Özdemir İnce'den sert eleştiri: Murathan Mungan, Gülten Akın'ı tekrarlıyor!

Şair Özdemir İnce, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde yazdığı  'Varoluş (çuluk)' başlıklı yazısında Murathan Mungan'ın Gülten Akın'ın 'içi boş' cümlesini tekrarladığını yazdı.

news-details
Eleştiri

Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde  11 Ağustos günü yazdığı yazısında Varoluşçuluğu değerlendiren İnce, "İnsan doğduğunda insan değildir, elbette eşek de değildir ama insan da değildir; insan kendi kendinin mimarı ve duvar ustasıdır. Kendini nasıl yaparsa, nasıl inşa ederse öyledir." diye yazarak Yılmaz Özdil'in göndermesinden alıntı yaptı.

İnce'nin yazısında ilgili bölüm şöyle:  

Okumakta olduğunuz yazıyı oluşturmak için Sartre’dan, Marx’tan, Althusser’den bir iyilik beklerken Yılmaz Özdil’in 6 Ağustos 2020 tarihli Sözcü’de yayımlanan yazısı imdadıma yetişti. Özdil’in 10 satırlık yazısı şöyle: “‘Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan, oysa yapacak ne çok şey vardı ve ne kadar az zaman’ diyor büyük usta Murathan Mungan… Pandemi nedeniyle ertelemek zorunda kaldığım özel işlerimi halletmek, ekim ayında çıkacak yeni kitabımın okumasını yapmak ve yaz bitmeden biraz tatil için izninizle, vakit tamam.”

Murathan Mungan’ın cümlesi Gülten Akın’ın “Ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya” dizesinden (cümlesinden) farksız… Gülten Akın’ın, bence içi boş cümlesini şimdiye kadar binlerce insan kendisine slogan ve referans yaptı ve önemli bir şey yaptığını sandı. Ama kendilerine sormaları gereken bir soru vardı: “Gülten Akın, ince şeyleri anlamak için ‘vakti’ zorladı mı, kendisine bir vakit yarattı mı?” Örneğin, ince şeyleri düşünmek için vakit bulan, vakit yaratan insanlar da vardı(r) bu dünyada.

Murathan Mungan’ın “büyük ustalığı”nı Yılmaz Özdil’e bırakalım. Murathan Mungan, bir bakıma Gülten Akın’ın söylediklerini tekrarlıyor. Murathan Mungan’ın söylediği de içi boş bir cümle. Murathan Mungan yaz geçerken hiçbir şey yapmamış ama Yılmaz Özdil yapmış. Yeni kitabını düzeltmelerini yapıyor… Ayrıca 80-100 arası gazete yazısı yazdı mayıstan bu yana… 

Jean-Paul Sartre’ın Varoluşçuluk Nedir? (MEB Yayınevi) kitabını Oktay Akbal çevirisiyle okuduğum zaman 17-18 yaşımdaydım. O yaşta belki kitabın yüzde doksanını anlamamıştım. Ama şu cümleyi çok iyi anlamıştım: “Madem ki kişioğlu dünyaya atılmıştır, kendi başına bırakılmıştır. Öyleyse yaptıklarından sorumludur. Nitekim o kendini nasıl kurarsa öyle olacaktır. Tasarılarına, seçmelerine, eylemlerine göre varlığına bir öz kazandıracaktır. Edimleriyle, kendisini gerçekleştirecektir. Gerçekleştirmelidir.”(A. Bezirci, Varoluşculuk)

Bunu her insan yapabilir. Aydın olması, filozof olması, işçi olması durumu değiştirmez. Bir işçinin solu seçmesi, ona oy vermesi, kendini doğru gerçekleştirdiği anlamına gelir. Bunu yapabilmesi için kendi durumunu düşünerek var olması gerekir. Descartes, “Cogito ergo sum” dememiş miydi? Düşünüyorum o halde varım. Var olmak için sadece düşünmek yetmez, eylem de gerekir.  

Bu yaşımda artık insan varlığının özünden önce geldiğine kesinlikle inanıyorum. Muhalif filozofların ne dediği umurumda bile değil. Bilinçlenen her insan, kendini kendi elleriyle yaratabilir. Bunun için önünde tek bir engel vardır: Dinsel bağnazlık!"

Gerçek Edebiyat

Sosyal Medyada Paylaş

author

Gerçek edebiyat

gercekedebiyat.com yazarı,

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..