Büyük İskender diyor ki
Büyük İskender vasiyetinde 3 istekte bulunmuş: “Tabutumu en iyi doktorlar taşısın: En iyi doktorların bile ölüme çare bulamayacağı anlaşılsın. “Servetimi sokaklara saçın: Dünyada kazanılan paranın dünyada kaldığı görülsün. “Bir elimi tabuttan sallandırın. Elim boş gittiğim görülsün.” Haksız değil… Örnekleri sıra sıra önümüzde. Ünlü ekonomi dergisi Forbes, 2020 yılında ölen milyarderlerin listesini yayınladı. Listenin ilk sırasında 97 yaşında hayatını kaybeden 2,6 milyar dolar değerindeki servetiyle medya patronu Sumner Redstone var… Redstone, CBC televizyonu ve MTV müzik kanalının sahibi. Elleri boş gidiyor. Listenin ikinci sırasında Güney Koreli iş adamı Lee Kunhee yer verilmiş. 17,3 milyar dolar değerindeki servetiyle 78 yaşında hayatını kaybediyor. Samsung’u yöneten Kunhee, elleri boş gidiyor. Suriyeli milyarder, Joseph Safra’nın ise 23,2 milyar dolarlık serveti varmış. Safra, Brezilya’da en büyük 8’inci ve İsviçre’de J. Dafra Sarasin bankasının sahibi. Elleri boş gidiyor Büyük İskender’in dediği gibi… Doktorlara ihtiyaç duymadan göçüp gidenler de var. Örnek mi? Kessler ikizleri… Alice ve Ellen Kessler, Elvis’le yakın arkadaşlıklar kurmuş, Frank Sinatra ile birlikte sahne almış şov dünyasının ünlü ikizleriydi. Almanya’da büyüyen kız kardeşler, 1959 Eurovision Şarkı Yarışması’nda ülkelerini temsil etmiş, büyük bir çıkış yakalamış ve sekizinci sırada yer almışlardı. 1960’ların başında İtalya’ya taşındılar. Studio Uno adlı varyete şovunda ün kazandılar. Ardından, Playboy dergisinin kapağında yer aldılar. Kessler ikizleri son 39 yıllarını Bavyera’nın Münih kenti yakınlarındaki Grünwald’da büyük bir evde birlikte yaşayarak geçirdiler. Her ikisi de evlenmemiş, çocuk sahibi de olmamışlardı. Kız kardeşler bir gün, merhum anneleri Elsa’nın ve köpekleri Yello’nun külleriyle birlikte aynı küpte gömülmek istediklerini dile getirdiler. Ve… 89 yaşındaki ikizler ötenazi yöntemiyle hayatlarına son verdiler. Miktarı açıklanmayan servetlerini de Sınır Tanımayan Doktorlar adlı yardım kuruluşuna bıraktılar. Alice ve Ellen Kessler, birlikte yaşadıkları dünyadan birlikte ayrıldılar. İnsan yaşamındaki dönem noktalarını, geride kalacak sevdalarını, tutkularını konu etmeden yapamıyor. Savaşlarda hayatını kaybedenlerin ölüme yürürken İskender’in sözlerini anımsadıkları söylenemez. Habersiz gelen ölümlerin de onun sözleriyle ilgisi olamaz. Anımsayalım… 1906’da Pierre Curie’nin sağlığı, yıllarca radyoaktif maddelerle uğraşmaktan, giderek bozulmuştu. Sırt ve bacak ağrıları dinmiyordu. Marie’ye artık laboratuvarda çalışamayacağını söyledi. Yağmurlu bir günde Dauphine sokağında yalnız yürürken, arkadan gelen atlı tramvayın sesini duyamadı. Ve atların ayakları altında ezilerek hayata veda etti. 41 yaşındaki Marie Curie iki kız çocuğuyla hayatta yalnız kalmıştı. İnsan yaşamı işte… Anılarıyla yaşar, anılar belleğinde hayata veda eder. Hayat üzerine çok şey yazılmış, söylenmiştir: Yüce Atatürk, “Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir” derken, Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Nasıl yaşamayı bırakmak, nasıl / Bir memleket mi, bir elbise mi bu” diyordu... Attila İlhan, “Hiçbir şey yaşarken daha önemli değildir!” derken, Ömer Seyfettin, “Sen genç gibi yaşar, ihtiyar gibi ölürsün!” demişti... Reşat Nuri Güntekin, “Sürgün, benim için ölüm gibi bir şeydir” derken, Yaşar Kema, “Yaşlandıkça ölümün soluğunu ensemde hissediyorum” dedi. Uğur Mumcu da Aziz Nesin için, “O, ölüyü bile güldürür ve de düşündürürdü” demişti... Aşık Borani Söz İnsanın Aynasıdır adlı eserinin 2. Cildinde (T. C. Çorum Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Yayın No:19, 2020) “Gidiyorsun Ha” şiirini şu dizelerle dile getiriyor: “Dert keder koymayıp başıma dizip Ayrılığı yazıp gidiyorsun ha Bunca hatıranın üstünü çizip Yuvamızı bozup gidiyorsun ha Başımdaki acı günler geçmeden Bahtımdaki sarı güller açmadan Kanatlanıp yuvasından uçmadan Yavruları yozup gidiyorsun ha Ecel fermanını aldın eline Ayrılığı ezber ettin diline Zehir’ini döküp aşkın gülüne Yağıp esip tozup gidiyorsun ha Sen korkulu rüyam hasret nöbetim Sevda çeke çeke bitti servetim Derdimle baş başa bırakıp yetim Bir hiç için kızıp gidiyorsun ha Âşık Borani’ yem kırık kol kanat Hâlâ seviyorum düşmana inat Viran oldu yuvam bitti saltanat Mezarımı kazıp gidiyorsun ha” Ünlü şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı da “Dalgın Ölü” adlı şiirinde (Varlık Dergisi, 01 Mart 1941) şöyle diyor: “Dün güzel bir kadın geçti / Kabrimin yakınından / Doya doya seyrettim / Gün hazinesi bacaklarını / Gecemi altüst eden... / Söylesem inanmazsınız / Kalkıp verecek oldum / Düşürünce mendilini / Öldüğümü unutmuşum!..” Tarancı, ‘Ölümü’ en çok işleyen şairlerimizin başında gelir... Bir başka şairimiz ne demişti: “Ölüm Allah’ın emri / Ayrılık olmasaydı...” İnsanın, “Madem öldün, koptun hayattan, bari mezarında tek dur be adam...” diyesi geliyor. Büyük İskender bizi nerelere sürükledi gördünüz mü? Hepimizim bir gün karşılaşacağı mutlak son’a… Selim Esen
Gercekedebiyat.com














