Batı basını Cumhuriyet’in ilanını pek beğenmemişti
Cumhuriyetin ilanı krallıklara karşı cumhuriyeti ve demokrasiyi savunan Batı basınında nedense gerekli ilgiyi görmemişti.

Bilindiği gibi bugün bile Batı basını Türkiye’yle ilgili (Çin’le Rusya’yla ilgili de) olumlu haberleri es geçip arka sayfalar aatar, kötü haberleriyse manşet yapar.
Bu durum 103 yıl önce de böyleymiş.
Cumhuriyet’in ilanına, Batı basınının büyük bölümü ya az yer vermiş, ya da kuşkuyla yaklaşan hoşnutsuz yorumlar yapmıştır. Örneğin 9 Eylül 1922'de, İzmir Yunan işgalinden kurtulduğunda, İngiliz basını "Türk zaferi" değil de "Yunan yenilgisi" şeklinde başlıklar atmıştır.
Dış basında Cumhuriyetin kurulmasının yansımaları üzerine en kapsamlı araştırmaları yapan tarihçiler ve diplomatlar arasında ilk sıralarda gelen Bilal Şimşir, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet'in ilanına ilişkin dış basının tutumunu şöyle değerlendirmektedir: "Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu, dış basında olağanüstü geniş yankı yapmamıştır.” diye yazmıştı.
Yorumcuların ortak düşüncesi Türklerin bu işi başaramayacaklarıydı. Onlara göre Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştı ama Türkler en fazla ‘Batı ile değil Batı medeniyeti ile anlaşacaklar’dı! Cumhuriyet Meclis vs. Türklerin neyineydi. Bir savaşı kazandılar bir antlaşma yaptık ama Türkler bir despotluk altında yine eriyip sürüneceklerdi!
Sivas Kongresi sonrasında, Anadolu'daki İngiliz istihbaratının, Londra'ya, "Türkler Cumhuriyete gidiyor" diye geçtiği mesaj, Atatürk’ün İngiliz Harbiye Nezareti'ndeki siciline "Cumhuriyetçidir" notu düşülmesine neden olmuştur.
Bu düşmanlıkları öyle sabittir ki Türkiye’nin son 30 yılında AB fonlarıyla estirilen fırtınanın temel hedefi Atatürk'ün ulusçuluk anlayışı, kurduğu ulusal devletin yapısıdır; uluslaşma konusunda attığı adımları aşındırmak yok saymak yanlış olduğunu yaymak üzerinedir. (Öyle ki bu düşüncelere taraftar bulmak için pek sevdikleri Dolarlar ve Euroların milyarlarcasını harcamaktan çekinmemişlerdir.)
Oysa Türkiye Cumhuriyeti Türk Devrimi, 20. yüzyılın ilk çeyreğinin en önemli tarihsel, siyasal, toplumsal olaylarından biridir. Tıpkı Fransız devrimi tıpkı Amerikan Devrimi gibi. Atatürk’ün ve Cumhuriyetin temel ‘karakter’i bağımsızlık, özgürlük, barışseverlik, çağdaşlık, ulusal egemenlik, öncülük, cesaret, liderlik, akılcılık, gerçekçilik, antiemperyalizmdir. Tıpkı Batı ülkelerinin ilkeleri gibi.

