29 Ekim 2026
Son Dakika
Doğan Karaağaç

Doğuştan var olan biyolojik güdüler insan olmaya yetmez!

Doğuştan var olan biyolojik güdülerimiz (temel güdüler) insan olmaya yetmez ve insan olmaya yol açmaz. Keza insan türünde doğuştan var olan biyolojik temel güdüler pek çok hayvan türlerinde de aynen vardır.

Doğuştan var olan biyolojik güdüler insan olmaya yetmez!

Sosyal güdülerimiz ve toplumsallık (1)


Doğuştan var olan biyolojik güdülerimiz (temel güdüler) insan olmaya yetmez ve insan olmaya yol açmaz.

Keza insan türünde doğuştan var olan biyolojik temel güdüler pek çok hayvan türlerinde de aynen vardır.

Neydi bunlar hatırlayalım:
- Nefes alıp verme
- Yeme ve içme
- Cinsel arzular
- Yaşama isteği
- Ölüm korkusu
- Uyku

Bu temel güdüler insanlaşma sonucunu doğurmaz.

Öyle olsaydı bu temel güdülere sahip binlerce hayvan türünün de insanlaşması gerekirdi.

İnsan olmaya türümüzü zorlayan iki kök nedeni şöyle ifade edebiliriz.
- Zayıflık
- İhtiyaçların dayatması-- Zorunluluk yasası.

Bu iki olgusallık türümüzü düşünen insan'a (Homo Sapiens'e) evrilmeye zorlamıştır.

Günlük pratik çabalar içindeyken (av avlama ve hazırı toplama vd.) sonuçları görme ve algoritmalar oluşturma süreçleri içinde düşüncede soyutlamayı öğrenmesi...

Bilişsel beceriyi geliştirmesi (işbirliği ve güç birliği yapmayı / Kolektif davranış örüntülerini başarması) insanlaşmayı sağlamıştır.

Bu formulasyonda kendiliğinden anlaşılacağı gibi kolektif çaba demek topluluğun ortak çabası demektir.

Birden çok insanın- grup halinde, birlikte yaşaması -çabalaması keyfiyetin değil mecburiyetin (zorunluluğun) sonucudur.

Toplumun doğması bu zorunlu süreçlerin ve olguların sonucudur.

Keza bir ve tek başına türümüz mensuplarının doğada ayakta kalması- yaşayabilmesi mümkün değildir.

Biyolojik temel güdülere sahip türümüzün mensupları bir arada ve birlikte içine girmek zorunda kaldıkları toplum halindelik SOSYAL GÜDÜLERİN oluşumunun temelini oluşturur.

Sosyal güdüler (sosyal duygular) toplum halinde olduğumuz için ortaya çıkan ve oluşan öznel olgulardır.

Topluluk- toplum halinde olunmasa bu güdüler olmaz ve oluşamazdı.

Nedir bunlar, hatırlayalım:
- Başarma hırsı
- Lider olma- baş olma isteği
- Sevme duygusu
- Dayanışma duygusu
- Paylaşma
- Kıskanma
- Öfkelenme
- Yıkıcı hisler
- Acıma ve merhamet duyguları
- Boyun eğme - köleci istenç
- Kendine sevdalanma
- Nefret etme
vd...

Evet bunlar toplum olduğumuz- birlikte yaşadığımız için olan - olabilen sosyal güdüler- duygulardır.
Bunlar doğuştan sonra toplum içinde toplumla yaşarken edinilirler.

Toplumsuz bunlar var olamazlardı.

Şimdi bu özet izahtan sonra esas konuya geçebiliriz.

Yaşamımızda temel güdüler kadar bu sosyal güdüler de bizi güderler.

Bir tez olarak şunu ileri sürüyorum.

İnsan davranışlarının önemli bir kısmı toplum içindir.

İnsanın ömrünün neredeyse tümü toplum denen olgunun beğenisini, olurunu ve beklentilerini karşılamakla geçer.

Ya da şöyle formüle edeyim.

Her birimizin yaşamı toplumun beklentilerine endekslidir.

Bu durumu örneklemler üzerinden anlaşılır kılmaya çalışalım.

Her insanın temel çabalarından biri güzel görünme çabasıdır.

Güzellik salonları ve bakım yerlerinin çokluğuna bakıldığında durum daha da anlaşılır hale gelir.

Peki güzel-şık- bakımlı vb. görünme arzusu ve çabası ne içindir?

Mesela bir insan orman içinde ya da ıpısız bir yerde bir başına yaşamaya bırakılsa o insan güzel görünme çabasını sürdürür mü?

Sürdürmeyeceği kesindir.

Çünkü bu yönlü bütün çabaların gayesi beğenilme isteğidir.

Beğenilme arzumuz bütün güzel görünme çabamızın motorudur.

Devam edecek.

Doğan Karaağaç

Gercekedebiyat.com

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

Doğan Karaağaç — Diğer Yazıları

Tümü →