Akrabalar arasında / Erdinç Gültekin
Benim gibi büyük şehirde doğsa da kökü taşraya dayanan; denize bakan bir sokakta büyüse de gecekondu sayılabilecek noktalarda hemşerileri olan biri taziyelerde susmasını bilmeli. Hele ki kabuğuna yabancılaşmışsa, uyumsuzsa, sözü para etmiyorsa, namlı bir konumu da yoksa... Ama dayanamadım. Daha otuzuna gelmeden ihaleye fesat karıştırmaktan hapis yatmış oğlunu övüp duruyordu ihtiyarımız. Oğlunun Ankara'ya çağrıldığını kasıla kasıla anlatan, bu arada da sağlam bir iktidar şakşaklamasıyla ekonomi güzellemesi yapan ihtiyarımıza saf saf sordum: "Senin oğlanın" dedim, "Davası n'oldu? Hani birilerini tehdit etmişti." İhtiyarımız kin saçan gözlerle baktı. O bir karış boyu bir çift göz oldu, öyle baktı. Dudaklarını akşama kadar sıkabilirdi belki ama yanıt vermesi gerekirdi, on kişinin oturduğu kiminin gülmemek için kendini sıkmak zorunda kaldığı masada. "Aklandı. Boşuna yattı beş ay. Bilmiyor musun, duymadın mı?" Az önce önüme konan lahmacundan bir ısırık daha aldım, bir yudum da ayran içtim. İhtiyarımız yine aldı sözü. Hainlikten, çekemeyenlerden, karnından konuşanlardan ve onları doğuranlardan bahsetti. O saydırırken ben lahmacunumu bitirdim. Lahmacun çıtır çıtırdı. Mutlu oldum. Keyfim arttı. Ben ağzımı silerken ihtiyarımız da ölen kişinin yoksul bir insan olmadığını düşünüp ağzını fazla bozduğunun farkına vararak susmuştu. "Senin oğlan geçen ay Umre'ye gitmiş. Allah kabul etsin." dedi masadakilerden bir gözü görmeyen, nereye baktığı da pek belli olmayan yoksul ihtiyar. Ötekinin yüzü güldü. Yine oğlunu övmeye başlayacaktı. "Ben de duydum Allah kabul etsin." diyerek araya girdim. İhtiyarımızın yüzü asıldı ben konuşunca. Konuşma hevesi kaçtı. Ben sürdürdüm: "Allah kabul etsin, etsin ama senin oğlan işçi kontenjanından gitmiş oraya, öyle duyduk. O şekil kabul oluyor mu Umre ziyareti? Senin ki şirket sahibi adam." Gülüşmeler oldu. İhtiyarımız önündeki metal küllüğü avuçlayıp üzerime fırlattı, ağzını bozdu. Derneği ayağa kaldırdı. İki hemşeri koluma girip dışarı çıkardı beni. Anne tarafından akrabam olanı sordu: "Yahu sen bu dayını deli etmekten ne zevk mi alıyorsun?" Öteki gülerek ekledi: "Bunun derdi başka. Dayıyı yok etmek istiyor." Erdinç Gültekin
Gercekedebiyat.com
















YORUMLAR