Prof. Barış Doster’in yazdığına göre pek çok Fransız gazetesi, Lozan Barış Antlaşması ve Cumhuriyet’in ilanı karşıtı öyle yayınlar yapmış, kamuoyunu öylesine etkilemiştir ki 1924 yılına gelindiğinde antlaşma halen Fransız parlamentosundan geçmemiştir. Lozan, ancak imzanın üzerinden bir yıl geçtikten sonra parlamento onayından geçerek yürürlüğe girmiştir.
Ankara'nın başkent olmasıyla birlikte (13 Ekim 1923), Avrupa basınında Türkiye'ye ilişkin olumsuz haberlerde belirgin bir artış görülmüş. Başta da İngiltere, Fransa ve İtalya, diplomatik temsilciliklerini Ankara'ya taşıma konusunda çok isteksiz davranmışlardır. Öyle ki 1924 yılı sonuna dek batılı büyük devletler, büyükelçiliklerini Ankara'ya taşımamışlar.
Mustafa Kemal Paşa’nın Avusturya'nın Neue Freie Presse gazetesinin muhabirine verdiği demeçte (22 Eylül 1923), yakında Türkiye'de cumhuriyet rejimi kurulacağını dünyaya duyurmuştur. Yine Barış Doster'in ’azdığına göre bu demeçten birkaç gün sonra, bazı yabancı gazetelerde çıkan uydurma bir haberde, cumhuriyet kurulmasına karşı, Türkiye'de saltanat yanlısı bir ayaklanma olduğu ve bastırıldığı yazılmıştır. Ankara, bu haberleri hemen yalanlamıştır ve yakında cumhuriyet kurulacağını açıklamıştır.
Cumhuriyetin ilanından kısa süre önce, 12 Ekim 1923'te, Fransa'nın ünlü Le Temps gazetesinde "Türkiye Cumhuriyeti" başlıklı bir başyazı yayınlanmıştır. Aynı başlıklı yazılar Bükreş'in L'Independance Roumanie ve Tiflis'in Zarya Vostaka gazetelerinde de basılmıştır. Londra'nın The Times gazetesi ise cumhuriyetin kurulmasını, "Kemal Paşa'nın iktidarı ele geçirme girişimi" olarak yorumlamıştır.
Almanlar biraz daha yumuşak gibidir. 6 Haziran 1924 tarihli Frankfurter Zeitung gazetesinde yer alan "Türkiye Almanya'dan ne bekliyor?" başlıklı, Dr. Karl Klinghard imzalı yazıda, yakın geçmişteki Osmanlı - Alman ilişkileri, ekonomik, siyasi, askeri boyutlarıyla uzun uzun anlatılmış ve şöyle yazmış: "Türkler, ulusal bağımsızlık konusunda neredeyse kendini beğenmişlik derecesine ulaşan duyarlılıktan dolayı, küçük parmağının tırnağını bile vermek istememektedirler".
10 Kasım 1925 tarihli Münchener Neueste Nachrichten gazetesinde ise çok ilginç bir makaleye yer verilmiştir. Makalede Almanların Türkçeye verdiği değer, Türk tarihi ve Türk kültürü hakkında geniş bilgi verilerek anlatılmıştır. Türkçeden övgüyle bahsedilmiştir. Alman basınının büyük gazeteleri, Türkiye'de sürekli muhabir bulundururken, başka bazı yayın organları da gelişmelere göre geçici süreyle muhabir yollamışlardır. Dönemin Alman gazeteleri incelendiğinde, Türkiye'deki iç isyanlardan ekonomik gelişmelere, yapılan reformlardan Ankara'nın dış politikasına kadar Türkiye'yle ilgili çok yönlü ve ayrıntılı haberlerin yapıldığı görülmektedir. Bu yönüyle Alman gazetelerinin Türkiye'ye yönelik ilgileri dikkat çekicidir. (Barış Doster)

Rus basını da Ankara'daki gelişmeleri yakından izlemiş. Rus basını, Sovyet Rusya'nın izlediği dış politikaya koşut olarak Kurtuluş Savaşı'nı desteklemiş. Atatürk ve Cumhuriyete ilişkin çok sayıda haber yapmış, fotoğraf ve karikatürlerle bu haberlerini zenginleştirmiştir. Rus basınında çıkan haberlerde sıklıkla Türk - Rus dostluğu öne çıkarılmıştır. Örneğin, ülkenin önemli gazetelerinden İzvestiya'nın 28 Nisan 1923 tarihli nüshasında Sovyet Elçisi Aralov'un değişmekte olan Türkiye'yi anlatan bir yazısı, "Yeni Türkiye" başlığıyla yayınlanmıştır."
Batı basınında elbette olumlu haberler çıkmıştır ama başta dediğimiz gibi olumsuzlar hep baskın olmuş bunu yıllarca sürdürmüşler bugüne kadar gelmiştir. Belçika'a Hollanda'da İngiltere'de İspanya'da krallık terör estirirken hatta Mussolini'yi Hitler'i oylarıyla seçmişlerken bile Atatürk için ısrarla 'Diktatör' başlıkları atmaktan utanmamışlardır.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı satın aldıkları çevreler de Atatürk'e ve onun dönemine 'Diktatör - diktatörlük' demekten çekinmemektedirler.
Cumhuriyet’in ilanı Batı’ya nazaren Asya'da, Afrika'da, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın deyimiyle "mazlum milletler”de büyük coşkuyla, sevinçle karşılanmıştır. Ayrı bir inceleme konusudur.
Ahmet Yıldız
Gercekedebiyat.com
Yorumlar
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.