Bir ayrılık bir ölüm / Karacaoğlan
Bir ayrılık bir ölüm / Karacaoğlan
Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Karacoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Karac'oğlan
GERCEKEDEBİYAT.COM
KARACAOĞLAN KİMDİR?
Karacaoğlan, 17. yüzyılda yaşadığı rivayet edilen, âşık edebiyatının en önemli şairlerinden biridir.
Karacaoğlan, 1606 ile 1690 yılları arasında yaşamış halk ozanıdır. Etkileyici bir dil kullanan, Karacaoğlan, Osmanlı Devleti’nin ekonomik bunalımlar ve iç kargaşanın hakim olduğu bir zamanda yaşamıştır.
Karacaoğlan, göçebe hayatının, içinde yaşadığı zorluklar ve doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı, yurt edindiği doğa oluşturur. Güneydoğu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen aşiretlerinin yaşayış, duyuş ve düşünüş özellikleri, onun kişiliği ile birleşerek âşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş getirir. Anadolu halkının 7.yy’da çektiği acılar, göçebe yaşantısının yoklukları, çileleri, çaresizlikleri, şiirinde yer almaz. Şiirlerindeki insana dönüklüğünün özünde belirgin olan tema doğa ve aşktır.
Karacaoğlan’ın şiirleri aşk ve doğa üzerinde kuruludur. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi ve ölüm en çok değindiği konulardır. Duygularını, yaşadıklarını, düşüncelerini içten, gerçekçi ve özgün bir şiir yapısı içinde anlatır. Karacaoğlan, Türk aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş biçimi getirdi. Doğa benzetmelerini sık sık kullanır. Çok yalın ve temiz bir Türkçe kullanır. Kendisinden sonra gelen birçok ozanı derinden etkiledi. Bu olumlu etkiler günümüz Türk şiirine kadar uzanır. Şiirlerini ilk kez Nüzhet Ergun derleyip yayınladı. Birçok şiiri bestelendi.
KARACAOĞLAN'IN HAYATI
Karacaoğlan’ın göçebe yaşamından dolayı nerede doğduğu yada nerede yaşadığı ile ilgili kesin kanıtlar yoktur. Tahminen 1606 yılında doğduğu, 1679 ya da 1689 yılında öldüğü sanılmaktadır. Şimdiye kadar inceleme ve araştırmalara göre 17. yüzyılda yaşamış olduğu en güvenilir bilgidir.
Kimilerine göre Kozan Dağı yakınındaki Bahçe ilçesinin Varsak (Farsak) köyünde doğduğu, Osmaniye ili Düziçi ilçesinin Farsak köyünde doğduğunu söyleyenler de var. Türkmen boylarından birine bağlı ama, Gaziantep’in Barak Türkmenleri de, Kilis’in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar.
Adana Kozan’a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyünden olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Batı Anadolu’da yaşayan Karakeçili aşireti bize bağlıdır diyorlar.
Mersin’in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden olduğu ileri sürülür. Bir menkıbeye göre de Belgradlı olduğu söylenir. Bu kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilerden çıkarılan ortak kanı ise, onun Çukurova’da doğup, yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığıdır.
Gezici yaşmış biri için bu kadar farklı bilgiler olması normaldir. Şiirlerinden yola çıkıldığında ömründe yaşadığı değişiklikler tahmin edilebilir.
NEDEN GEZGİN OLDU?
Gerçek ismi Simayil, kendi şiirlerinden bazısında ise Halil ve Hasan olarak geçer. Akşehirli Hoca Hamdi Efendi‘nin anılarına göre Karacaoğlan yetim büyümüştür. Çirkin bir kızla evlendirilme endişesi, babası gibi ömür boyu askere alınma korkusu ve o sıralarda Çukurova’da derebeyi olan Kazanoğulları ile arasının açılması sonucu genç yaşta gurbete çıkmıştır. İki kız kardeşini de yanında götürdüğünü, Bursa’ya, hatta İstanbul’a gittiğini belirten şiirleri vardır. Yine bu şiirlerinden anlaşıldığına göre, Bursa’da ev-bark sahibi olmuş ve evlat acısı yaşamıştır. Anadolu’nun çeşitli illerini gezdiği, Rumeli’ye geçtiği, Mısır ve Trablus’a gittiği de sanılmaktadır. Yaşamının büyük bir bölümünü Çukurova, Maraş ve Gaziantep yörelerinde geçirdiği bilinmektedir.
