Son Dakika



Komşunun çilli kızı aşktı. Güzeldi, benzersizdi, sevimliydi. Elini uzatsan dokunacak kadar yakındın, araya aşk ‘muzuru’ girince… Elini uzatıp dokunamaz oldun, gönlünce adını söyleyip seslenemez oldun. Matematik dersinde defterine çillinin adını yazarken az kaldı yakalanıyordun. Öğretmen anlar mıydı bilemem ama, senin yüzün kızarıvermişti.

Sınıfın sümüklü oğlanıyla birlikte sahneye çıktınız ya çilli kız, neydi okuduğunuz şiir? Bir Ümit Yaşar şiiriydi. Şiirle tanışıyordunuz, defterine yazdıklarından biriydi. Yazarken usluydu dizeler, sahnede nedense gönlündeki tele dokunuvermişlerdi. Okurken bir tuhaf olmuşlardı. Siz okumuyordunuz sanki, kendi kendilerini okuyorlardı.

“O saatlerde serpilir gülüşün

Bir avuç su gibi içime, ey yar

Senin de başında o çılgın rüzgar

Deli deli esiverirse bir gün”

 

İçindeki rüzgâr, deli deli başlamasa da esmeye… Bir kıpırdama oldu işte, saklama. Gönül kapını ondan yana açık tutmaya başladın. Dur hele, daha sümüklünün bir şeyden haberi var mı yok mu? Sıra arkadaşın Ilgın, hafiften koku alıyor gibi.  Akşam, ödev yapacağım diye odana geçtiğinde kurduğun bahar manzaralı hayallerin ayrımında olmadığımızı sanıyorsan yanılırsın. Ne o, ablanın makyaj ‘malzemelerini ilk kez görüyormuş gibi. Henüz telefona da elin gidemiyor bir türlü…

***

Aşk bu işte komşunun çilli kızı…

Sınıfın sümüklü oğlanı…

 

Siz şimdi aşkın nevruz günlerini yaşıyorsunuz, doğal olanını… Sıfır masum olanını… Keşke böyle sürüp gitse diyorum, inanın… Ama sürmeyeceğini de biliyorum. Gelenekler cirit atıyor ortalıklarda. Neye benziyor olabilirler? Bin gözlü, bin başlı, düzinelerle kolları bacakları olan “şey”lerdir. Virüs gibi hem canlı hem cansızdırlar. Okuduğun romanlarda, izlediğin filmlerde, dinlediğin şarkılarda gizlenmiş olabilirler.

“Bir gönül vardı bende henüz aşkı tatmamış

Tertemiz hislerine günah nedir katmamış

Arzu duymuş güzele kollarında yatmamış”

 

Çok da duygusal, besteci bunları  notalara dökerken çok da iyi niyetlidir. İlk duyuşta İçinizi titreten dizeler. İçinizde henüz kıvılcım oylumundaki ateşi harlandırır gibidirler. Ortadaki casus dizeyi, bestecinin algılayamadığı gibi siz de ayrımlayamazsınız ilkin. Yargısı kesindir geleneğin. Henüz aşkı tatmamış bir gönlü, o acımasız casus dize gözetlemektedir.  Sıra “kollarında yatmaya” geldi mi…  Ohoo! Hülagü Han olurlar, Neron olurlar, Caligula olurlar.

İşte bütün sorun bu “günah belası” sevgili çilli kız. Sevgili sümüklü oğlan. ‘Günahın icadından sonra’ masumluğu bir yana, doğallığı bir yana aşkın… Başına gelmedik kalmamış. “Siz yazdıklarımı okumayın,” diyeceğim ama… Beter olası gelenek rahat durmaz ki.  Adım adım peşinizde olacak bundan sonra.

Hani o akşam Sevdalara ders çalışmak için gitmiştiniz. Döndüğünüzde apartman girişinde öpüşmeye niyetlenmiştiniz. Daha öpüşün tadını almadan Meymenet teyzeye yakalandınız. Ne diyeceğinizi bilemediniz, deneyimsizdiniz. Oysa birinizin gözüne  toz falan kaçmış olabilirdi, onu bile akıl edememiştiniz. Donup kalmıştınız.

“Aboo! Daha bu yaşta ne bu kızım, günaha giriyorsun.”

Yüzüne bakamıyordunuz. Günah buydu işte çilli kız, sümüklü oğlan. Meymenet teyzenin genlerine yuva yapmış geleneğin yırtıcı kuşu. Siz yüreklenip de:

“Sen bizim yaşımızdayken hiç öpüşmedin mi,” diyemediniz. 

Ya annelerinize babalarınıza söylerse… Çok korktunuz. Dünyanın sonu gibi algıladınız. Komşunun çilli kızına sevgi duymak, sınıfın sümüklü oğlanına gönül kapılarını açmak günah sayılıyordu. Kuralı kim koydu belli değil gibi ama yaptırımı acıtıcı.

Meymenet kadının, günahı çilli kıza yıkmasına da şaşırmıyor muyuz? Kendisi kadındı. Ortak bir eylemin ‘günahlısı’ da sümüklü oğlan değildi, sümüklü oğlan çilli kız ikilisi değildi…

Çilli kızdı...

***

Yarın okul çıkışı kitaplığa gideceksiniz ya… Kitaplığın merdivenlerinde sümüklü oğlana sarıl çilli kız. Şaşırsın, ne yapacağını bilemesin önemli değil.

Sen sümüklü oğlan! Çilli kadar cesur olamadığını dert etme, karşılık ver komşu kızına…

Kitaplığın merdivenlerinde öpüşün.

Kırın geleneğin eğri büğrü boynuzlarını.

Sizi alkışlamayanları kitaplık çarpsın sümüklü oğlan, çilli kız…

22 Ağustos 2023

Esen Yel
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)