no-image.png


ŞİİRİN RUHU VE ZAMANSIZLIK İZLEĞİ

Şiir, Cemal Süreya’nın fiziksel yokluğunu reddederek, onun doğum ve ölüm döngüsünü tersine çeviren bir tespitle başlar. "Bir elli dokuz yaş daha büyür" ifadesi, Süreya’nın 59 yaşında aramızdan ayrılışına (1990) bir göndermedir ancak Karadayı, bu rakamı statik bir son değil, her yıl katlanarak büyüyen bir ömür olarak kurgular.

Bu yaklaşım, şairin ölümsüzlüğüne dair ilk güçlü işarettir. Şiirde geçen "Cemal ölmez ölümsüzdür yaşar" dizesi, bu fikri doğrudan destekler.

EDEBİ BİR ARŞİV OLARAK ŞİİR

Karadayı, şiiri kurarken Süreya’nın sadece ismini değil, onun hayatını ve edebiyat dünyasındaki ayak izlerini birer imge olarak kullanır:

Dergiler: Papirüs, Oluşum ve İkibine Doğru gibi yayınlar, Süreya’nın sadece bir şair değil, aynı zamanda bir fikir işçisi ve yayıncı kimliğini hatırlatır.

Kitap ve Eser Göndermeleri:

"Üvercinka": İkinci Yeni'nin manifestosu niteliğindeki ilk kitap.

"Göçebe": Süreya’nın sürgünlük ve aidiyetsizlik temalarını işlediği dönemi.

"Beni Öp Sonra Doğur Beni": Şairin anne özlemi ve erotizmle harmanladığı o meşhur dizesi.

"Şapkam Dolu Çiçekle": Denemeciliği ve zekâ dolu üslubu.

"Frigya" ve "Nisa": Şiirlerinde sıkça kullandığı mitolojik ve dini alt metinlerin estetik birer yansımasıdır.

"ŞİİR ŞAİRİNİ AŞAR": EDEBİ MİRASIN ZAFERİ

Şiirin final bölümü, Karadayı’nın edebiyat kuramına dair sunduğu o çok kıymetli tespitle mühürlenir:

"Bitirilmemişse erken / Şiir şairini aşar"

Burada kastedilen, Cemal Süreya’nın bedeninin 1990’da durmuş olması, onun şiirinin gelişimini durdurmadığıdır. Süreya, yarattığı dille, icat ettiği kelimelerle ve İkinci Yeni’ye kattığı o "erotik-toplumcu" dengeyle kendi biyografisinden çok daha büyük bir alana yayılmıştır. Karadayı’ya göre gerçek şairlik, şair öldükten sonra şiirin kendi kendine nefes almaya devam etmesidir.

BİÇİM VE ÜSLUP ÜZERİNE

Şiir, serbest nazımla yazılmış olsa da içinde barındırdığı ses uyumları ve Süreya’nın üslubuna yakın "oyuncu" tavrıyla dikkat çeker. "Deli misin" gibi tırnak içi ifadeler, iki şair arasındaki dostane diyaloğu ve Süreya’nın o kendine has, biraz alaycı, biraz hüzünlü tonunu metne dahil eder.

 

SONUÇ

İsmet Kemal Karadayı, bu şiirle sadece bir dostu anmıyor; aynı zamanda Süreya’nın şiir evreninin bir haritasını çıkarıyor. Şiir, Cemal Süreya’yı sadece bir isim olarak değil; bir nehir, bir dergi, bir kapak resmi ve nihayetinde asla bitmeyecek bir metin olarak selamlıyor. Bu inceleme göstermektedir ki; şairler gider, ancak Karadayı'nın da dediği gibi “şiir şairini aşarak” sonsuzluğa yürür.  

“Cemal” şiirini buraya alarak yazımı bitiriyorum.

CEMAL

 (Bir Dost)

Süreya

O her 9 Ocak’larda bilesiniz

Bir elli dokuz yaş daha büyür

“Deli misin” diyor Cemal

Papirüs’ler

Oluşum’lar

 

İkibine Doğru’lar

İster “önce öp”üp “sonra doğur”sun

İster “üvercinka”, “göçebe” olup

“Şapka”sını “çiçek”lerle doldursun

Cemal Süreya bizlere “nisa sureli”

“Uzatır saçlarını frigya”

 

Cemal ölmez ölümsüzdür yaşar

Ama doğrusu ben

Ne diyeceğim biliyor musunuz

Bitirilmemişse erken

Şiir şairirni aşar

 

İsmet Kemal Karadayı

Seçilmiş Şiirler (Sayfa 109)

 

Davut Köksoy
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ YAZI

Benzer İçerikler