BM Genel Kurulu ve ‘Orman Kanunu’
BM, Orman yasasının çok çıplak uygulandığı koşulların dayanılmaz hal aldığı, 1. ve 2. Dünya Savaşlarının yarattığı yıkımın üzerinde ortaya çıkan insanlığın ortak vicdanı ve aklının ürünüdür.

Dünyanın ileri gelenleri, seçilmişleri, arkaik düzeyin ürünü ve aristokrasi kültürünün yarattığı şaşaalı krallar BM Genel kurulu için toplandılar.
Devlet başkanları, hükümet başkanları, atadan döle geçen hak kültürü üzerinde yarı tanrı krallar ve avaneleri... hepsi bir görkem ve şaşaa içindeydiler.
Normalinde böyle bir toplantıda insan türünün sorunlarının konuşulması, barışçıl bir dünya ve yaşam için neler yapılacağına ilişkin öneriler ve anlaşmaların yapılması beklenir değil mi?
İnsan türünün karşı karşıya bulunduğu küresel ısınma, ekolojik yıkım, çevresel ve iklim krizine dair sorunların ortaya konulması ve yapıcı- iyileştirici tedbirlerin kararlaştırılması beklenir.
Yine böyle büyüklerin buluştuğu BM Genel kurulunda dünyamızdaki eşitsizlik, işsizlik, şiddet- savaş ve yoksulluğun ele alınması beklenmez mi?
Türümüzün nüfus artış hızının tüm canlıların yaşamını tehdit eden, biyoçeşitliliğin tümünün sonunu getirecek olan karakterini ele almaları ve nüfusu stabil tutacak sınırlı üreme konusunda bağlayıcı karar alınmasını ve doğrultuda yasaların yapılmasını kararlaştırmaları beklenir!
Adalet ve hukukun türümüzün huzur ve mutluluğu için önemi ortaya konularak savaş ve şiddetin yasaklanması ve sorunların çözümünde müzakere yönteminin tek yol ve biçim olarak karar altına alınmasını da bekleriz tabi.
Bu bağlamda UCM'nin kararları kapsamında mahkumiyeti olanların (Netenyahu vb.) tutuklanmasını da bekleriz haklı olarak!
Evet, bütün bunlar beklenirdi BM'den değil mi!
Beklentileri daha da sıralayabiliriz ama bunlar yeterli.
BM, Orman yasasının çok çıplak uygulandığı koşulların dayanılmaz hal aldığı, 1. ve 2. Dünya Savaşlarının yarattığı yıkımın üzerinde ortaya çıkan insanlığın ortak vicdanı ve aklının ürünüdür.
Güya bu ürün, yani BM, insan türünün barış içinde ve eşitsizlikleri gideren, ulusların ve birey olarak herbir insanın yaşam hakkı başta olmak üzere, hak ve hukukunun tesisi için çalışan bir kolektif mekanizma olacaktı.
Hak ve hukukun, barış içinde mutlu bir yaşamın garantörü ve güvencesi olacaktı BM.
Heyhat!
Gelinen noktaya bakıldığında nasıl bir fotoğraf görüyoruz?
BM'nin son Genel Kurulunu nasıl okumalıyız?
Göz çanaklarına kan çökmüş, sarı saçlı, turuncu yüzlü bir adam BM Genel Kurulunda konuşuyor:
"Ben ne yapmalıyım" diyor.
"Acaba İran'ı tümden ve hemen yok mu edeyim, yoksa teslim almak için anlaşma yolunu mu seçeyim?" diye devam ediyor.
"Küba'yı aç bırakacağım ve benim istediğim çizgiye gelinceye kadar bunu sürdüreceğim" diyor.
"Venezuela'da ne yaptığımı gördünüz. Meydan okuyan birini nasıl yaka paça yatağından aldık ve Amerika'ya getirip hapise tıktık"
Evet bu minvalde konuşan adamı dünyanın en ileri gelenleri sessizce dinliyor.
"Hemen yok mu edeyim" dediği İran 90 milyon insanın yaşadığı bir ülke.
Nasıl yok edebilir bu ülkeyi?
Tabiki ancak ve ancak nükleer silahlarını kullanarak bunu yapabilir.
Oysa nükleer silahların kullanımı BM tarafından yasaklanmış bir durum ve insanlık suçu.
Bu suçu işlemeyi düşündüğünü rahatlıkla söyleyebiliyor.
Bir diğeri elinde bir çağrı cihazı ile BM Genel Kurul kürsüsünde arzı endam ederek gözdağı veriyor.
İyi de, vicdanı olmayan bir insan çıkıp bunları söyleyebilir. Peki onu dinleyen ve hiç ses çıkarmayan onca büyük(!) insana ne diyeceğiz?
Kimseden çıt yok.
Ses çıkaran olmadığı gibi bu adamın önünde herkes ceketini ilikliyor, ayakta karşılıyor ve konuşmasını alkışlıyor!
Böyle bir Dünya' da yaşıyoruz.
Orman yasası tam gaz.
Güçlünün güçsüzü yutmaya devam ettiği bir büyük ormandayız.
İnsanlığın geleceği bu ormandan ve yasasından çıkılıp çıkılmayacağına bağlı.
İnsan yasasına ihtiyaç var.
Türümüz ormandan çıkmalı ve insan yasalarını geliştirip egemen kılmalıdır.
Başka türlü onurlu ve ahlaklı bir yaşam gezegenin hiç bir yerinde gelişemez.
Doğan Karaağaç
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.