Bir yoksul / Erdinç Gültekin
Evet, paltosuz, üzerinde bir gömlek, içinde bir atlet var. Çünkü o bir yoksul. Bu soğukta böyle gezmeye mahkûm edilmiş bir garip. Ama bu adamın yoksulluğunda başka bir şey var. Bunu anlamaya çalışıyorum, ara ara sezdirmeden adama bakarak.
Güvenlik görevlisi oturtuyor adamı tam karşıma. Beş durak sonra ineceksin. Durakları say, diyor. Dostça adamın omuzlarına parmak uçlarıyla dokunup çıkıyor metrodan. Adam yoksul. Kart basamadığından, neye bineceğini de bilmediğinden güvenlikçi sevabına yardım etmiş olmalı. Adam yoksul belli. Dört-beş yaşındaki çocuklar bile gözlerini adama dikmiş bakıyorlar ağızları açık. Çünkü bu adamda bir giz var. Evet, paltosuz, üzerinde bir gömlek, içinde bir atlet var. Çünkü o bir yoksul. Bu soğukta böyle gezmeye mahkûm edilmiş bir garip. Ama bu adamın yoksulluğunda başka bir şey var. Bunu anlamaya çalışıyorum, ara ara sezdirmeden adama bakarak.
Nerede saklı bu giz... Bu adam sanki yoksulluğun türküsü, şiiri, senfonisi... Düşündüğüm şeye gülüyorum, elimi ağzıma götürerek. Ve adam ilk kez o an bakıyor bana çakır gözleriyle sanki gülümseyerek. Metroda baktığı ilk kişinin ben olduğuma eminim. Bir durak sonra ineceğim. Karşımda elleri kucağında, dimdik oturan bu temiz yüzlü ve gururlu adamın bir sanat eseri olduğunu düşünürken ayağa kalkıyorum. Metro durmak üzereyken paltomu çıkarıyorum, kibarca adamın kucağına bırakıyorum. Adam başıyla teşekkür ediyor. Yaşlı bir kadınla liseli iki kız gülümseyerek bana bakıyorlar. Kızarıyorum. Kapının bir an önce açılmasını istiyorum, metro duracak kadar yavaşlamışken.
Buraya kadarı çok önemli değil bence. Beni sarsan durum iki-üç gün sonra iki sokağın kesiştiği noktada gerçekleşiyor. Adam, yanında ufak tefek bir kadınla yürüyor. O gün adama verdiğim yeşil renk palto kadının üzerinde. Adam yine kareli gömleğinin içinde soğuğa mahkûm... Önümden geçerlerken kadının ağzından şu sözleri işitiyorum.
"Çıkarayım, biraz da sen giy."
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.