Alpay ve Fabrika Kızı
Kuşkusuz şarkıcı Alpay'ın en sevilen şarkısı Fabrika Kızı'dır. Sözleri ve bestesi Bora Ayanoğlu'na ait eser tüm zamanların en iyi parçalarından biri oldu.

Bu hafta ortası duydum
Alpay vefat etmiş
Delikanlılık yıllarımda
Tamirci Çırağı en favori şarkımdı
Tüm lise yıllarımda yaşadığım kentte
Bir mermer atölyesinde çıraklık yaptım
Ben o Tamirci Çırağı’nı yakinen tanırım.
Tamirci Çırağı gerçekten ilginçtir.
Ülkemizde yaşanan binlerce
Dramatik aşk öykülerinin,
Sınıf farklılıklarına ortam yaratan
Duygu fakiri insanların,
Aşk için yollara düşmüş saf yüreklerin,
Onurları zedelenen sayısız insan
Katmanlarının acısını anlatan
Yürek sızlatan bir şarkı.
Tamirci Çırağı bir an için yerini
Konumunu ve sınıfını unutur,
Elleri ak yumuk yumuk ojeli tırnakları,
Ayağında uzun etek dalga dalga saçları
Olan bir zengin kıza tutulur.
Şarkıda, davul bile dengi dengine teması işlenir.
Bittabi bunun “sınıfsal”, belki kimilerine göre
“Arabesk” anlatımı denebilir.
Yine de 70'lerin o saflığı düşünüldüğünde
Ziyadesi ile yerine oturan bir şarkıdır
ve kulağa her misafir olduğunda
İçi burkularak titrer insanın, garip bir acıyla.
Ben o Tamirci Çırağı’nı yakinen tanırım.
Ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları
Ustam geldi sırtıma vurdu, unut dedi romanları,
İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumları
Dizelerinde öyle bir vurgu yapar ki
O vurgu sizi yerden yere çarpar,
Daralırsın, incinirsin, için ezilir.
Şimdi diyeceksin ki, Alpay ile
Tamirci Çırağının ne alakası var
Tamirci Çırağı’nın bir de kız kardeşi vardı.
Bilirsiniz, “Fabrika Kızı”.
Gün doğarken her sabah, kapımızın önünden geçer,
Başı önde yorgunca, köşeyi dönüp kaybolur.
Aynı dönemin iki şarkısı,
Sanki bana Tamirci Çırağı ile
Fabrika Kızı, bacı-gardaşmış gibi gelirdi.
Çocukluk işte, ben öyle düşünürdüm.
Ortak paydaları işçi olmaları mıdır,
Yoksul, zavallı olmaları mıdır,
Aynı sınıftan olmaları mıdır, bilmiyorum.
Ama ikisini bacı-gardaş olarak düşünmüşümdür.
Ancak Fabrika Kızı,
Tamirci Çırağına benzemez.
Kadın olmasından dolayı
Biraz daha duygusal ve
Bu genç yaşta ağır bir yükün altında
Ezilmiş olmasından daha gerçekçi.
Fabrikada tütün sarar, sararken de hayal kurar.
Bütün arzusu pembe panjurları olmasa da
Bir evi olsun ister, bir de içmeyen kocası.
Bütün arzusu bu. Bu durum sağlanırsa
Tanrı ne verirse geçinip gidecek,
Yeter ki mutlu olsun yuvası.
Bu şarkıda 70’li yıllar için oldukça
İlerici ve toplumsal bir söylem vardır.
İhtiyar anası gibi kadınlığını bilememek.
Çalışan kadın, modernleşmesine rağmen
Gene de ihtiyar anası gibi kadınlığını bilmiyor.
Kendi cinselliği ve kadın kimliğiyle
Asla barışamayacağını,
Belki giderek erkekleşeceğini,
Duyarsızlaşacağını ama bunun
Farkına bile varamadığını anlatıyor.
Bu kadın yine de
Bir kocanın hayalini kurmaktadır.
Para kazanıyor olması ve kendi ayakları
Üstünde durabilmesi yeterli değil,
İlla koca lazım ve üstelik koca olarak
İstediği de çok bir şey değil,
İçmesin, sarhoş olup pislik yapmasın
ve yuvanın rızkını içkiye harcamasın yeter.
Fabrika Kızı, sıska, ince, narin bir şeydir.
Sanki kendi içer gibi fabrikada tütün sarar.
