Mamak ve Samsun asfaltı
Müdürüm Şair “mapusluk zor zanaat” demiş Gerçekten de zor zanaat. 12 Eylül’de bu ülkenin aydınlık insanları Metris, Sağmalcılar, Diyarbakır’daydı. Ama ben en çok Mamak’ı dinledim. Şirin mi şirin gecekondu evleri Samsun asfaltında otomobiller Ne güzeldir yollarda olmak şimdi… Bu birkaç dize, Dışarıdaki hayatın ne kadar sıradan, Ne kadar doğal aktığını anlatıyordu. Oysa aynı yıllarda, o yolun hemen Yanı başındaki Mamak Cezaevi'nin Yüksek duvarları ardında yaşayanlar için Bu dizeler bambaşka bir anlam taşıyordu. ….. 12 Eylül sonrasında Mamak'ın demir parmaklıklı Penceresinden görünen dünya, Yalnızca birkaç metre ötedeydi Ama ulaşılması imkânsız ve uzak Pencerenin ardındaki insanlar, Sabahın ilk ışıklarıyla Samsun asfaltı Ağır ağır ilerleyen otobüsler, kamyonlar, ve otomobilleri seyrederdi. Egzoz dumanı, korna sesleri, Yol kenarında yürüyen insanlar… Dışarıda hayat bütün sıradanlığıyla Akıp giderken içeride zaman durmuş gibi Cezaevinin penceresinden bakıldığında, Yamaçlarda gecekondu evleri görünür. Bacalardan yükselen ince bir duman, Akşam üzeri sobaya atılan ilk Kömürün kokusunu hayal ettirirdi. O evlerde çocuklar top peşinde koşuyor, Kadınlar kapı önlerinde sohbet ediyor, Babalar işten dönmenin telaşını yaşıyordu. İçeridekiler ise o manzaraya bakarken Yalnızca evlerini değil, geride Bıraktıkları hayatları düşünüyordu. Samsun asfaltı durmadan akıyor. Bir otomobil geçiyor. Arkasından bir otobüs. Peşinden bir kamyon Sonra bir otobüs daha. Her biri bir yerlere yetişiyordu. Her biri özgürlüğün Sessiz bir hatırlatıcısıydı. Mamak cezaevi Ve Samsun asfaltı Duvar dibinde üç dal gece sefası Üç kök hercai menekşe ve dışarıda delikanlı bir bahar Asfalt kenarında insanlar belki o yolu Her gün kullanıyor, aynı manzarayı Fark etmeden geçip gidiyorlardı. Oysa demir parmaklıkların ardından Ejderha olsan kar etmiyor Parmaklıkların ardından bakan biri için Bir yol değil, özlemin, umudun ve Bekleyişin ta kendisi. Bazen güneş, Pencerenin demirlerini aşarak Koğuşun duvarına çizgiler düşürür O ışık ve çizgiler, günün saatini Gösteren bir saat gibi izlenir. Mevsimler bile pencerenin Dışındaki ağaçlardan anlaşılırdı. İlkbaharda açan badem çiçekleri, Yaz aylarının kavuran sıcaklığı, Sonbaharın sararan yaprakları ve Ankara'nın sert kışı… Dışarıda doğa değişirken İçeride bekleyiş değişmiyor. Akşam olunca asfaltın ışıkları yanar Farlar, karanlığı yaran ince çizgiler Gibi birbiri ardına uzanır. O ışıklar bazen umut, Bazen hüzün olur. Her geçen araç, içeridekilerin Zihninde bir yolculuğu canlandırırdı Müdürüm 12 Eylül Yalnızca insanların özgürlüklerini değil, Zaman duygusunu da değiştirdi. Dışarıda günler hızla birbirini kovalarken İçeride bir gün bazen bir yıl kadar uzun Aynı pencere, aynı duvar, Aynı yol ve her gün aynı asfalt… Belki de bu yüzden, "Ne güzeldir yollarda olmak şimdi." Dizesi, Mamak Cezaevi'nin Penceresinden bakanlar için Yalnızca bir şiir dizesi değildi. O cümle, yürüyebilmenin, İstediği yere gidebilmenin, Sevdiğine sarılabilmenin ve Sıradan bir hayat sürebilmenin Ne kadar büyük bir nimet olduğunu Hatırlatan sessiz bir özlemdi. Bugün Samsun Asfaltından Geçen binlerce araç, belki O yılların hikâyelerini bilmeden Yoluna devam ediyor. Gecekondu mahallelerinin Önemli bir kısmı değişti, Asfalt genişledi, şehir büyüdü. Fakat Mamak'ın duvarlarından Dışarıya bakan o gözlerin hafızasında, Şirin gecekondu evleri, durmadan akan Otomobiller ve özgürlüğü simgeleyen O yol, yalnızca bir manzara değil Bir dönemin acısını, umudunu ve İnsanın en temel arzusunu anlatan Unutulmaz bir hatıra olarak Yaşamaya devam ediyor. Nadir Avşaroğlu
Gercekedebiyat.com














