Gulliver'in Yolculukları
Swift'in şaheseri olan, bütün dünya dillerine çevrilmiş bulunan Gulliver'in Yolculukları, çok sade bir üslüpla, eğlenceli tarzda yazılmış bir kitaptır. Çocuk klâsikleri arasında yer almış olmakla beraber, büyükler de bunu zevkle okurlar. Kitabın amacı, İngiltere'nin o devirdeki politika ve toplum hayatını yermektir.
Eser, Gulliver adlı bir hekimin başından geçenleri anlatır.
Cüceler ülkesi
Gulliver 1699 yılında İngiltere'deki Bristol limanından, Güney denizlerine giden bir gemiye biner. Yolda gemi fırtınaya tutulup batınca Gulliver uzun zaman yüzer; sonra rüzgârın, dalgaların yardımıyla bir kıyıya çıkar. Fakat o kadar yorgundur ki, kumların üzerinde uyuya kalır. Uyandığı zaman kendisinin, yere çakılmış küçük kazıklara yüzlerce iple bağlı olduğunu görür. Çok geçmeden de bir takım ufacık insanların eline esir düştüğünü anlar.
Cüceler Gulliver'in bağlarını çözmezler, ağzına yemek vererek karnını doyururlar. Sonra onu, kendisi için yapılmış kocaman bir arabaya bindirirler. Bin beş yüz tane küçük atın çektiği bu araba, Gulliver'i ülkenin başkentine getirir. Bu memleketin adı, Lilliput ülkesidir. Gulliver'e burada kocaman bir yapı ayrılmıştır ama o, geceleri yatmak için sürüne sürüne içeriye girmek zorunda kalır.
Gulliver kaderini değiştiremiyeceğini anlayınca, kısa zamanda Lilliput dilini öğrenir, sevimliliği sayesinde saray ileri gelenleriyle dost olur. Sonunda kendisinin Lilliput ülkesinde serbestçe dolaşmasına izin verilir. İlk olarak ülkenin başkentini dolaşır. Burası bir Avrupa şehrinden farksızdır ama, herşey küçücüktür.
O sırada Lilliput ülkesinin, komşuları Blefuscu'lar tarafından istilâsı tehlikesi başgösterir. Düşman donanması iki memleketi ayıran denizi aşmak için elverişli rüzgâr beklerken, Gulliver yanına ip alıp karşı kıyıya geçer. Blefuscu'ların gemilerini bu iplere bağlayıp çeke çeke Lilliput'ların tarafına getirir. Bu yüzden halk bayram yapar. Kıral, Gulliver'e asillik payesi verir. Fakat çok geçmeden kıralla Gulliver arasında anlaşmazlık başgösterir: Kıral, esir aldığı Blefuscu'ları köle olarak kullanmak arzusundadır. Gulliver ise serbest bırakılmalarını ileri sürer. Birçok kimse Gulliver'i destekleyince Blefuscu'lar kurtulur ama, Gulliver kıralın gözünden düşer. Sonra kalkıp komşu ülkeyi ziyarete gider, çok iyi karşılanır. Bir gün Blefuscu ülkesinde dolaştığı sırada, parçalanmış bir sandal görür. Onarıp yanına birkaç da minicik koyun alır, yola çıkar, bir İngiliz gemisine rastlayarak kurtulur.
Devler ülkesi
İngiltere'ye dönünce, Gulliver ailesinin yanında pek az kalır. Bu sefer de Hindistan'a giden «Adventure» adlı bir gemiye biner, Fakat gemi şiddetli rüzgârdan yolunu şaşırarak büyük Tartary ülkesi kıyılarında demir atar. Tayfalar karaya çıkarlar. O sırada Gulliver arkadaşlarından ayrılır. Tayfalar yolda bir devle karşılaşıp gemiye dönerler. Gulliver'i ise devler bir tarlada yakalarlar. Bir çiftçi onu alıp evine götürür. Orada Gulliver ailenin eğlencesi olur. Evin dokuz yaşındaki kızı da onun bakımıyla uğraşmağa başlar.
