biz bildirgeye imza atan 53 Alevi aydını ve sanatçısı olarak belirtmek isteriz ki kendi tarihsel sürecimizde halkımızın özgücüne ve o sokağın kurucu iradesine yaptığınız bu saygısızlığın hesabı elbet sorulacaktır. Siz, "maksadını aşan ifade" yalanını kendinize saklayın.

​Sokak siyasi yapıların ya da yöneticilerin bağışladığı bir alan değildir; ezilenlerin, aydınların, şairlerin, emekçilerin ve ezilen halkların özgürlük çığlığıdır. Hiç kimse sokağın ve mücadelenin sahibi ya da dağıtıcısı olamaz. Kimsenin kimseye borcu yoktur; borç varsa, hakikatin kendisine ve bu topraklarda barış uğruna emek veren halklaradır.

​Bin yıllardan beri süregelen Alevilere yönelik kıyımların tarihsel kırılma noktası, Börklüce Mustafa ve on bin yoldaşının yurt savunmasında katledilmeleriyle başlamıştır. Bu süreç, Yavuz’la devam etmiş; İdris-i Bitlisi ve benzerlerinin Alevi düşmanlığını resmileştirip devletleştirmesiyle boyut değiştirmiştir. İlk elden sayılan bu adların Alevi belleğinde açtığı derin yaralar karşısında dile getirdiğimiz kaygılar, barışın diline dair haklı ve tarihsel bir uyarıdır. Gerçek ve kalıcı bir barış; belleği yok sayarak değil, tarihsel yaralarla yüzleşerek ve "rızalık" ilkesi üzerine kurulabilir. Barışı arayan dil; kapsayıcı, eşitlikçi ve ötekine saygılı olmak zorundadır.

​Bizlerin aydın sorumluluğu siyasi sınırların içinde kalmak değil, her koşulda adaleti, özgürlüğü ve toplumsal barışı savunmaktır. Ne bir makam beklentimiz ne de ayrıcalıklı bir kürsümüz vardır. Abdalan’ın mülkiyetsiz ve içten üslubuyla bir kez daha belirtiyoruz: Eşitlikçi, özgürlükçü ve barışçı bir geleceği, kimseyi mülkleştirmeden, sokağın ve halkın özgür iradesiyle kuracağız.

¹ Şair, Yazar, Araştırmacı

² Orhan Karaveli

Ali Ekber Ataş

Gercekedebiyat.com

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

İlgili İçerikler