Doğum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmeyen Karacaoğlan’ın şiirlerinde kaç yaşına kadar yaşadığı tahmin edilebilmektedir. Hoca Hamdi Efendi’nin anılarına göre Maraş’taki Cezel Yaylası’nda doksan altı yaşında ölmüştür. En son bulgulara göre ise mezarının İçel’in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktaYDI.
Ancak yaşadığı yer ile ilgili bu kadar değişik rivayetler olmasına karşın, 2014 yılı içerisinde Karaman'ın Sarıveliler ilçesinde yer alan tarihi Hacı Salih cami'nin restore işlemi sırasında bahçesinde bulunan tarihi mezar taşlarının birisinin üzerinde "Karacaoğlan, ruhuna Fatiha" yazdığı öğrenilmiştir.
Karacaoğlan, Osmanlı Devleti’nin iktisadi bunalımlar ve iç karışıklıklar içinde bulunduğu bir çağda yaşamıştır. Karacaoğlan şiirinin ana temasını, doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı, yurt edindiği doğa oluşturur. Güneydoğu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen aşiretlerinin yaşayış, duyuş ve düşünüş özellikleri, onun kişiliği ile birleşerek aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş getirmiştir.
Şiirlerinde rastlanmayan ana öğelerin içinde, Anadolu halkının 17. yüzyılda çektiği acılar, göçebe yaşantısının yoklukları, çileleri, çaresizlikler yoktur. Doğa içinde yaşadığı için, en belirgin şiir de görülen doğa ve aşktır. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi, acı, ölüm ise şiirinin bu bütünselliği içinde beliren başka temalardır. Duygularını sade ve gerçek halk diliyle anlatmıştır.gerçekçi biçimde dile getirir, düşündüklerini açık ve anlaşılır bir dille anlatmıştır. Yaşama sevinci şiirlerinde görülmekte, Güzelleri ve yiğitleri över, dert ortağı bildiği dağlara seslenir.
KARACAOĞLAN ve DİVAN EDEBİYATI
Karacaoğlan, yaşadığı dönemde Divan Edebiyatı‘nın ve tekke şiirinin çok uzağındadır. Günlük halk dili kullanıp, öz Türkçe daha çok kullanılmış. Arapça ve Farsça sözcüklerin sayısı azdır.
Pir Sultan Abdal, Âşık Garip, Köroğlu, Öksüz Dede, Kul Mehmet’ten etkilenmiş; şiirleriyle Âşık Ömer, Âşık Hasan, Âşık İsmail, Katibî, Kuloğlu, Gevheri gibi çağdaşı şairleri olduğu kadar 18. yüzyıl şairlerinden Dadaloğlu, Gündeşlioğlu, Beyoğlu, Deliboran’ı, 19. yüzyıl şairlerinden de Bayburtlu Zihni, Dertli, Seyranî, Zileli Talibî, Ruhsatî, Şem’î ve Yeşil Abdal’ı etkilemiştir.
Osmanlı Devletinde Meşrutiyet, Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde, halk edebiyatı geleneğinden yararlanan şairlerden Rıza Tevfik Bölükbaşı, Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Kutsi Tecer ve Cahit Külebi Karacaoğlan’dan esinlenmişlerdir.
Şiirleri 1920’den beri araştırılan, derlenip yayımlanan 500 üzerinde şiiri kayıtlara geçmiştir.
ŞİİRLERİNDE ÖLÇÜLER
Kendine ait bir şiir dünyası kurmuştur. Farklı tarz ile halk dilindeki söylemleri şiirlerinin içine katmıştır.
Karacaoğlan, halk şiirinin geleneksel yarım uyak düzenini ve yer yer de redifi kullanmıştır. Hece ölçüsünün 11’li (6+5) ve 8’li (4+4) kalıplarıyla yazmıştır. Bazı şiirlerinde ölçü uygunluğunu sağlamak için hece düşmelerine başvurduğu da görülür.
Şiirlerinde, Mecaz ve mazmûnlara çokça başvurması, söyleyişine güç kazandırmıştır. Halk şiiri yani manilere benzemesi bu yüzdendir.
Koşmalar, semailer, varsağılar ve türküler içinde, Karacaoğlan’ın yeri çok önemlidir.

