17 Ekim 2026
Son Dakika
Nadir Avşaroğlu
Nadir Avşaroğlu

Alpay ve Fabrika Kızı

Kuşkusuz şarkıcı Alpay'ın en sevilen şarkısı Fabrika Kızı'dır. Sözleri ve bestesi Bora Ayanoğlu'na ait eser tüm zamanların en iyi parçalarından biri oldu.

Alpay ve Fabrika Kızı

Bu hafta ortası duydum

Alpay vefat etmiş


Delikanlılık yıllarımda

Tamirci Çırağı en favori şarkımdı

Tüm lise yıllarımda yaşadığım kentte

Bir mermer atölyesinde çıraklık yaptım

Ben o Tamirci Çırağı’nı yakinen tanırım.

 

Tamirci Çırağı gerçekten ilginçtir.

Ülkemizde yaşanan binlerce

Dramatik aşk öykülerinin,

Sınıf farklılıklarına ortam yaratan

Duygu fakiri insanların,

Aşk için yollara düşmüş saf yüreklerin,

Onurları zedelenen sayısız insan

Katmanlarının acısını anlatan

Yürek sızlatan bir şarkı.

 

Tamirci Çırağı bir an için yerini

Konumunu ve sınıfını unutur,

Elleri ak yumuk yumuk ojeli tırnakları,

Ayağında uzun etek dalga dalga saçları

Olan bir zengin kıza tutulur.

 

Şarkıda, davul bile dengi dengine teması işlenir.

Bittabi bunun “sınıfsal”, belki kimilerine göre

“Arabesk” anlatımı denebilir.

Yine de 70'lerin o saflığı düşünüldüğünde

Ziyadesi ile yerine oturan bir şarkıdır

ve kulağa her misafir olduğunda

İçi burkularak titrer insanın, garip bir acıyla.

 

Ben o Tamirci Çırağı’nı yakinen tanırım.

 

Ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları

Ustam geldi sırtıma vurdu, unut dedi romanları,

İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumları

Dizelerinde öyle bir vurgu yapar ki

O vurgu sizi yerden yere çarpar,

Daralırsın, incinirsin, için ezilir.

 

Şimdi diyeceksin ki, Alpay ile

Tamirci Çırağının ne alakası var

 

Tamirci Çırağı’nın bir de kız kardeşi vardı.

Bilirsiniz, “Fabrika Kızı”.

 

Gün doğarken her sabah, kapımızın önünden geçer,

Başı önde yorgunca, köşeyi dönüp kaybolur.

 

Aynı dönemin iki şarkısı,

Sanki bana Tamirci Çırağı ile

Fabrika Kızı, bacı-gardaşmış gibi gelirdi.

Çocukluk işte, ben öyle düşünürdüm.

Ortak paydaları işçi olmaları mıdır,

Yoksul, zavallı olmaları mıdır,

Aynı sınıftan olmaları mıdır, bilmiyorum.

Ama ikisini bacı-gardaş olarak düşünmüşümdür.

 

Ancak Fabrika Kızı,

Tamirci Çırağına benzemez.

Kadın olmasından dolayı

Biraz daha duygusal ve

Bu genç yaşta ağır bir yükün altında

Ezilmiş olmasından daha gerçekçi.

Fabrikada tütün sarar, sararken de hayal kurar.

Bütün arzusu pembe panjurları olmasa da

Bir evi olsun ister, bir de içmeyen kocası.

Bütün arzusu bu. Bu durum sağlanırsa

Tanrı ne verirse geçinip gidecek,

Yeter ki mutlu olsun yuvası.

 

Bu şarkıda 70’li yıllar için oldukça

İlerici ve toplumsal bir söylem vardır.

İhtiyar anası gibi kadınlığını bilememek.

Çalışan kadın, modernleşmesine rağmen

Gene de ihtiyar anası gibi kadınlığını bilmiyor.

Kendi cinselliği ve kadın kimliğiyle

Asla barışamayacağını,

Belki giderek erkekleşeceğini,

Duyarsızlaşacağını ama bunun

Farkına bile varamadığını anlatıyor.

 

Bu kadın yine de

Bir kocanın hayalini kurmaktadır.

Para kazanıyor olması ve kendi ayakları

Üstünde durabilmesi yeterli değil,

İlla koca lazım ve üstelik koca olarak

İstediği de çok bir şey değil,

İçmesin, sarhoş olup pislik yapmasın

ve yuvanın rızkını içkiye harcamasın yeter.

 

Fabrika Kızı, sıska, ince, narin bir şeydir.

Sanki kendi içer gibi fabrikada tütün sarar.

