4 Ekim 2026
Son Dakika

İoanna Kuçuradi'nin ardından bir anı / Ali Ekber Ataş

Yalnız bizim değil, dünyanın da sayılı düşünürleri arasında yer alan Kuçuradi’nin ardından şimdi geriye dönüp baktığımda, bir felsefecinin yaşamından çok, insanı anlamaya ve insan onurunu korumaya adanmış bir düşünce dünyasının izleri üzerinde duruyorum.

İoanna Kuçuradi'nin ardından bir anı / Ali Ekber Ataş

Türkiye’nin uluslararası felsefe dünyasındaki en saygın felsefecilerinden İoanna Kuçuradi’yi bugün kaybettik.

Yalnız bizim değil, dünyanın da sayılı düşünürleri arasında yer alan Kuçuradi’nin ardından şimdi geriye dönüp baktığımda, bir felsefecinin yaşamından çok, insanı anlamaya ve insan onurunu korumaya adanmış bir düşünce dünyasının izleri üzerinde duruyorum.

Bazen hayatınıza giren önemli insanlar ve gerçekleştirdiğiniz herhangi bir edebiyat etkinliğinde düştüğünüz bir tarih notu, hiç beklemediğiniz bir anda düşünce dünyanızda ufuk açan başka bir ustaya çıkarıyor yolunuzu.

Birbirinden bağımsız bu iki etkinliğin bir rastlantıyla aynı yılın içinde denkleşmesi, benim açımdan çok anlamlı ve çok değerliydi.

Fotoğrafın altındaki o kâğıt bana yılı söylüyor: 2001. Ama o tarih, fotoğrafın çekildiği günü söylemiyor. 29 Ekim 2001’de Fatin Rüştü Zorlu Lisesi’nde Vedat Günyol, Mehmet Başaran ve Afşar Timuçin’in katıldığı “7’den 78’e Cumhuriyet ve Gençlik” başlıklı panelimizde kullandığım fotoğraftan kalma.

Demek ki belleğin de kendi arşiv düzeni var; aynı yılın başka bir gününü, başka bir fotoğrafın üzerine iliştiriyor.

Seçtiğim bu fotoğrafın tarihi yazılı: “2001”. Bu tarih, sıradan bir anının not edildiği tarih değil. Daha o çocuk yaşta belleğime kaydettim “okusana” sözünü. Kutsal kitapların ilk emri gibi taşıdım yıllarca belleğimde babamın bu sesini.

Sıradan bir söz olarak not edilmedi hayatımın herhangi bir köşesine bu tarih. Babamla başlayan, öğretmenliğimle devam eden ve bana sürekli bir adım sonrasında atacağım adımın yol haritasını hazırlayan bir iz bıraktı bende.

Yirmi üç yıl öncesine, Maltepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü ve İMEV işbirliği ile 05 Nisan-31 Mayıs 2003, 03 Nisan 2004 - 29 Mayıs 2004, 04-05 Haziran 2004 tarihleri arasında düzenlenen “Etik”, “İnsan Hakları”, “Değişen Dünyada İnsan ve Sorunları” konulu İnsan Bilimleri ve Felsefe Sempozyumu ve “02.04-28.05.2005 ile 26 Mart 2005 tarihleri arasında gerçekleştirilen (Dragos Yerleşkesi’ndeki “Felsefe Söyleşileri” ile Marmara Koleji Sosyal Bilimler’de Prof. Dr. Joanna Kuçuradi onuruna düzenlenen Felsefe Günleri…) o günlerde bu etkinliğe iki yıl üst üste katılmıştım. Fotoğraftaki yüzlere bugün yeniden baktığımda, aradan geçen yılların yalnızca insanları değil, insanın kendi geçmişine bakışını da değiştirdiğini düşünüyorum.

Çocukluğumu anımsadım. Babam, evimizin yeni yapılan tandırlığının dış duvarını sıvarken ellerini ustalıkla kullanmasına hayran olmuş, “Baba bana meleyi ver, ben de meleyeceğim” dediğimde babam bana dönüp, “Eşşek oğlu eşek, meleyeceğine OKUSANA!” dediğini dün gibi anımsıyorum. Niye “oku” dediğinin ayırdına da babamı kaybettiğimde, 51 yaşımda vardım.

Çocukluğumda radyo tiyatrosuna, dünya klasiklerinden Balzac’ın Goriot Baba'sı ve Vadideki Zambak gibi kitaplarının radyodan okumaları eklendi. Babamın “okusana” sözünü yıllarca taşıdım belleğimde. Bugün vardığım kapının aralanmasının üzerinden 58 yıl geçmiş. Ataş ailesinin ilk öğretmeni olarak, toplumsalcı düşünce yolculuğum edebiyattan felsefeye uzanan bir “yol” oldu benim için.

O gün orada bulunanların her birinin başka bir hikâyesi vardı. Benim hikâyemde ise bu fotoğraf, felsefenin yalnızca kitaplarda, kürsülerde ve dersliklerde kalan bir düşünme işi olmadığını fark ettiğim anlarımdan birine açılıyor. Çünkü insan bazen bir düşünürü söylediklerinden önce duruşundan hatırlıyor.

Fotoğrafın ön sırasında, saçlarına kar beyazı bilgeliğini yazdırmış bir anıyla beraberdik o dün. Bugün geriye dönüp baktığımda, o fotoğraftaki kişiden çok, onun temsil ettiği düşünce dünyası üzerinde duruyorum. İoanna Kuçuradi’yi yeniden düşünmek, benim için bir felsefecinin yaşam öyküsünü anlatmak değil; felsefenin insan hayatına nereden dokunduğunu sorgulamak anlamına geliyor.

Ali Ekber Ataş

Gercekedebiyat.com

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

İlgili İçerikler