KARACAOĞLAN ÜZERİNE KİTAPLAR
Saadettin Nüzhet Ergun, Karaca Oğlan (1927)
İlhan Başgöz, Karac’oğlan (1984)
Şükrü Elçin, Halk Edebiyatımızda Kaynaklar Meselesi ve XVI. Asır Ozanı Karacaoğlan (1988)
Umay Günay XVI. Yüzyıl Saz Şairi Rumelili Karacaoğlan (1993)
Saim Sakaoğlu, Karaca Oğlan (2014)
KARACAOĞLAN'IN ŞİİRLERİ
Meşhur Karacaoğlan Şiirlerinden bazıları şöyledir;
Ağacın Eyisi Özünden Olur
Ağlama Sevdiğim Gül Dedi Bana
Ağlayı Ağlayı Düştüm Yollara
Akça Kızlar Göç Eyledi Yurdundan
Ala Gözlerine Kurban Olduğum
Ala Gözlerini Sevdiğim Dilber
Ala Gözlü Benli Dilber
Ala Gözlü Nazlı Dilber
Ala Gözlüm, Ben Bu İlden Gidersem
Altın Kafes İdi Benim Durağım
Arzularım Kaldı
Aşam Dedim Karlı Dağın Başından
Bana Kara Diyen Dilber
Başlıksız
Behey Ala Gözlü Dilber
Benden Selam Eylen
Bir Adam Hasmını Utandıramaz
Bir Ayrılık Bir Yoksulluk
Bir Kız Bana Emmi Dedi
Bir Sofra İsterim
Bir Yiğit de Bir Güzeli Severse
Boynu Yeşil Gövel Ördek
Bulgar/Bolkar Dağı
Bülbül Ne Yatarsın Bahar Erişti
Bülbül, Havalanmış Yüksekten Uçar
Cennet Cehennem Yoktur Diyenler
Çıkıp Yücesine Seyran Eyledim
Çıktım Seyreyledim Niğde’yi Bor’u
Çukurova
Dağlar-2
Dağlar
Deli Gönül
Dinleyin Bir Güzel Medhedeyim
Dün Gece Dün Gece
Ela Gözlü Nazlı Dilber
Elif
Ellenmişde Bellenmişi Nideyim
Evvel Allah, Ahir Allah
Evvel Bahar Yaz Ayların
Evvel Sen De Yücelerden
Felek Vermezsin Dengi Dengine
Gamlanma Gönül
Gel
Gel Güzeli Bolca İle Gidelim
Genç Osman
Gökyüzünde Tüten Olsam
Gönül Gurbet Ele Varma
Gönül Ne Gezersin
Gövel Ördek
Güzel Ne Güzel Olmuşsun
Hasan Dağı
Ilgıt Ilgıt Esen Seher Yelleri
İlk Akşamdan Vardım Kavil Yerine
İlleri Var Bizim İle Benzemez
Kadır Mevlam, Senden Bir Yar İsterim
Kadir Mevlam Senden Bir Dileğim Var
Karacaoğlan 2
Katar Katar Olmus Gelen Turnalar
Kızlar
Koşmalar
Koyun Meler Kuzu Meler
Madem Dilber
Menzil
N`eyleyeyim Şu Dünyanın Ziynetin
Nasihat
Nazlı Yârdan Geldi Bana Bir Name
Nedendir?
Nem Kaldı
Nemçe Kralı
Nuh’un Gemisine Bühtan Edenler
On Birinde Bir Yar Sevdim
Ölüm Ardıma Düşüp De Yorulma
Ömrüm Uzun Eyle
Ötme, Turaç, Ötme; İşin Var Senin.
Sabahtan Çıktım Da Seyran Yerine
Sabahtan Uğradım Ben Bir Güzele
Sana Dedim Allı Gelin Has Gelin
Sarı Edik Geymiş Goncu Kısarak
Seherden Uğradım Dostun Köyüne
Sevdiğim Arzımı Demekçin Sana
Sevdiğim Dilber 1’den 6’ya kadar olan seri
Sinem Üstü Düğüm Olsun, Dağ Olsun
Suya Giden Allı Gelin
Şu Yalan Dünya’ya Geldim Geleli
Şu Yüce Dağların Karı
Şunda Bir Güzelin Salınışını
Türkü
Uçup Uçup Dağ Salından Gelirsin
Üç Derdim Var
Üryan Geldim Yine Üryan Giderim
Var Git Ölüm
Viran Oldum Mor Sümbüllü Bağ İken
Yarda İnsaf Yoktur
Yardan Ayrıldım
Yâre Bir Ben Gerek
Yayladan İnerken Bir Güzel Gördüm
Yaz Gelip De Beş Ayları Dolunca
Yiğidin Eyisini Nerden Bileyim
Yine Dertli Dertli İniliyorsun
Yine Sevda Geldi Serime
Yürü Bire Yalan Dünya