Fakat bunun böyle olacağını sağlığında kendisine söyleselerdi, imkânı yok inanmazdı. Nitekim, inanmadığı içindir ki bu masalları bir araya getiren kitabı kendi adı altında değil, oğlunun imzasiyle yayınlamıştı. Çağdaşlarının bunu bir hafiflik, bir iâvbalilik saymalarından korkuyordu çünkü.

CHARLES PERRAULT KİMDİR? (1628 - 1703)

Charles Perrault 1628 yılı Ocak ayının 12 nci günü Paris'te doğdu. Öğrenimini Beauvaiş kolejinde yaptı. DAha genç yaşta edebiyata ilgi gösterdi. Bir arkadaşı ve kardeşlerinin ikisiyle yazılar yazmağa başladı.

Charles Perrault'yu 1651 yılında, Paris barosunda avukat olarak görüyoruz. Ağabeysi Pierre, XIV. Louis devrinin ünlü bakanı Colbert'in gözde bir memuruydu. Kardeşi Charles'ı da maliyenin Genel Gelirler dairesine memur tâyin ettirdi. Charles Perrault 1654-1664 arasında tam on yıl, bu işte çalıştı. Sonradan kıralın emlâkini idareye memur dairede genel denetçi oldu. Ayrıca, kamu anıtlarının üzerlerine yazılacak kitâbeleri hazırlıyan komisyonda üye idi, bu gibi yazıtları hazırlamakla görevlendirilmişti. 1671 de Fransız Akademisine üye seçildi.

Charles Perrault bu arada, devrinin ünlü salonlarına devam etti. Nazik, hoşsohbet bir adam olduğundan, çağdaşları kendisini pek seviyorlardı. Şiir yazmaktan da geri durmamaktaydı. Fransız Akademisine girer girmez, bu topluluğun çalışmalarına yakından katıldı. XIV. Louis'nin Bakanı Colbert, ona yarı-resmi bir görev vermişti: Charles Perrault kırallığın otoritesini, itibarını kökleştirip yaymak için gerekli olan prestij politikasına, edebiyatı da hizmet ettirecekti.

Perrault Fransız Akademisinin teşkilâtında, üyelerinin seçim tarzında değişiklik yaptı. Nitekim 13 Ocak 1672 den başlıyarak, Akademinin oturumları halka açıldı. Perrault çok çalışıyor, kudretli kişiler tarafından destekleniyordu ama, başka grupların öfkesini üzerine çekmekten de geri durmuyordu. Bunlar arasında, o devrin ünlü hicivcisi Boileau ile onu tutanlar da vardı.

Bu hizipler arasındaki kavga, 27 Ocak 1687 de patlak verdi. Buna da Perrault'nun Akademide okuduğu, kıralı öven bir şiir sebep oldu. Perrault, pek âhım-şâhım bir şey olmayan bu şiirinde, yeni yazarların eskilere olan üstünlüğünü ispata çalışıyordu. Boileau, Racine ve öteki büyük yazarlar kendisiyle alay edince, Perrault 1688-1697 arasında yayınladığı dört ciltlik bir eserde, bu konudaki düşüncelerini anlattı. Ara yerde Boileau ile olan kavgaları devam ediyor, ikisi de görüşlerini savunmak için kitap üstüne kitap yayınlıyorlardı.

Eskilerle yeniler yüzünden iki yazar arasında başlıyan bu kalem çatışması, biraz da o yüzyılın edebi hâdisesi oldu. Perrault kendisini edebi üne ve ölmezliğe eriştirecek olan eserini 1697 de, yani 69 yaşındayken yazdı. Bu eserin adı «Geçmiş Çağların Hikâye ve Masalları» idi. Bunların çoğu halk ağzında dolaşıp anlatılan masallardı. Yani La Fontaine'in nazımla yaptığı işi, Perrault nesirle yapmıştı. Fakat böyle bir kitabı kendi adı altında yayınlamanın ciddi bir iş olmıyacağını düşündü: Eseri oğunun adı altında yayınlıyarak kıralın küçük kardeşinin en büyük kızına adadı.

Bu masallar arasından halkın tanıyıp çok sevdiği «Kül Kedisi, «Mavi Sakal», «Ormanda Uyuyan Güzel», Rossini ile Offenbach'tan tutun da Dukas ve Bartok'a kadar birçok ünlü bestecilere ilham kaynağı oldu. Charles Perrault'nun öteki edebi eserleri, masallarının yanında çok sönük derecededir. Üç perdelik bir de komedi yazmıştı. Ölümünden sonra yayınlanan «Hâtıralar»ı, Colbert'in bakanlık devri hakkında birçok bilgi ile doludur.

Perrault, edebiyat âlemine «Masallar»ını armağan ettikten sonra 16 Mayıs 1703 te, 75 yaşında olduğu halde yine Paris'te hayata gözlerini yumdu.

Ünlü eleştirmeci Sainte-Beuve, onun için şöyle diyor: «Charles Perrault yalnız o bildiğimiz güzel masalları yazmakla kalmamıştır. Çağında yeni düşünceler besleyen, buluşlar yapan, hepsi de geleceğe yönelmiş birçok tasarı ve teşebbüslere girişen bir insan olmuştur. Antik çağ yazarlarının tarafını tutanlarla giriştiği savaşta ancak yarı yarıya yenilmiştir. Hattâ medeniyetin sanatlarda ve endüstride yaptığı gittikçe artan etkileri gördükçe, insan onun daha o zamandan zafer kazandığını söyliyebilir.»

Anatole France da onun için şu yargıya varmaktadır: «Fransız edebiyatında köylerin, kırların şiirini, ev ve aile hayatının sağlam, derin şiirini hissedenlerden biri La Fontaine ise, öteki de Perrault'dur.»

Semih Tiryakioğlu
(Büyük Yazarlar ve Şaheserleri, Doğan Kardeş Yayınları İstanbul 1963)
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)