Sararken de hayal kurar, bütün insanlar gibi.

 

70’li yıllardan günümüze  en az 50 yıl geçti.

Büyük olasılıkla tamirci çırağı büyümüş,

Kendi mahallesinden bir kızla evlenmiş,

Üç çocuk sahibi biridir.

Eğer işleri rast gitti ise,

Büyük Sanayi’de ya da OSTİM’de

Bir Tamir-Bakım atölyesi açmıştır.

Büyük oğlunu yazları

Okul kapanınca zanaat öğrenmesi

Amacıyla yanında çalıştırıyordur.

 

Büyük bir olasılıkla Fabrika Kızı,

Geçici işçilikten kurtulmuş,

TEKEL’de kadrolu olarak çalışmış,

Geçen bunca süre içinde

5.000 iş gününü doldurmuş ya da  

EYT’den yararlanıp emekli olmuştur.

 

80’lerin başında Tamirci Çırağı’nın da

Çalıştığı atölyede kalfa olan

ve aynı mahallede yaşayan

Birisi ile evlenmiştir.

Mahalle baskısı nedeniyle

Kocası içmiyordur, ancak

Bazen karısını dövdüğü olur.

Olsun 2 çocuğunun hatırına

Fabrika Kızı ona da katlanır.

Şimdilerde o narin,

Sıska yapısı gitmiş, irileşmiş

Göbekli koca bir avrat olmuştur.


Bunlar mutlu son mudur bilmiyorum

Ama 15 yaşında iken

Bu ikisi bana bacı-gardaşmış gibi gelirdi.

Şimdi 60 yaşındaki kafa ile

Tamirci Çırağı ile Fabrika Kızı’nın

Aslında birbirlerine çok yakıştığını,

Birbirlerinin talep ve özlemlerine

Cevap verebilecek karı-koca

Olması gerektiğini düşünüyorum.

 

Hani hep diyorum ya.

Akşam yatağa yattığında

Bakışlarını tavandaki avizeye dik.

Bu akşam o avizeye bir bak.

Sen de suratı yağlı, tulumu eski,

Elinde ingiliz anahtarı ile

Tamirci Çırağını ve

Zayıf, sıska, başı arkadan

Zarif bir tülbentle bağlı

Ayağında eski bir ayakkabısı ile

Fabrika Kızı’nın elinden tutmuş

Karşında bekliyor bulacaksın.

 

Tamirci Çırağı, belki bacısının,

Belki de karısının elinden tutuyordur.

Kim bilir……

 

Bazı şarkılar vardır,

Yalnızca kulaklarımızda değil,

Hayatımızın bir köşesinde yaşar.

Bir gençlik fotoğrafının arkasında,

Eski bir radyonun cızırtısında,

Siyah beyaz bir filmin sahnesinde,

Yıllar önce geride bıraktığımız

Bir sevdanın hatırasında saklanır.

 

O şarkıyı yeniden duyduğumuzda

Zaman bir anlığına geriye döner,

Yüzler değişir, sokaklar eski haline gelir,

Gençliğimiz kapıyı aralayıp içeri girer.

 

Alpay ve “Fabrika Kızı”,

İşte böyle bir hatıranın adıydı.

 

Alpay'ın sesi, bir dönemin üzerine

İnce bir hüzün gibi çökmüştü.

Şarkılarıyla sevindik, geçmişe gittik,

Bazen de hiç kimseye anlatamadığımız

Duygularımızı onun sesine emanet ettik.

 

Bir fabrika kızı geçti bu dünyadan,

Bir şarkı kaldı geriye

Alpay’ın ardından…

Ankara’da doğan,

Yıllarca milyonların kalbine dokunan

Alpay, 91 yaşında aramızdan ayrıldı.

 

Alpay ile Fabrika Kızı artık yok.

Ama bir yerde eski bir radyo açılacak,

Bir plak dönecek ya da birileri yıllar sonra

İlk kez “Fabrika Kızı”nı dinleyecek.

O anda Alpay yeniden aramıza katılacak.

Belki birinin gözleri dolacak,

Belki biri uzaklara dalacak,

Belki de bir geçmişi özleyecek.

 

İşte sanatın ölümsüzlüğü

Biraz da burada saklı.

İnsan gider, sesi kalır.

Zaman geçer, şarkısı kalır.

Ömür biter, hatırası kalır.

Güle güle Alpay…

Sen bir şarkı söyledin,

Biz o şarkının içinde bir ömür yaşadık.

 

Nadir Avşaroğlu

Gercekedebiyat.com

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

Nadir Avşaroğlu — Diğer Yazıları

Tümü →