Şehrin dili
Müdürüm. Bir şehrin dili, konuşması var mıdır? Bir şehir bizle konuşur mu? Somut olarak belki hayır
ŞEHRİN DİLİ Müdürüm Düşünmek lazım Bir şehrin dili, konuşması olur mu? Belki kelimeleri yoktur, Binaların, duvarların, taşların dili vardır. Bir meydan başka türlü konuşur, Şehir bazen gürültüyle anlatır kendini Ama asıl dil, insanlardan gelir. Aynı şehirde yaşayan binlerce ses, Selamlaşmalar, tartışmalar, kahkahalar, Bir şehrin dili gramerle kurulmaz; Nasıl yüründüğüyle, nasıl bakıldığıyla, Bazı şehirler hızlı konuşur. Bazıları ağır konuşur. ve bazı şehirler vardır Belki de şehrin dili dediğimiz şey, Evet, bir şehrin dili vardır. Dinleyene değil, hissedene konuşur. Müdürüm Bir şehrin dili, konuşması olur mu? Ankara’yı dinlemek için bazen kulak yetmez. ve o ritmin temelinde hep aynı şeyler vardır. Sabah başlar bu konuşma. Ankara’nın dili acelecidir. Ankara bağırmaz. Kaldırımlarda yürüyen insanlar hızlıdır, Şehrin dili burada saklıdır işte, mesafede. Bakanlık koridorlarında, üniversite yollarında, Şehir sürekli bir şeylere yetişir gibidir. Ama garip bir şekilde Ankara’nın konuşması bir disiplin taşır. Caddeler düz, cümleler net, hareketler amaçlı Bu şehirde telaş bile düzenlidir. Ne bir heyecan, ne dağınık bir coşku. Daha çok, devam eden bir görev duygusu Ankara konuşur. Ama yüksek sesle değil. Hızlanan adımlarla, kısa bakışlarla, Bu şehirde telaş, gürültü değil; Yaşam biçimidir. Müdürüm Bir şehrin dili, konuşması olur mu? Ankara herkesle aynı şekilde konuşmaz. Ankara birine yalnızlık söylerken, Başkasına özgürlük fısıldayabilir. Aynı cadde, birinde melankoli, Diğerinde ferahlık duygusu yaratır. Bir şehirle kurulan ilişki zamanla değişir. Gençlikte Ankara başka konuşur, İlerleyen yıllarda bambaşka. Öğrenciyken geniş bulvarlar Size özgürlük gibi gelir; Çalışmaya başladığında aynı Genişlik mesafe gibi hissedilebilir. Şehir sabit kalır, insanın iç sesi değişir. Bu yüzden bazen şehrin konuşması, Aslında insanın kendini duymasıdır. Müdürüm Bir şehrin dili, konuşması var mıdır? Bir şehir bizle konuşur mu? Somut olarak belki hayır Ama kulak verirsin İşitirsin, dinlersin, Ankara bunu yapar …… Hissedersin. Nadir Avşaroğlu
Ama her şehir bir şeyler anlatır.
Mekanların, merdivenlerin, kaldırımların…
Dar bir sokak başka türlü.
Kalabalık, koşuşturma, korna ve telaş.
Bazen sükûnet ve sessizlikle
Boş bir park, sabahın erken saatleri,
Gece yarısı ışıklarla bir cadde.
Binlerce ton, binlerce ifade ve bağırış
Bekleyişler, kavuşmalar ve vedalar.
Her gün yaşanan alışkanlıklarla kurulur.
İnsanların birbirine bıraktığı mesafeyle.
Cümleleri kısa, nefesi aceledir.
Durakları uzun, tonu derindir.
Fazla kelime kullanmadan anlatır kendini.
Sokaklara sinmiş ortak bir ruh hâlidir.
Çünkü bu şehir kelimelerle değil, ritimle konuşur.
Keskin ayazın içinde hızlanan adımlar,
Metro girişlerinde çoğalan kalabalık,
Kırmızı ışıkta sabırsızca bekleyen araçlar…
Koşar ama gürültü de etmez.
Gözler çoğu zaman yerde ya da uzaklarda.
Konuşmalar kısadır, gülüşler kontrollü.
Memur adımlarında, öğrenci bekleyişlerinde…
Hiçbir yere gerçekten geç kalınmaz.
Bitmeyen bir gündelik hareketle.
Gercekedebiyat.com














