Son Dakika

raporum-1122024211717.jpeg


Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine

Dosya No:2021/180E

Yukarda belirtilen dava konusu kitaplar arasında intihal olup olmadığına ilişkin görüşüm şöyledir:

 

NEK SARAYI ROMANI

Mine G. Kırıkkanat’ın yazdığı ve ilk 1990 yılında basılan Sinek Sarayı romanı (Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul 2015. 5. basım) Fransız bir baba ve Türk annenin Sinan adlı oğlunun İstanbula gelişi ve okul arkadaşı Hilmi adlı Türk tarafından havaalanından alınıp yine Hilminin anneannesi Süheylahanım’ın boşalttığı Cihangirde bir çıkmaz sokakta soba borusu gibi” beş katlı içi art nouveau!tarzında döşenmiş tuhaf bir apartmanın son dairesinde kalmak üzere getirilişiyle başlıyor ve devam ediyor.

Sinek Sarayındaki hayali olayların merkez mekânı, İstanbulun Beyoğlu ilçesindeki Cihangir semtinde, hayali Bülbül Sokağı’ndaki bir apartmandır.

Sinek sarayı, eskiden kullanılan (çoğu kez Trakya köylerinde kasap dükkanlarında) sinekleri üzerine çeken ve çok pis kokan üzerine çaputlar bağlı bir nevi kafesin adıdır.

Hilminin anneannesinin Düşkünleri esirgeme kurumu gibi donattı”ğı ve bu sinek sarayın benzetilen beş katlı apartmanın beş dairesinde kiracı olarak oturan roman karakterleri ve tipleri şöyledir:

BODRUM KATI: Kapıcı, cüce Sabbek Hanım ve çam yarması gibi dev yapılı (Down sendromlu gibi ebleh suratlı) oğlu.

BİRİNCİ KAT: Güher ve Süher adlı ikiz, darbukacı kız kardeşler oturuyor. Gece kulüplerinde dansözlere eşlik ediyorlar.

İKİNCİ KAT: Nejla adlı bir travesti yaşıyor. Ancak Nejla gerçekte travesti değil adı Daryal olan bir erkektir. Sevdiği kadının yakınında olmak için travestiymiş gibi yapmakta, apartman sakinleri onun zaman zaman döndüğü erkek görünümünü ‘Travesti Nejlanın sevgilisisanmaktadır.

ÜÇÜNCÜ KAT: Yalnız bir kadın fahişe Gülfiliz. Geceleri dışarı çıkıyor. Roman kahramanına yazdığı öyküleri okuyor; öykü yazıyor.

DÖRDÜNCÜ KAT: Bu apartmanın sahibi Süheylahanım’ın, geçimsiz dul görümcesi Hacer ve kendisi gibi dul kızı Leyla, apartmanın marjinal kiracılarıyla mücadele içinde muhafazakâr karakterler.

BEŞİNCİ KAT: Apartmanın sahibi Süheylahanım’ın ayağını kırdığı için geçici olarak boşalttığı ve Sinan’ın geçici olarak yerleştiği kat. Sinan Laforge, Fransız bir baba ile Türk bir annenin evlilik dışı oğludur.  Fransa doğumlu Sinan Laforge, ortaöğrenimini Galatasaray Lisesinde, yüksek öğrenimini Fransada yapmış ve yaşamını orada kurmuştur. Adını taşıdığı, ancak görüşmeyi reddettiği babası, Fransız bir silah sanayicisidir. Sinan, evlilik dışı çocuk doğurduğu için ailesi tarafından dışlanan metresannesiyle yaşadığı Paristen, onun ölümü üzerine İstanbula döner. Sinan karakteri, Türkiye ile Fransa arasındaki savruluşlarında bir yere ait olamamanın sendromunu ve piç’ olmanın travmasını yaşamaktadır. 

Sinek Sarayı romanı, her bir katında bir daire olan bir apartmanda yaşayan  marjinal karakterleri barındırmaktadır. 

