Ankara'da, 1925 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk hapishanesi olarak inşa edilen ve bugün ülkenin ilk cezaevi müzesi olma özelliği taşıyan Ulucanlar Cezaevi, tarih boyunca pek çok önemli isme ve olaya tanıklık etti.  

Türk siyasi hayatında "Karaoğlan" lakabı ile anılan ve pek çok tarihi gelişmede önemli roller üstlenen eski başbakanlardan Bülent Ecevit, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası askeri yönetime olan muhalefeti nedeniyle üç kez hapis cezasına çarptırıldı.  

Bu cezaların bir kısmını Ulucanlar Cezaevi’nde geçiren Ecevit’in, tutuklu kaldığı döneme ait kişisel eşyaları da müzede sergileniyor. Müze koleksiyonunda, Ecevit'e çocukluk döneminde akrabası tarafından hediye edilmiş ve yaklaşık 70 yıllık olduğu belirtilen Erika marka daktilosu özel bir yer tutuyor. 

Ecevit, sadece siyasetçi kimliğiyle değil, aynı zamanda gazeteci, yazar ve şair yönüyle de tanınıyor.  

Siyasete ilk adımı, 1954 yılında CHP'nin Çankaya Ocağı'na üye olarak atan Ecevit, siyasi hayatı boyunca çalışmalarında daktiloyu aktif olarak kullandı. Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nin işleyişi hakkında bilgi veren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, geçmişte burada bulunan şairler, yazarlar, siyasetçiler ve devlet adamlarına ait bazı eşyaları bazen ailelerinden geçici olarak aldıklarını, bazılarının ise müzede kalıcı olarak sergilendiğini kaydetti. 

Tiryaki, Ecevit’in çok yönlü kişiliğinin müzede sergilenen eşyalar aracılığıyla ziyaretçilere aktarıldığını belirtti. Tiryaki, "Eski başbakanlarımızdan Bülent Ecevit’in yalnızca siyasi kimliği değil, aynı zamanda gazeteci ve şair yönleriyle de önemli bir isim olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Öğrencilik yıllarında yakın bir akrabası tarafından hediye edilen daktilosu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden geçici olarak alındı ve cezaevi müzemizde 6 aylık bir süre ile sergileniyor. Bu değerli eşyanın burada bulunmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." diye ekledi. 

Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nin yakın siyasi tarih açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Tiryaki, darbe dönemlerinde hukukun rafa kaldırıldığı ve birçok insanın burada hapis cezasına çarptırıldığını hatırlatarak, müzenin ziyaretçilere geçmişin koşullarını anlamada büyük dersler sunduğunu ifade etti.  

Tiryaki ayrıca, müzenin yoğun ilgi gördüğünü ve yılın her döneminde yüksek ziyaretçi sayısına sahip olduğunu belirtti. Müzenin, kültürel faaliyetlere de kapı araladığını dile getiren Tiryaki, bu mekanların günümüz kültürü ve sanatı için değerlendirilerek korunmasının önemine dikkat çekti.  

Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ni ziyaret edenlerin, bir dönem başbakanlık yapmış bir devlet adamının cezaevindeki sürecini yerinde görme fırsatı bulmalarının yanı sıra ona ait kişisel eşyaları inceleme imkanı da edindiklerini ifade ederek, bu yönüyle sergilenen eserlerin değer taşıdığını vurguladı.  

Gercekedebiyat.com 


ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)