Bedri Rahmi / İbrahim Karaoğlu
Renklerin türlü türlü halleriyle,
sözcüklerin en tılsımlı şiirleriyle,
hiç yorulmadan
dokunmuş hayata;
çizgilerle,
lekelerle,
beneklerle.
Ve sözcüklerin
en dokunaklı olanıyla düşünmüş.
Rüyalarında bile
resmini, şiirini
çizmiş, yazmış yurdunun.
Doğasının ve halkının
tasasını,
kederini,
sevincini yüklenmiş.
Ve nereye gitse;
Avrupa'ya,
Amerika'ya ya da
en ücra yerlerine Anadolu'nun,
taşımış o yükü benliğinde.
Gizli bir çığlığa dönüştürmüş yükünü.
Çığlığı resim ve şiir.
Kilimlerin, halıların, cecimlerin
yazmaların ve seramiklerin
renkli dünyalarına,
nakışlarına vurulmuş.
İflah olmaz bir tutkuyla,
sanatla örmüş menzilini.
Renklerin bin bir çeşidini öğrendiğinde,
utanmış ressamlığından
ve her resmine bin birini bulaştırmış.
Bitmek bilmez bir merakla,
kana kana
bitimsizce izlemiş halk kültürünü.
Sanatının ocağına,
kendi alevleriyle taşımış her şeyi.
Anadolu'nun rüyasını uyutmuş resimlerinde.
İçini renklerin aleviyle yıkamış.
Daha da tutuştuğunda içi,
sözcüklere sığınmış.
Kanayan şiirlerine katmış
gün görmemiş kederli sözcükleri.
"Eğer bizi göklere asan ömür ipleri
hep bir büyüklükte ise
ilerde kim bilir neler yapacağız?
Belki ben tanınmış bir ressam olacağım." demiş
daha yolun başında.
Ve onu göklere bağlayan ömür ipleri
Karadeniz'in kıyısında,
Görele'de başlamış örülmeye.
Umuda, sevgiye, içtenliğe inanmış
daha yolun başında.
O inançla bağlanmış hayata.
Asıl adı: Ali Bedrettin.
Zamanla, unutulmuş Ali'si.
Adı, önce Bedir'e,
sonra da Bedri'ye dönüşmüş.
Çocukluğunu yurdun değişik kentlerinde,
ergenliğini Trabzon'da geçirmiş.
Lisede, resim öğretmeniymiş Zeki Kocamemi.
O keşfetmiş Bedri Rahmi'nin içindeki ressamı.
Ve her şey
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde başlamış.
Nazmi Ziya, İbrahim Çallı ve Ahmet Haşim'in öğrencisi olmuş.
Eğitimini bitirmeden,
Fransa'ya gitmiş.
Lhote'un atölyesinde kalmış.
Gaugin'in Post-Empresyonist tavrından
ve folklorik sanatın zenginliğine olan tutkusundan,
Van Gogh'un; çağının resmini altüst eden heyecanından,
Matisse'in saf, yalın renkli kompozisyonlarından,
Brague'nin "Gündüz ve Gece " defterinden,
Chagall'ın "Bütün renkler komşularının arkadaşı
ve zıtlarının sevgilisidir." sözünden
ve iyimserliğini
canlı renklerle mutluluğa dönüştürmesinden,
Picasso'nun; doğu sanatına düşkünlüğünden
çok etkilenmiş.
Halk sanatına yaslanmanın erincini duymuş hep,
dünya resmini tanıdıkça.
Ernestine Letoni'ye ( Eren Eyüboğlu'na) sevgisinin etkisiyle,
ilk sergisini Romanya'da açmış.
Yaratıcı bir dışa vurumla yansıtmış duygularını.
Dönüştürmüş, biçimlendirmiş,
yaşamsal değerler yaratmış sanatıyla.
Biçimleri, renkleri
kendi biçemiyle sunmuş tuvallerinde.
Bilinçaltından yansıyan her şey
Anadolu'ya bürünmüş yapıtlarında.
"Sanatın Beyoğlu'ndan Beyazıt'a geçmediği bir ülkede"
düşlerine inanmış hep.
Halkının sanatına inandığı kadar çok inanmış düşlerine.
Halılarına, kilimlerine, cecimlerine, yazmalarına
inanmış memleketinin.
O zengin kültürün deryasına dalmış hep.
"Bir kilimi, bir İznik çinisini,
su katılmamış bir Orta Anadolu bakır işini,
bir tahta oymayı,
kızılcık dalından örülen sepeti,
kurt başlı baltayı, nacağı,
nakışlı keçeyi her zaman sev"miş.
Yüz yıllarca insan figürü yasak diye
geometrik şekillerle,
bitki ve hayvan figürleriyle
nice güzellikler yaratmış bir halkın
ve resimlerini minyatür olarak
kitapların arasına saklamış saraylı ressamların
yarattığı değerleri incelemiş durmadan.
İnce el işçiliğiyle estetik değerler üreten,
geleneksel kültürün beğenisini
ve güzelliğini taşıyan halk sanatının
öğrencisi olmuş hep.
Onlardan ödünç aldığı motiflerle,
halk kültürünün gülüşünü taşımış resimlerine.
Kapısı çalınmadan girilirmiş evine.
Kalamış'taki o küçük ev,
sığınağı olmuş dostlarının ve düşlerinin.
Kimler yok ki dostluk skalasında;
Sait Faik, Orhan Veli, Nazım Hikmet, Aziz Nesin,
Yaşar Kemal, Halikarnas Balıkçısı, Ara Güler,
Ahmet Hamdi Tanpınar, Fazıl Hüsnü Dağlarca,
Azra Erhat, Vedat Günyol, Abidin Dino,
Melih Cevdet Anday ve daha niceleri...
Bir derya ki uçsuz bucaksız o.
Hiç bilmediğimiz dünyalara götürür bizi,
halk kültürünün engin deryalarına
ve çağdaş sanatın özgün tadlarına.
Yoğun, üretici dostlukların
ve hayatı üreterek çoğaltmanın, anlamlandırmanın
en seçkin ustalarından biriydi Bedri Rahmi Eyüboğlu.
Doğumunun 101. yılında, 101 yapıtını seçtik
torunu Rahmi Eyüboğlu'yla.
Resme adanmış bir ömrün atlasından,
özenle seçilmiş yapıtlarıyla,
özlemle anacağız Koca Reis'i
İbrahim Karaoğlu
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.