Salgın günlerinin facia Türkçe'sine kim dur diyecek? İşte karşılıkları

Cumhuriyet çocuğu bilim insanlarının, gazetecilerin dilimize bu kadar uzak kalmaları affedilecek bir durum değil.

news-details
Eleştiri

 

Zaten iyice çığırından çıkmış Türkçe özensizliği, koronavirüs salgını nedeniyle doruğa çıktı.

Salgın hastalık birinci derecede sorunumuz olmaya devam ederken, dilimizde normal olmayan bu özensizlik de en az koronavirüs kadar insanı 'hasta!' ediyor.

(ajitasyon deformasyon dezenfeksiyon dezenfektan enfektif enfeksiyon enfeksiyöz enfekte enfekte olmak enfektif entübe filyasyon hijyen hijyenik hijyenik ortam influence izole izolosyon karantina korona kronik minimalize mortalite pademik pandemi pandemik pik reteweet reteweet etmek semptoloji semptom semptomatik sosyal mesafe viral virüs vital vitaliti vizit vizite)

Herkes ya sözlüğe(google'a!) sarılarak karşılığını bulmayı, ya da söyleyen "prof"a dikkat kesilerek kullandığı yabancı terimi açıklamasını bekliyor.

Çok kimse, bu hassas dönemde insan sağlığıyla doğrudan ilgili olan bu sözlerin ne demek olduğunu bilmiyor; bunlara şüpheyle bakıyor, bunlardan ürküyor!

Duyduğumuzda, bu söz de ne demek, diye düşünmeden anladığımız 'solunum aygıtı', 'yoğun bakım' gibi müthiş örneklerin güzelliği varken bile, kimse bol keseden kullandığı yabancı sözcüklerin Türkçe karşılığının olabileceğini düşünmüyor.

Oysa özellikle sağlık terimlerine Türkçe karşılık çok güzel uyuyor.

Türk Dil Kurumu'nun çıkardığı Türk Dili dergisinin Mayıs 2020 tarihli sayısında Hamza Zülfikar, yukarıdaki kaygılarla bu konuyla ilgili hem kurumdan haber veren, hem bu sözcüklerin kullanılmamasını öneren güzel bir yazı yazdı.

Ne var ki ne bilim insanlarımız ne gazetecilerimiz ne de sokaktaki insanımız Türk Dil Kurumu'nu dinlemediği gibi, böyle bir kurumun varlığından bile haberleri yok ki yabancı sağlık terimleri, Türkçe özensizliğiyle son sürat kullanılıyor.

Hamza Zülfikar'ın yazısında yabancı sağlık terimlerine önerilmiş karşılıklar özetle şöyle:

enfeksiyon: bulaşma
enfeksiyöz:
  bulaşkan
enfekte:
 bulaşmış
enfektif:
 bulaşıcı
influence:
 etkilenmek
filyasyon: alan taraması
semptom: belirti
vital: canlı
vitality: canlılık
mortalite: kayıp oranı, ölüm oranı (Prof. Dr. İbrahim Yıldırım'ın önerisi)
vital bulgu: yaşamsal bulgu, hayati bulgu
stabil: değişmez, durgun, sabit
negatif: hastalık belirtisi yok
pozitif: hastalık belirtisi var
kronik: süreğen
pik noktası: doruk noktası, tepe noktası
dezenfektan: bulaşsavar
izolasyon: yalıtım
izole etmek: yalıtmak (Kutadgu Bilig’de (1070) “yalnız” anlamında yal?uz kelimesi var.)
hijyenik ortam: sağlıklı ortam
hijyenik şartlar: sağlık şartları
pandemic: küresel salgın
virus:  Virüs değil virus. Bu sözcük Latince virus: zehir’den geliyor. Her ülke onu virus diye yazıyor ve kendi okuma kuralına göre okuyor (biz hariç)…” Bize bu kelime Fransızca yoluyla gelmiş, o dildeki söylenişi virüs’tür. Virüs telaffuz edip bu biçiminde de yazıyoruz. 
karantina: (Quarantina) kelimesi üzerinde de kısaca duralım. Salgın sırasında İtalyan limanlarına gelen gemilerin “kırk” gün limanda bekletilmesini ifaden bir söz. Buradan karantina dilimize geçmiş, fiil olarak karantinaya almak biçiminde kullanıyoruz. Türk Dil Kurumunca yayımlanmış bulunan Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü (2015) adlı eserde kelime şöyle tanımlanmaktadır: “Bulaşıcı bir hastalığın yaygın olduğu bir yerden kişileri, gemileri ve malları geçici olarak ayırma, tecrit etme biçiminde alınan önlem.”

Cumhuriyet bilim insanlarının, gazetecilerimizin dilimize bu kadar uzak kalmaları affedilecek bir durum değildir.

Osmanlı Türkçesinden kalan kelimelere gösterilen tepkinin Batı kökenli kelimelere gösterilmemesi de ilginç bir durum olarak ortada duruyor.   

"Birlik ol"ma çağrılarına Türkçe terim kullanmayı da katalım, dildeki yabancılaşmanın önüne geçelim.

TDK'YA BİRKAÇ SÖZ

Türk Dil Kurumu'nun hala Atatürk'ün mirasından faydalandığını unutmaması ve toplumda yeniden eski ağırlığını kazanabilmesi için kendine çeki düzen vermesi gerekiyor. Ancak 12 Eylül'le beli kırılan Kurumun düzelmesi bu gidişle zor görünüyor.

Çıkardıkları dergide bile Türkçe özensizliği bir yana -özellikle noktalı virgül kullanırken- yazım kurullarına bile uyulmuyor.

Yayın organında yazım kuralına uyulmayan bir kurumun söylediklerinin ne derece ağırlığı olacak?

Ahmet Yıldız
Gerçek Edebiyat

Sosyal Medyada Paylaş

author

Ahmet Yıldız

gercekedebiyat.com yazarı, edebiyatahmet@gmail.com

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..