'Mavi Gözlü Dev' Ankara Film Festivalinde / İsa Küçük
İrfan Demirkol’a, başarı dileklerimle…
Balaban ödül almış
Törende Kültür Bakanı,
Ankaralılar ve genç sanatçılar var,
Sunucu Balaban’ı çağırıyor sahneye:
*
Balaban
Konuşup, konuşmamak arasında kararsız;
“Şimdi dünyanın en yüksek minaresine çıkıp
Size bir şeyler söyleyeyim mi?”
Diye soruyor önce
Alkışlarla alıyor izni:
“Şimdi dünyanın en yüksek minaresine çıkıp
Size bir şey söyleyeyim mi?
Yanlış anlamayın
Anlatacaklarım masal değil, hayal değil
Hepsi gerçek, yalan değil ha!”
Diyerek başlıyor konuşmasına
“Bu Mavi Gözlü Dev filminde gördükleriniz var ya,
Hepsini aynıyla yaşadık biz
Ben ve ustam
Yani ben ve Mavi Gözlü Dev
Benim şair babam
Şu garipliğe bakın ki
Bu ödülü
Bu ödülü Mavi Gözlü Dev getirdi Balaban’a
Ve ben Balaban, bu ödülü veriyorum yakışıklı genç Balaban’a”
Derken, gözleri ile inceliyor, genç Balaban’ı
“Bu ödülü, Mavi Gözlü Dev getirdi
Genç sanatçıya
Ben veriyorum”
— Alkışlar, alkışlar…
*
“Mavi Gözlü Dev, benim şair babam, ustamla
Birlikte yattık mahpuslarda
Birlikte aştık mahpushane duvarlarını”
Sözlerinin burasında,
Ayak parmaklarının üzerinde yükselip
Omuzlarını geriye atarak
Ve elini tuvale uzatır gibi
Uzatarak
Başlıyor konuşmaya:
“Bir gün şair babam, dedi ki bana,
—Sen umudun resmini yap Balaban!
Günlerce düşündüm
Umut ne, umut nasıl, umut nerede
Günlerce umut aradım, umudu düşündüm
Umut ne, umut nasıl,
Umut nerede
Bütün koğuşlarını dolaştım mahpushanenin
Küflü duvarlarına baktım
Mahkûmların gözlerine baktım, tek tek
Dinledim yüreklerinin sesini bütün mahkûmların
Umut yok
Benim berberliğim de var, bilirsiniz
—Hapishanede berberlikte yaptım ben-
Tıraş olan mahkûmların gözlerinde aradım umudu
Berberlerin gözünde
Ellerinde
Ellerindeki makasın sesinde
Şık şık da şık şık, şık şık
Tarağa vuran makasın sesinde
Şık şık da şık şık
Umut yok
Çıkarken yüzümü gördüm aynada
İşte dedim umut, işte umut bu
Umut benim yüzümde
Umut benim gözlerimde
Şair babama koştum
‘İşte dedim, işte umut, umut benim
Umut benim gözlerimde’
Şair babam, Mavi Gözlü Dev, ustam
Gülerek baktı gözlerime
‘’Evet, Balaban, sen umutsun
Umut senin gözlerinde
Umut senin ellerinde”
Birden durdu Balaban,
İki kolunu eski bir dosta sarılır gibi açıp, uzatarak
Köy düğünlerinden türküler alıp getirdi
Türkülerin sesini getirdi
Nefesini, rengini, kokusunu
Dili duru Türkçe
Gözleri ela, kahve, kara, yeşil, mavi
Elleri turunç kokulu
Yetmedi mi renkler?
Masallar, hikâyeler, destanlar getirdi
Masallar, hikâyeler, destanlardan
Hasretler, beklemeler, kavuşmalar, kucaklaşmalar
Kocaman, mavi bir deniz
Deniz kokusu
Ve martıların çığlıkları
Yıkıyor duvarları
Alkışlar, alkışlar, alkışlar
*
Bulunduğum şehirde elektrikler kesiliyor
Kapanıyor televizyon
Yarım kaldı tören
Umut ne, umut nerede, umut nasıl?
İsa Küçük
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.