Sararken de hayal kurar, bütün insanlar gibi.
70’li yıllardan günümüze en az 50 yıl geçti.
Büyük olasılıkla tamirci çırağı büyümüş,
Kendi mahallesinden bir kızla evlenmiş,
Üç çocuk sahibi biridir.
Eğer işleri rast gitti ise,
Büyük Sanayi’de ya da OSTİM’de
Bir Tamir-Bakım atölyesi açmıştır.
Büyük oğlunu yazları
Okul kapanınca zanaat öğrenmesi
Amacıyla yanında çalıştırıyordur.
Büyük bir olasılıkla Fabrika Kızı,
Geçici işçilikten kurtulmuş,
TEKEL’de kadrolu olarak çalışmış,
Geçen bunca süre içinde
5.000 iş gününü doldurmuş ya da
EYT’den yararlanıp emekli olmuştur.
80’lerin başında Tamirci Çırağı’nın da
Çalıştığı atölyede kalfa olan
ve aynı mahallede yaşayan
Birisi ile evlenmiştir.
Mahalle baskısı nedeniyle
Kocası içmiyordur, ancak
Bazen karısını dövdüğü olur.
Olsun 2 çocuğunun hatırına
Fabrika Kızı ona da katlanır.
Şimdilerde o narin,
Sıska yapısı gitmiş, irileşmiş
Göbekli koca bir avrat olmuştur.
Bunlar mutlu son mudur bilmiyorum
Ama 15 yaşında iken
Bu ikisi bana bacı-gardaşmış gibi gelirdi.
Şimdi 60 yaşındaki kafa ile
Tamirci Çırağı ile Fabrika Kızı’nın
Aslında birbirlerine çok yakıştığını,
Birbirlerinin talep ve özlemlerine
Cevap verebilecek karı-koca
Olması gerektiğini düşünüyorum.
Hani hep diyorum ya.
Akşam yatağa yattığında
Bakışlarını tavandaki avizeye dik.
Bu akşam o avizeye bir bak.
Sen de suratı yağlı, tulumu eski,
Elinde ingiliz anahtarı ile
Tamirci Çırağını ve
Zayıf, sıska, başı arkadan
Zarif bir tülbentle bağlı
Ayağında eski bir ayakkabısı ile
Fabrika Kızı’nın elinden tutmuş
Karşında bekliyor bulacaksın.
Tamirci Çırağı, belki bacısının,
Belki de karısının elinden tutuyordur.
Kim bilir……
Bazı şarkılar vardır,
Yalnızca kulaklarımızda değil,
Hayatımızın bir köşesinde yaşar.
Bir gençlik fotoğrafının arkasında,
Eski bir radyonun cızırtısında,
Siyah beyaz bir filmin sahnesinde,
Yıllar önce geride bıraktığımız
Bir sevdanın hatırasında saklanır.
O şarkıyı yeniden duyduğumuzda
Zaman bir anlığına geriye döner,
Yüzler değişir, sokaklar eski haline gelir,
Gençliğimiz kapıyı aralayıp içeri girer.
Alpay ve “Fabrika Kızı”,
İşte böyle bir hatıranın adıydı.
Alpay'ın sesi, bir dönemin üzerine
İnce bir hüzün gibi çökmüştü.
Şarkılarıyla sevindik, geçmişe gittik,
Bazen de hiç kimseye anlatamadığımız
Duygularımızı onun sesine emanet ettik.
Bir fabrika kızı geçti bu dünyadan,
Bir şarkı kaldı geriye
Alpay’ın ardından…
Ankara’da doğan,
Yıllarca milyonların kalbine dokunan
Alpay, 91 yaşında aramızdan ayrıldı.
Alpay ile Fabrika Kızı artık yok.
Ama bir yerde eski bir radyo açılacak,
Bir plak dönecek ya da birileri yıllar sonra
İlk kez “Fabrika Kızı”nı dinleyecek.
O anda Alpay yeniden aramıza katılacak.
Belki birinin gözleri dolacak,
Belki biri uzaklara dalacak,
Belki de bir geçmişi özleyecek.
İşte sanatın ölümsüzlüğü
Biraz da burada saklı.
İnsan gider, sesi kalır.
Zaman geçer, şarkısı kalır.
Ömür biter, hatırası kalır.
Güle güle Alpay…
Sen bir şarkı söyledin,
Biz o şarkının içinde bir ömür yaşadık.
Nadir Avşaroğlu
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.