Kararlı aptallık veya aptallığın düzeni
Toplumsal aptallık dikeydir. Yukarıdan örgütlenir, tabana yayılır. Onu toplumsallaştıran, aklın veya zihinsel yetilerin özel yoksunluğu değildir; tamamen çevre, gelenekler, eğitim, hayat tarzımız, aile, arkadaş, kültür ve politik nedenlerledir.
İnsan, uzun aptallıklar üreten bir türdür ve bunun neden böyle olduğu gizemini koruyor hala… Bu sonuca nasıl mı varıyorum? A – Bir meslek odasının üyeleri, bir süre önce yeni başkanlarını seçmek için bir pazar günü toplandılar ve tam 50 yıldır başkanlık yapan aynı kişiyi yeniden seçtiler. Yine aynı gün bir siyasi parti, başka bir kongre merkezinde bir küme taraftarıyla birlikte 40 yıldır başkanlık yapan aynı kişiyi, yeniden başkan olarak ilan etti. (İşin feci yanı o gün çok daha vahim bir şey oldu: İki başkan seçildikten sonra yaptıkları teşekkür konuşmalarında, “Oylarınızla bizi onurlandırdınız… Sizler istediniz, bizler de geldik…” benzeri sözler ederek, hem kibirlerini hem de bulunmaz hint kumaşı olduklarını alkışlattılar. B- 18 Kasım 1978 yılında “Halkın Tapınağı” lideri Jim Jones’in vaazı sonrası, 900 civarında tarikat üyesi siyanür içerek intihar etti… Bundan birkaç yüzyıl önce de “Dünya Düzdür Tarikatı” liderinin talimatıyla, onlarca bilim insanı ateşe atılmıştı. C- Birinci Dünya Savaşı öncesi bir arşidükün suikaste uğraması, savaşın fitilini ateşlemiş ve 4 yıl süren savaşta 20 milyon kişi hayatını kaybetmişti. D- İki komşu ülke arasında, küçük bir toprak parçası üzerinde keçi otlatma yüzünden savaş çıktı. Bu savaş 10 yıl sürdü ve iki taraftan binlerce kişi öldü. (Muhtemelen tarihin en aptalca savaşı buydu.) D- Reis dedi ki: “Değerlerimizi canımızdan aziz bileceğiz. Soğan ekmek yiyeceğiz ama dirliğimizi, düzenimizi koruyacağız. Çok fazla söz söylemeyin….” Niye?... Tılsım mı bozulur?. E- Geçenlerde biri şunu dedi: “Eğer bir gün ölürsem, bunun Cuma gecesi ve siperde olmasını isterim…” Neden, diye sordum. “Çünkü Cuma en hayırlı gecedir…” Buna bir açıklamanız var mı?.. F- Ve birkaç sokak bilgisi: Salı uğursuzdur; tırnak kesilmez, çamaşır yıkanmaz… (Doğrusu binlerce yıldır devam eden bu uygulamanın yüz binlerce taraftarından biri de benim ama neden uygulayıcı olduğumu hala bilmiyorum.) - Covid 19 döneminde, insanlar panik halinde,erzak stoklamak için marketlere hücum etmişti… Öyle ki tanıdığım birkaç aile, üç aylık maaşları tutarında erzak -en fazla da tuvalet kağıdı- stoku yapmışlardı. - İki yıl önce bir komşum, yüzyılımızda salgın halini alan zahmetsiz kazanç uğruna borsaya girmişti ama borsanın nasıl işlediği hakkında bilgi sahibi olmadıklarından dolayı paralarını kaybetmişlerdi. ******* Şimdi, yukarıdaki örnekler üzerinden açıklamaya başlayalım. Bütün örneklerde öncelikle şunu görüyoruz: Egemen erk A kişisi, her yerde başroldedir. A kişisi -gerek oda gerek parti veya herhangi bir oluşum içinde- daha baştan itibaren kendisi için harekete geçebilecek tam bağımlı bir B kümesi yaratıyor. Katalize olan B ise, A kişisinin arzuları doğrultusunda kendi alt kümelerini, yani C, D, E ve devam eden onlarca yeni küme oluşturmaya adıyor kendini. Oluşan her yeni küme de bölüne bölüne başka kümeler yaratıyor ve bilinçdışı bir döngü içinde çoğalarak, A kişisine hizmet temelinde devam ediyor… Ve sistem bu şekilde devreye girdiğinde herkes bir anda aynı refleksleri göstererek, tekrar, kopyalama ve şablonlaşma üzerinden yol almaya başlıyor…. İşte bu tam da aptallığın düzenidir ve aptallığı yaygınlaştıran kararlı etmenlerin başında gelir. Tekrar tekrar kendini üreten bir virüs, hareketi ve eylemi sınırlayan bozulmuş bir hücre… Eğer değilse, bir ömür parti başkanlığı, oda yöneticiliği, dokuz dönem vekillik yapanları, imparatorları, devlet başkanlarını, tarikat-cemaat önderlerini nasıl açıklayacağız?.. Cuma gecesi siperde ölmeyi, Salı günü çamaşır yıkamamayı, Jim Jones’in vaazıyla canına kıymayı, tuvalet kağıdı stoklama çılgınlığını, bir keçinin inadı uğruna yıllarca savaşmayı ve diğerlerini nasıl açıklayacağız? A kişisinin hayatımıza burnunu sokmasını nasıl cevaplayacağız? ******* Toplumsal aptallık dikeydir. Yukarıdan örgütlenir, tabana yayılır. Onu toplumsallaştıran, aklın veya zihinsel yetilerin özel yoksunluğu değildir; tamamen çevre, gelenekler, eğitim, hayat tarzımız, aile, arkadaş, kültür ve politik nedenlerdir. Ergodik bir yapı içinde başlar, aynı ses, aynı eylem, aynı moda, mal-meta, servet- toprak, aynı düşünce ve birbirleriyle çelişmeyen ortalama vasat davranışlarla devam eder. Dil oyunları, mahalle baskısı, sokak jargonu, egemen erk A ve benzerleriyle beslenerek rampayı tırmanır. Şimdi diyeceksiniz ki her şey bu kadar basit mi? Evet… Aptallığın kendisi basit bir şey ve düzenin aptallığa ihtiyacı vardır. Bu yönünü görmek için geçmiş ile bugün arasında bir analiz köprüsü kurduğumuzda, olup bitenleri ve nedenlerini rahatlıkla görebiliriz. Savaşları, kışkırtılan arzuları, futbol yarışmalarını, vaatleri, tapınma ritüellerini, efendi-köle ilişkilerini incelediğimizde, aptallığın kendine özgü bir dilinin ve kimliğinin olduğunu görebiliriz… Ve bu yapı içinde eğitimli-eğitimsiz geniş bir kesimin aynı potada yuvarlandığına da tanık oluruz. ******* Son olarak bir soru: Aptallık biter mi veya bir gün biteceğini öngörebilir miyiz? Kendi adıma pek iyimser değilim. Alıcısı olduğu sürece bitmez görünüyor. Ancak alıcı ile satıcı arasındaki dengeyi, aptallaşmama lehine çevirebilirsek önemli oranda azalabilir. Haydar Uzunyayla
Gercekedebiyat.com














