İngilizce tabela çılgınlığına ünlü yazardan isyan
‘Türkiye, Batı’nın kültürel sömürgesi. En çarpıcısı tabelalar.’ diye yazarak tabelalardaki İngilizce sevdasını eleştiren Kaan Arslanoğlu 'Türkiye manda mı' diye sordu.
Yazar Kaan Arslanoğlu bu hafta Odatv’deki yazısında ‘Site, rezidans, AVM, otel, kafe, lokanta, hastane, mağaza adları’nın İngilizce olmasını eleştirdi. “Başta İngilizce olmak üzere birçok yabancı dilde Türkçeyi aşağılıyorlar. Toplumun ‘asabiyesini’ bozan, ulusal kültürü aşağı çeken bir kimliksizlik, bir yozlaşma sebebi ve sonucu. Skyland, Brandium, Mall of İstanbul, Medicana, Medikal Park, Starbucks, West Side, North Hill, Sea Pearl, Royal Garden… Bu kadar yoğun yabancı adlar altında insan düşünüyor: Bağımsız bir ülkede miyiz, yoksa bir manda cumhuriyetinde mi?” diye sert bir biçimde konuyu gündeme getiren Kaan Arslanoğlu’nun yazış özetle şöyle: Ekonomimizin dışa bağımlılığı, basitçe hafife alınacak bir konu değil. Bu bağımlılığın varlığı yadsınamaz, ancak kültürel alanlarda Batı hegemonyasının bu kadar rahatsız edici bir seviyede varlık göstermesi zorunlu değil. Gençlerin uyuşturucu ve şiddete yönelmesi, idealist ve fedakar bireylerin giderek azalması, toplumdaki karakter yozlaşmasının hızlanması gibi sorunlar büyük oranda manevi kayıplara dayanıyor. İbni Haldun’un ortaya koyduğu ve Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın özellikle üzerinde durduğu “asabiye” kavramı ise bu noktada kritik bir önem taşıyor. Asabiye, bir toplumun canlılığını sağlayan ve onu ileriye taşıyan ruhu temsil eder. Bu ruh güçlendiğinde ekonomik, siyasal, bilimsel ve askeri anlamda da güç artar; ancak zayıfladığında toplum ne kadar güçlü kaynaklara sahip olursa olsun çöküş kaçınılmaz hale gelir. AKP’nin ilk yıllarında İslam’ın motive edici gücünden yararlanarak asabiyeyi bir parça yükselttiği ortada. Bununla birlikte, son dönemlerde bu eski bağlar yıprandı ve artık işlevsel değil. Gençler ve toplum, idealizmden uzaklaşarak bir boşluk içine düştü. Kültürel ve toplumsal ruh, yani asabiye boyutu, AKP’nin en zayıf noktalarından biri haline geldi. Partinin ideolojik tutarsızlığı ve birbirine zıt mesajlar vermesi, halkın manevi motivasyonunu tüketip toplumsal ruhu giderek daha fazla zedeliyor. SALDIM ÇAYIRA MEVLAM KAYIRA KÜLTÜR POLİTİKASI Konu çok geniş ama biz tabelalara, kuruluş isimlerine odaklanalım. Araştırdığım kadarıyla bu konuda düzenleme getiren herhangi bir kanun yok. Bir yasaya göre tabelalarda Türkçe alfabe kullanmak zorunlu. Bu yalnızca Arap veya Kiril alfabesine yasak getiriyor gibi. Ama İngilizce harflere yasak geçmiyor. TSE’nin 2018 tarihli bir standardından söz ediliyor. Hatta bunun İçişleri Bakanlığınca ilgili kurumlara gönderildiği yönünde eski tarihli birkaç haber var. Teyit edilmemiş. Yetkinin belediyelerde olduğuna dair bilgiler var. Hatta İBB’nin “Tabelalar Türkçe olmalı, yabancı ibareler altta ve küçük olmalı” diye bir yönetmeliği varmış sözde. Hiçbir kurumun hiçbir denetimini görmedik şimdiye dek. MUHALEFETİN GÜNDEMİNDE BÖYLE ŞEYLER YOK Muhalefet tabandan tepeye iktidardan daha Batıcı. Milli bir politikaları, toplumcu bir kültür anlayışları hak getire. Mevcut popüler kültürden, hatta onun dejenere starlarından