nadir-avsaroglu-mamak-cez-20260706225123891.jpg


 

Müdürüm

 

Şair “mapusluk zor zanaat” demiş

Gerçekten de zor zanaat.

 

12 Eylül’de bu ülkenin aydınlık insanları

Metris, Sağmalcılar, Diyarbakır’daydı.

Ama ben en çok Mamak’ı dinledim.

 

Şirin mi şirin gecekondu evleri

Samsun asfaltında otomobiller

Ne güzeldir yollarda olmak şimdi…

 

Bu birkaç dize,

Dışarıdaki hayatın ne kadar sıradan,

Ne kadar doğal aktığını anlatıyordu.

Oysa aynı yıllarda, o yolun hemen

Yanı başındaki Mamak Cezaevi'nin

Yüksek duvarları ardında yaşayanlar için

Bu dizeler bambaşka bir anlam taşıyordu.

…..

12 Eylül sonrasında

Mamak'ın demir parmaklıklı

Penceresinden görünen dünya,

Yalnızca birkaç metre ötedeydi

Ama ulaşılması imkânsız ve uzak

 

Pencerenin ardındaki insanlar,

Sabahın ilk ışıklarıyla Samsun asfaltı

Ağır ağır ilerleyen otobüsler, kamyonlar,

ve otomobilleri seyrederdi.

Egzoz dumanı, korna sesleri,

Yol kenarında yürüyen insanlar…

Dışarıda hayat bütün sıradanlığıyla

Akıp giderken içeride zaman durmuş gibi

 

Cezaevinin penceresinden bakıldığında,

Yamaçlarda gecekondu evleri görünür.

Bacalardan yükselen ince bir duman,

Akşam üzeri sobaya atılan ilk

Kömürün kokusunu hayal ettirirdi.

O evlerde çocuklar top peşinde koşuyor,

Kadınlar kapı önlerinde sohbet ediyor,

Babalar işten dönmenin telaşını yaşıyordu.

İçeridekiler ise o manzaraya bakarken

Yalnızca evlerini değil, geride

Bıraktıkları hayatları düşünüyordu.

 

Samsun asfaltı durmadan akıyor.

Bir otomobil geçiyor.

Arkasından bir otobüs.

Peşinden bir kamyon

Sonra bir otobüs daha.

Her biri bir yerlere yetişiyordu.

Her biri özgürlüğün

Sessiz bir hatırlatıcısıydı.

 

Mamak cezaevi

Ve Samsun asfaltı

Duvar dibinde üç dal gece sefası

Üç kök hercai menekşe

ve dışarıda delikanlı bir bahar

 

Asfalt kenarında insanlar belki o yolu

Her gün kullanıyor, aynı manzarayı

Fark etmeden geçip gidiyorlardı.

Oysa demir parmaklıkların ardından

Ejderha olsan kar etmiyor

Parmaklıkların ardından bakan biri için

Bir yol değil, özlemin, umudun ve

Bekleyişin ta kendisi.

 

Bazen güneş,

Pencerenin demirlerini aşarak

Koğuşun duvarına çizgiler düşürür

O ışık ve çizgiler, günün saatini

Gösteren bir saat gibi izlenir.

 

Mevsimler bile pencerenin

Dışındaki ağaçlardan anlaşılırdı.

İlkbaharda açan badem çiçekleri,

Yaz aylarının kavuran sıcaklığı,

Sonbaharın sararan yaprakları

ve Ankara'nın sert kışı…

 

Dışarıda doğa değişirken

İçeride bekleyiş değişmiyor.

Akşam olunca asfaltın ışıkları yanar

Farlar, karanlığı yaran ince çizgiler

Gibi birbiri ardına uzanır.

O ışıklar bazen umut,

Bazen hüzün olur.

 

Her geçen araç, içeridekilerin

Zihninde bir yolculuğu canlandırırdı

 

Müdürüm

 

12 Eylül

Yalnızca insanların özgürlüklerini değil,

Zaman duygusunu da değiştirdi.

Dışarıda günler hızla birbirini kovalarken

İçeride bir gün bazen bir yıl kadar uzun

 

Aynı pencere, aynı duvar,

Aynı yol ve her gün aynı asfalt…

Belki de bu yüzden,

 

"Ne güzeldir yollarda olmak şimdi."

 

Dizesi, Mamak Cezaevi'nin

Penceresinden bakanlar için

Yalnızca bir şiir dizesi değildi.

O cümle, yürüyebilmenin,

İstediği yere gidebilmenin,

Sevdiğine sarılabilmenin ve

Sıradan bir hayat sürebilmenin

Ne kadar büyük bir nimet olduğunu

Hatırlatan sessiz bir özlemdi.

 

Bugün Samsun Asfaltından

Geçen binlerce araç, belki

O yılların hikâyelerini bilmeden

Yoluna devam ediyor.

Gecekondu mahallelerinin

Önemli bir kısmı değişti,

Asfalt genişledi, şehir büyüdü.

Fakat Mamak'ın duvarlarından

Dışarıya bakan o gözlerin hafızasında,

Şirin gecekondu evleri, durmadan akan

Otomobiller ve özgürlüğü simgeleyen

O yol, yalnızca bir manzara değil

Bir dönemin acısını, umudunu ve

İnsanın en temel arzusunu anlatan

Unutulmaz bir hatıra olarak

Yaşamaya devam ediyor.

 

Nadir Avşaroğlu
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ YAZI

Benzer İçerikler