26 Eylül 2026
Son Dakika

Üç / Erdinç Gültekin

Şimdi hiçbir şey istemiyorum. Ne gelin, ne torun... İsteyen istediğini söylesin. Göz göze geleyim oğullarımla, futbol maçı izleyelim birlikte, izlerken birer ikişer bira içelim, kaçan gollere küfür edelim eskisi gibi; yeter.

Üç / Erdinç Gültekin

Üç oğlum var, bir de üç odalı evim. Üç yıl öncesine kadar karım da vardı. Ama karşımda birdenbire öldü. Gülüyordu. Boynunu kaldırdı gülerken, öyle kaldı, gülerken öldü. İşte onun ölümünden sonra gülünç bir durum aldığını düşünmeye başladım maliyeden emekli olduğumda aldığımız bu üç odalı evin. Çünkü üç oğlum da bekar. Dünyada üç oğluyla, koca koca adamlar olmuş üç oğluyla yaşayan başka bir baba var mıdır acaba...

Büyüğü 47 yaşında. 23 yıldır fabrikada mavi yakalı. Dilimin dönmediği bir makinenin başında çalışıyor. Sağ kulağı duymuyor. Sigarayı çok içer. 

Onun küçüğü 44 yaşında. Ortaokuldan terktir. Askerden önce dişçide çalışıyordu. Askerden döndü, bir daha çalışmadı. Kardeşlerinin eskilerini giyer. Salon da çekyatta yatar. O da çok sigara içer. Onun için para biriktiriyorum. Ben öldükten sonra sigarasız kalmasın diye. 

En küçüğü en çok umut bağladığımdı. 38 yaşına girdi geçen hafta. O da fabrikada çalışıyor. Ama beyaz yakalı. Abilerinden daha yakışıklı. Sigara da içmiyor. Bulur bir beyaz yakalı, evlenir diyordum... Üstelik fakülte mezunu...

Geçen kahvede yıldızımızın barışmadığı bir adam var. Aslında kimse sevmez onu. Bağırarak, küfürlü konuşur. Arkamdan konuşmuş. Bunun da üç oğlu var, üçünü de evlendirememiş, ulan insan hiç olmazsa birini evlendirir demiş, üstüne de gülmüş. Çevreden de gülenler olmuş. İçime dert oldu. Gittim mekânın birinde ellilik rakıyı gömdüm. Biraz hızlı içtiğimden, yaş da ilerlediğinden olacak içtiğim beni bozdu. Eve geçince çocukları aldım karşıma. Ben evleniyorum, dedim. Sizden utanıyorum, dedim. Kahvelerde, berberlerde dedikodusu yapılan adam oldum sizin yüzünüzden. Akraba düğünlerine, taziyelerine bile gitmek istemiyorum artık dedim. Saydım döktüm. Bombardımanım sırasında çocuklar kendilerini savunmaya çalıştı. Büyüğü yaşının geçtiğini, ortancası işsiz olduğunu, küçüğü güvenilir kız bulmanın bu devirde güç olduğunu söyledi. Tamam, dedim sonunda, sizlerin yerine ben evleniyorum. Bunu söyleyip odama çekildim uyumaya.

Gece pis pis rüyalar gördüm. Bir yere yetişmeye çalışıyorum, olmuyor. Ya yol uzuyor ya yanlış araca biniyorum. Sinirlerim bozuluyor. Küfür ediyorum. Arada baş belası hırt tipler çıkıyor karşıma. İyi insanların olduğu kaldırımlarda yürümek istiyorum, karşı kaldırımlara geçiyorum. Yine olmuyor, insanlar sanki alay ederek bakıyorlar bana, ben onlara bakmasam da...

Sabah huzursuz, kendime kızgın uyandım. Elime ne geçmişti evlatlarımı üzerek, öfke kusarak. Üstelik onları tehdit etmiştim olmayan bir kadınla evleneceğimi söyleyerek. 

İki gün geçti. Çocuklarla göz göze gelemiyorduk.  Soğuk, kırgın rüzgâr dinsin diye işsizi karşıma aldım. Evlenme gibi bir isteğim olmadığını, kahvede duyduklarıma canımın sıkıldığını bir öfke patlaması yaşadığımı, bunları kardeşlerine iletmesini söyledim. 

İki gün daha geçti. Çocuklar kendilerine gizli gizli yıllardır küçümseyerek baktığımı düşünüyorlar haklı olarak. Yaralı oldukları bir noktadan salt gaza gelerek öfke kusmam onurlarını kırdı. Utandırdım, ezdim onları içkinin o lanet etkisiyle. Yetmiş yaşına gelmiş bir insanın yapmaması gereken bir yanlıştı yaptığım.

Şimdi hiçbir şey istemiyorum. Ne gelin, ne torun... İsteyen istediğini söylesin. Göz göze geleyim oğullarımla, futbol maçı izleyelim birlikte, izlerken birer ikişer bira içelim, kaçan gollere küfür edelim eskisi gibi; yeter.

Gercekedebiyat.com

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

İlgili İçerikler