besleniyorlar. Orta ve yüksek sınıftan geniş bir kesimin gözü Batıda. İmkanları olsa birçoğu ülkeyi terk eder, bir bölümü zaten çoğunlukla dışarda yaşıyor. O yüzden mall’a gidip mel mel ve bol bol mal almak ya da her biri bir “pearl”, “west”, “hill”, “royal” olan rezidanslarında oturmak Batıya sıla hasretlerini bir ölçüde gideriyor. İslamcı elitin de büyük bölümü ister iktidar ister muhalefet kanadında bulunsunlar aynı kafada aslında. TDK NE YAPIYOR, TRT NE YAPIYOR Sahi Türk Dil Kurumu ne iş yapar? TRT ne yapar bu konularda? TRT’yi biliyoruz, bozuk Türkçe yarışında özel kanallarla yarışma derdinde. Yıllardır bir anekdot anlatırım. Eski tıp hocalarımızdan biri lüks bir pastaneye girmiş, bir şeyler alacak bayram öncesi. Bir bakmış pastaların üstünde “Nice Nice Bayramlara” yazıyor. Türkçe kullanımı konusunda hassastır, öfkelenmiş. “Hiç değilse bayramda Türkçeye saygı gösterin. Bu ne böyle 'Nays nays bayramlara” diye çıkışmış yüksek sesle. Pastacı şaşkınlıkla baktığında o saniye anlamış bunun İngilizce “Nice” değil, Türkçe “Nice” olduğunu. Çok utanmış, kaçarcasına orayı terk etmiş. Öyle içimize girdi ki bu İngilizce yaşamımızın her alanında artık Türkçe sözcükleri bile İngilizce gibi hissetmeye başladık. Hatta bazı pek Avrupai işletmecilerimiz Türkçe adları İngilizceye benzeterek de çok cin zekalı tabelalar üretiyor: Donerchi gibi. Türkiye'de ünlü bir bir kahve satıcısının 'menu' adları ARAPÇA AD YOKSA ATATÜRKÇÜYÜZ CUMHURİYETÇİYİZ Büyük bir kesim Atatürkçü muhalifimiz ise Türkçeyi korumayı yalnızca Arapça harflere, Arapça kelimelere savaş açmak sanıyor. Ülke İngilizcenin işgali altında, bunlar bir yerde rastlamışlarsa Arapça tabelalara saldırıyorlar. O da iyi diyeceğiz de, hiç iç açıcı değil aslında. Üstünde Amerikan bayraklı tişörtle Türk bayrağı sallamak gibi bir şey… Yabancı işgali kutlayan işbirlikçilerin görüntüsü gibi bir duygu veriyor. Aslında bu yabancı sözcüklerin birçoğu Türkçe kökler taşıyor. Onu bilseler de kullansalar, canımız yanmaz, dibine kadar kullansınlar. Ama bilmezler. Anlatsak reddederler. O üst dil, süper lisan İngilizce sözcüklerin Türkçe köklü çıkmasını Batıyla yaşadıkları aşka bir hakaret gibi kabul eder beyaz Türklerimiz. SİTE, SİT, SAT, SET YANİ OTUR Residence (re-sit) ve site; sit-sat-set-seat (oturma) kökünden geliyor. Türkçe “otur”un başına “S” eklenmiş. İngilizce ve Latincede “S” yasasına göre Türkçeden geçmiş 150’den fazla sözcük var. Türkçedeki “S”li hali: Sedir. Bu kökün Türkçe “ot-od” (ateş) köküyle bağlantısı var. “Oda” da böyle (ateş, korunak ve oturma). İngilizce “hut”: kulübe, küçük ev, “hot”: sıcak, kızgın. Dış kaynaklar “host” sözcüğünün “ghost” (gezen) den geldiğini belirtiyor. Ghost, host yani Türkçe “gez” kökü. Aynı bağlamdaki “hostel, host, hospital” vb. sözcükleri de Türkçeyle bağlantılı. Kazakça kos, Yakutça hos, Çuvaşça huca, ev demek, yani İngilizce house. Arapça köklü denen Türkçe “hücre” de bununla ilgili. Türkçeyi çıkarın içlerinden, Avrupa dillerinin hiçbiri kalmaz. Kaan Arslanoğlu

Öte yandan “rezidans”, “site”, “kafe”, “otel” vb. dedik ya yukarda. Bunların bile Türkçesi yok. Var olanlar da kullanılmıyor. Yine soralım: TDK ne yapar, TRT ne yapar?
Gercekedebiyat.com
















YORUMLAR