 

BİT PALAS ROMANI

Elif Şafak’ın yazdığı ve ilk basımı 2002 yılında Metis Yayınları tarafından yapılan ve 2009dan itibaren Doğan Kitapta yayımlanan Bit Palas romanının adı, (bir tek apartmanın nasıl yapıldığıyla ilgili kısım hariç) kurgusu, mekânı, çoğu karakteri ve yazım üslubu, Sinek Sarayı romanıyla intihal derecesinde benzerlikler göstermektedir. 

Bit Palasta da olayların merkez mekânı, aynı ilçede Cihangire bitişik Asmalı Mescit semtinde bulunan Jurnal Sokağı’ndaki bir apartmandadır ve yine marjinal karakterler etrafında geçmektedir.   

Fransada yaşayan Valerie Germaine miras kalan art nouveau! tarzında yapılmış Bonbon Palas’ın dairelerinde yaşayan marjinal karakterler:

R NUMARA: Meryem adlı dev yapılı bir kapıcı kadın ve cüce oğlu Muhammet, baba Musa yaşamaktadır.

İKİ NUMARA: Sidar karakteri, anne babasıyla birlikte çocukken Türkiyeden kaçıp, siyasi mültecistatüsüyle İsviçrenin Fransızca konuşulan bölgesine yerleşmiş, on bir buçuk yıl sonra tek başına, üniversite okumaya İstanbula dönen ve iki numarayı kiralayan karakter.

ÜÇ NUMARA: Cemal ve Celal adlı kuaför dükkânı işleten ikiz kardeşler. (Cemal de gizli eşcinseldir.)

RT NUMARA: Ateşmizaçoğlu ailesi.

BEŞ NUMARA: Muhafazakâr Hacı Hacı, oğlu gelini ve torunları. 

ALTI NUMARA: Metin Çetin ve karısı Nadya.

YEDİ NUMARA: Akademisyen ve romancı olan ve kitapta Anlatıcı Benolarak geçen karakterin dairesidir.

SEKİZ NUMARA: Mavi Metres adlı kadın bir zeytinyağı tüccarının metresidir. Ayrıca apartmanın 7 numarasında oturan akademisyen ve romanın anlatıcı karakter Ben ile duygusal ve cinsel ilişkiye girmiştir. Mavi Metres öyküler yazmakta, günlük tutmaktadır.

DOKUZ NUMARA: Hijyen Tijen ve kızı Su. 

ON NUMARA: Madam Teyze.

 

TESADÜF DEĞİL İNTİHAL

Mine Kırıkkanat’ın Sinek Sarayı ve Elif Şafak’ın Bit Palas romanları, Beyoğlu Cihangir çevresinde birbirine benzeyen sokakta birbirine benzeyen (art noveau!) apartmanda yine birbirine benzeyen karakterler arasında gelişen olayları anlatmaktadır.

Romanların adları bile birbirine benzemektedir: Sinek Sarayı – Bit Palas!

Yalnızca yukarıdaki benzerlikler bir fotoğraf olarak bakıldığında tesadüf olmayacak, bu kadar da tesadüf olmaz dedirtecek benzerlikler taşımaktadır.

Karakterlerin cinsiyetleri değiştirilmekte, oturdukları kat/dairenin numarası  değiştirilmekte (cüce kadınsa cüce erkek, dev yapılı erkekse şişman dev kadın) ancak geri çekilip toplu olarak bakıldığında puzzle net olarak tartışmasız belirmektedir.

“İntihal”ın sanki bir tuzakmış gibi koyulmuş “kilit taşı”, Cihangir semtinde terkedilmiş bahçeli bir evin gerçekte olmamasına ve yalnızca Sinek Sarayı romanında hayali olarak yaratılmış olmasına karşın, Bit Palasta aynı bahçenin kullanılmasıdır.

Sinek Sarayı romanının apartmanının bulunduğu Cihangir ve Bit Palas romanının apartmanının bulunduğu Asmalı Mescitin bağlı olduğu Beyoğlu ilçesinde 17 bin 52 gerçek eski apartmandan sadece 6 apartmanın art nouveau mimari süsleme biçemini taşıması ve Elif Şafak’ın Bit Palas’ı yazarken Sinek Sarayı romanındaki hayali apartman mimarisine öykündüğü açıktır. Bu süslemede Sinek Sarayı’ında geçen kuğu” resminin Bit Palasta “tavus kuşu”na dönüştürülmesi, ne kadar çabalansa da gizlenemeyecek bir intihaldir.

