9 Eylül 2026
Son Dakika
Selim Esen
Selim Esen

Dam altı

Dam altı. Ulucanlar Cezaevi burası. Eski adıyla Cebeci tevkifhanesi.

Dam altı

60’lı yıllar…

Günün ilk havalandırması.

Avluya çıkış kapısının karşısında bir kargaşa var. Koğuşta kumar illetini başlatan gençten bir çocuk, bitirim kumarcı…

Havaya para atıyor, önüne kim rastlarsa soruyor:

“Yazı mı tura mı?”

Mahkumlar da havaya paraya atmaya başlıyor. Kendisi şanslı. Tekliği havaya usturuplu atmasından mıdır nedir, tekmil havalandırmadakiler ardından koşuyorlar.

“Cengizzz! Hooop!”

“Yazıya on kayme!”

“Cengizzzz!”

“Turaya iki onluk!”

Cengiz sesin geldiği yere, hızlı tabanca çeken kovboy gibi seğirtip kulak veriyor:

“Beş kağıdına tura!”

Sonuçta birçok mahkûm tufaya geliyor, tersoya düşüyor. Açlıktan nefesi kokanlar çoğalıyor. Bunlar koğuşun başına hem dert hem de bela…

Ulucanlar Cezaevi burası. Eski adıyla Cebeci tevkifhanesi.

Yazı tura sürüyor…

Yaşlı mahkûm öfkeli:

“Lan ufaklık! Bir daha havaya para attığını görürsem, işte o kadar!”

Dam altında kumar illeti bir kere alevlenmiş, milleti sarıp sarmalamış.

Havalandırma kapısında ise, Mangırı olmayanlar, yassı taşları tükürüklüyor, yaş mı kuru mu oynuyorlar.

“Bir paket filtreli harmana kuru!”

“Bir çağ kebabına yaş!”

Yüz elli kişilik koğuşta, bilemediniz yüz otuz kişi, esrar müptelası. Azcık esrar kıtlığı baş gösterecek olsa, bütün püfçüler harman oluyor.

Kumar illetinin harlanıp alevlenmesinin ardından avludaki voleybol maçları da hızlanıyor. Cezaevi müdürü, yani, mahkumların babası, durumdan memnun. İnfaz savcısına sesleniyor:

“Cezaevimizde spora çok önem veriyoruz. Mahkumlar spor yaparak fevkalade vakit geçiriyor, sağlıklarını koruyorlar…”

Tamam da…

Voleybol maçları kördüğüm vaziyette. Esrarına voleybol oynanırken, oyuncular ve seyirciler, herkes birbiriyle tutuşuyor. Seyirciler bazen karşı taraf oyuncularını satın alıyor. Oyuncular müşkül durumda. Yenerse bir plaka, yenilirse üç plaka kazanma durumları olabiliyor.

Derken…

Seyircilerden dört plakalık yeni bir teklif geliyor. Bu durumda oyuncu n’apsın? Yenerse bir plaka eksi dört plaka, yenilirse üç plaka derken, beş plakalık bir teklif daha geliyor.

Maç sonlarında tüm hesaplar çorbaya dönüyor.

On dört ve on beşinci sayılarda, özellikle seyirciler arasında kavgalar baş gösteriyor. Kavgada kimin kime vuracağı kestirilemiyor. Bu kör düğümü hiçbir felsefeci çözemez.

Hakem sorunu da çözülememiş. Dayak yemesi icap eden garibanlar hakem yapılıyor. Top deseniz, ikide bir koğuş damına kaçıyor, kayboluyor ya da patlıyor.

Nasıl spor bu?

Havalandırma sona erdiğinde koğuşta yer sofrasına çorba geliyor mahkumlar, tahta kaşıklarla yumuluyorlar. İçleri ısınıyor, gönülleri çoğalıyor.

Hayaller kuruyorlar…

Cengiz,

Dam altı merhamete gelsin diye, aynı Kerbela vakasındaki gibi yakarıyor:

“Suuuuu, suuuuu!”

Testiyi getiren koğuş ağası:

“Al len! Hadi gene hizmetini dahi gördük, tamam mı”

Cengiz, kana kana su içiyor. Testiyi kaldırmakla ağzından burnundan sular taşıyor, sular çenesinden aşağıya, göbeğine doğru akıyor.

Dam altı burası…

Gercekedebiyat.com

Selim Esen — Diğer Yazıları

Tümü →