Çiftçi ilkin Gulliver'i çarşıda herkese gösterir, sonra şehre götürür. Kalabalık, bu minicik yaratığın başına toplanır. Gulliver kalabalığın arasında sıkışıp kalır. Nerdeyse ezilip ölecektir. Çiftçi ölmek üzere olduğunu görünce, onu ülkenin kraliçesine satar. Kraliçe, Gulliver'le yakından ilgilenir. Sarayın hekimleri, bilginleri onu bir hilkat garibesiymiş gibi incelerler,
Gulliver bu ülkede bir kafese kapatılarak tam iki yıl kalır, sonra beklenmedik bir şekilde kurtulur: Büyük bir kuş gelir, onun kapalı olduğu kafesi alıp kaçar. Fakat yolda kafesi denize düşürür. İngiltere'ye giden bir gemi onu kurtarır. Gulliver tekrar yurduna döner ama, normal büyüklükte insanlar arasında yaşamağa biraz güç alışır.
Uçan ada
Fakat Gulliver kısa zaman sonra yine yollara düşer. Bu sefer de gemiye Çinli korsanlar saldırırlar. Gulliver küçük bir sandala binip kayalık bir adaya çıkar. Bir gün gökyüzünde muazzam bir seyin uçtuğunu görür. Bu uçan şey, Laputa adlı bir adadır. İçinde yalnız aydın kişiler oturmaktadırlar. Gündelik hayatla ilgileri yoktur sanki. Çok dalgın kimselerdir. Kendilerine herşeyi, peşlerinde dolaşan uşakları hatırlatmaktadır. Gulliver de bu adada oturanlar arasına katılır. Uçan ada Balnibari adlı kıtanın üzerine gelince, burayı görmek için izin koparır.
Büyücüler adası
Gulliver daha sonra Büyücüler Adasına gider. Bura da adanın valisi büyü kuvvetiyle ona İskender, Hannibal, Caesar, Pompelus, Sir Thomas Moore gibi tarihsel kişileri tanıtır. Onların ruhlariyle konuşturur,
Büyücüler Adasından sonra Gulliver Ölmezler Adasına giderek orada hiç ölmeyen insanları görür. Sonra Japonya'ya, oradan İngiltere'ye gider. Memleketinden üç yıl ayrı kalmıştır ama, kısa zaman sonra yine içi sıkılır. Günün birinde Güney denizlerine gidecek bir gemiye kaptan olur. Fakat tayfalar ayaklanıp Gulliver'i günlerce kamarasına hapsederler. Sonra bir sandala bindirip denizin ortasına bırakırlar.
Sular Gulliver'i esrarlı bir kıyıya sürükler. Burada yarı insan, yarı maymun acayip yaratıklarla karşılaşır. Bunlar en çok attan korkmaktadırlar. Çok geçmeden Gulliver bu ülkeye atların hükmettiğini, yarı insan, yarı maymun yaratıkların atlardan pek korktuklarını öğrenir. Gulliver atlara, İngiltere'nin atlar tarafından değil de yarı insan, yarı maymun yaratıklar tarafından idare edildiğini anlatınca bunlar pek şaşarlar. Savaşlarla mahkemeler hakkında bilgi edinince hayretleri daha da artar. Bu gibi şeylerden hiç haberleri yoktur çünkü.
Gulliver bu ülkede uzun zaman rahat rahat yaşar. Fakat günün birinde Ulusal Atlar Meclisi kendisi hakkında bir karar verir: Gulliver yarı insan, yarı maymun yaratıklar gibi muamele görecek ya da yurduna dönmesi için kendisine izin verilecektir. Bunun üzerine Gulliver bir sandal bulup oradan uzaklaşır. Yolda bir Portekiz gemisi onu kurtarır, Gulliver, terkettiği ülkedeki yarı insan, yarı maymun yaratıkları hatırlayınca bütün insanlardan nefret edecek hale gelir. Lizbon'a uğrayıp sonra İngiltere'ye dönerek kendi ailesinin insanlarını görünce, büsbütün sinirleri bozulur, Karısı kendisini öpünce düşüp bayılır. O günden sonra insanları bırakıp atlarla dost olur ve roman da böylece sona erer.
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.