Sinek Sarayı romanının kurgusu, çatısı aynen Bit Palasa aktarılmıştır. Bit Palas’ın yazarı ayrıntıları sözcük oyunlarıyla değiştirip gizlemeyi başarsa da romanın çatısı ve karakterleri tıpkı bina gibi fizikseldir, sözcük oyunlarıyla, laf kalabalığıyla gizlenemeyecek bir şeydir.

Bu kadar benzerlik, esinlenme, etkilenme yazarın yaratıcı dehasıyla, edebiyatın birbirinden öğrenme üzerine kurulu piramidiyle açıklanamayacak denli çoktur.

Sinek Sarayı romanı, Bit Palastan 11 yıl önce yazılıp basıldığına göre, bu benzerliklerin tesadüf ya da yaratıcılığın parıltısı değil, Bit Palas yazarının yaptığı bir ayıp, bir intihal olduğu açıktır.

 

BİLİM ve EDEBİYATTA AŞIRMA

Doğrudan ve dolaylı hırsızlık, insanlık tarihi denli eskidir, hiç değişmeyen özü ise sömürü, başkalarının emeğini çalmak, el koymak ve haksız ün ve/ya kazanç sağlamaktır.

Çağlar boyunca hırsızlık, hem hukuk açısından hem etik olarak affedilmeyecek büyük bir suçtur; damgadır.

Edebiyatta esinlenme, etkilenme” olarak olağan, hatta kaçınılmazdır. Esin ve etki çoğu zaman ayırdında bile olmadan yazanın metnine sızar. İşlenen konu ve/ya izlek de aynı olabilir. Böylesi, aşırma” (intihal) sayılamaz.

Doğru esinlenme/etki fiziksel değil, kimyasaldır; bu durumda daha önce yazılanlar yazılacakların mayası sayılabilir.

Bu nedenle örneğin iyi yazarların yapıtları, iyi yazdırmanın kaynağı olarak bile tanımlanmaktadır.

Sanat ve edebiyatta herkesin kullanımına açık, ortak esin kaynakları ve konular/izlekler vardır: doğa, doğum, yaşam, aşk, varoluş, hastalıklar, ölüm, savaş, doğal afetler… gibi. Bunlar ve benzeri ortak konuları işlemek herkesin doğal hakkıdır.

Ancak, marjinal kişilerle dolu aynı apartmanı, aynı semti, her gün karşımıza çıkmayan aynı tipleri, yaşadığı yerlerin adlarını ve cinsiyetlerini değiştirerek aynen almak, ortak esin kaynakları” değil düpedüz aşırma (intihal)dir.    

Bit Palas romanı, Sinek Sarayı romanından aşırılmıştır. Ancak insanlığın ortak değerlerinin süzüldüğü yerleri değil, romanın çatısı, adları, yerleri, kişileri tekrar ederek bu kaba suç, aşırma (intihal) suçu işlenmiştir.

Edebiyat savunmasızdır; aşırıp “çalıntı”yı başka sözcüklerle uzatıp yuvarlayabilirsiniz; milyonlarca sözcüğün içinde eritebilir, tümce oyunlarıyla gizleyebilirsiniz.

Edebiyattaki alıntı”nın “çalıntıya” dönüşmesi diğer alanlardan daha kolay ve daha olasıdır.

Bilim, edebiyat, müzik gibi alanlarda intihalciler” içeridendir, herkesten çok bilim insanı”, edebiyatsever ve müzikseverdirler; kibar hırsızlardır” ve tıpkı Bit Palas’ın yazarı Elif Şafak gibi bazen geldikleri toplumsal konum nedeniyle ünlü, saygın, hatta dokunulmazdırlar. O noktadan sonra sistem de onları destekler ve korur, bu da ardıllarını özendirir ve “çürüme zinciri” yeni halkaların eklemlenmesiyle uzar gider.

Eleştirmen Ali Günay, bunu, ilk adım, kaynak göstermeden alıntı yaparak kendine mal etmek, sonrası, alıntıda ölçüyü kaçırmak, (ç)alıntıyı işlemeden, geliştirmeden olduğu gibi sahiplenmek, bazı sözcük oynamalarıyla bir metni kendi imzasıyla yayımlamak, metinleri, yapıtları “aslına uygun” biçimde kendi ürünüymüş gibi okura sunmak, aslında piyasaya sürüp haksız kazanç sağlamak…olarak açıklamaktadır.

Yaygın olarak uygulanan, alıntı ve göndermelerle oluşturulan Metinlerarasılık” konusunda Tahir Abacı şöyle demektedir: Metinlerarasılık diyerek etki, alıntı, çalıntı, tip anonimleştirme, polemik ne varsa, hepsini doldur torbaya gitsin. En çok da hırsızlar sevdi bu kavramı…” 

Sözcüklerle oynamak olarak tanımlanan postmodern çağdaysa çalıntı (intihal) iyice rahatlayarak altın çağını yaşamaktadır.

Ancak, postmodernizmin de sonu gelmiştir: Artık bir bilimsel çalışmayı aşırıp akademik kariyeri için tez olarak sunmak neyse, bir düşünsel ürünü, romanı, öyküyü, şiiri… aşırmak da odur.

Bit Palas romanında yapılan da maalesef bu eylemdir.

Aşırma/intihal üzerine çalışmalar yapan Prof. Dr. Kubilay Aktulumun yazdığına göre, intihal (aşırma) kavramının henüz yüz kızartıcı bir suç olarak görülmediği XVIII. yüzyılda Diderot ve Voltaire adları aşırmacı yazar” arasında en çok anılanlar arasındadır. Özgünlük arayışında olduğunu açıkça dile getiren, buna karşın aşırmaya başvuran Rousseaunun adını da bu listeye eklemek gerekir.

Maldororun Şarkıları adlı yapıtında Lautréamont, Voltaireden, Pascaldan alıntıladığı kesitleri sözde düzeltmek”, yanlış anlamın yerine doğrusunu” koymak amacıyla yeniden yazdığını iddia etmiştir!

Henri Troyat, aşırmayı Le Mort saisit le vif adlı romanının konusu bile yapmıştır. Romanda Troyat aşırmayı törel bir sorun olarak ele alır. Aşırma bir suçtur, yarar getirmez. Aşırmacının ünü sahte bir ündür, yalandır. 

Tahsin Yücel Yalan adlı romanında bir intihalci (aşırmacı)nin ahlaksız yaşamını anlatır.

Bu tarihsel izlek sonucunda bugün, o dönemler oldukça naif görülmektedir; telif yasası yoktur, bir başkasının emeğini çalarak milyonlar kazanma fikri tehlikeli hale gelmemiştir.

Günümüzde ülkeler ve ülkemiz son yıllarda telif hakkı konusunda oldukça radikal önlemler almış, titiz davranmaya başlamış, telif yasasıyla fikir hırsızlarına dur demiştir.

Bit Palas romanı yazarı, başkasının emeğine hazıra konmuş, aşırmış, intihal yapmış, bunun üzerinden çıkar ve en çok satan yazar unvanıyla haksız maddi/manevi kazanç (ün-para) sağlamıştır. 

Ahmet YILDIZ*

 

*Ahmet Yıldız, yazar ve eleştirmendir. Ankarada 1992- 2007 arasında Edebiyat ve Eleştiri dergisini çıkarmıştır. Orhan Pamukun Beyaz Kale romanındaki intihali saptayıp yazan ilk eleştirmendir. Akademi Kitabevi Öykü Birincilik Ödülü ve Tarık Dursun K. Öykü yarışması birinciliği, Dil Derneği Onur Ödülü sahibidir. Üç eleştiri beş öykü kitabı bulunmaktadır. Halen gerçekedebiyat.com sitesini yönetmektedir.

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ YAZI

Benzer İçerikler