Son Dakika



Bütün bu anlatılanların belki de en yakın tanığı olarak Hikmet Çiçek’in yazı yazması elbette çok önemli.

Hikmek Çiçek’in Odatv’de yazdığı yazı şöyle:

SÖYLEŞİYİ YAPAN GAZETECİ ASLIHAN TÜREL KİMDİR?

Çok sayıda gazete ve TV’de çalışan Türel, Londra Film Akademisi'nde "Belgesel Film Yapımı" bölümünü tamamladı.

Türkiye'ye döndükten sonra uzun yıllar reklam, sinema ve TV dizilerinde sanat yönetmenliği yaptı. Kurduğu yapım şirketinde birçok projeye yapımcı olarak imza attı.

Türel, Doğu Perinçek'i, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde Milliyet gazetesi muhabirliği yaptığı dönemden beri, duruşmalardan, sorgulardan biliyor, tanıyor. 

İstediği her şeyi özgürce sormak istiyorum deyince Perinçek’ten "İstediğin soruyu sorabilirsin" yanıtını alıyor. 

Soru sayısı 900'ü, söyleşi süresi yılları aşmış, Adım Doğu böyle oluşmuş.

Kuşkusuz Perinçek’in dikkate değer bir yaşamı var. Çocukluğu hariç ömrünün tümünü siyasete adamış bir lider. Bu ömrün 15 yılını Türkiye'nin çeşitli hapishanelerinde beş kuşakla hapis yatmış, 55 kitaplı bir yazar- siyasetçi. Doğu Perinçek ilk kez Doğu'yu anlatıyor. 

Kitabın “içindekiler” bölümündeki “Yeraltına geçiş”, “Doğu’nun hapishaneleri”, “Darbe mi devrim mi?”, “Gezden gözden arpacıktan”,  “İftiralar, ihanetler”, “Kınından çıkmış kılıç gibi” başlıklar bile ne kadar ilginç bir kitapla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

 Perinçek kendisini şöyle tanımlıyor: “Ben Türk ve Müslüman Türk milletinin bir parçasıyım, tarihsel materyalistim yani kaba materyalist değil.” (s. 27)

TARİH MERAKI

“Tarih merakı, beni siyasete çekti; siyaset üzerinden toplumları etkilemek, toplumları kurtarmak, devrim yapmak, emekçileri kurtarmak, yoksul insanları kurtarmak.” (s.56)

Türel soruyor: “İsmi ‘Doğu’ olan birinin ‘Batı’ ile karşılaşması nasıl oldu?”

Yanıt:

“Bende bir Batı karşıtlığı çocukluğumdan beri oldu, yani o ismimden dolayı değil de, Batı emperyalist, Batı bizim düşmanımız, Doğu bizim İstiklal Savaşımız, Çanakkale Savaşımız yani böyle bir Doğululuk, Doğu halklarına bir sevgi, bağlılık, beni aynı zamanda bilimsel sosyalizme getiren önemli etkenlerden biri. Yani öyle bir Batı karşıtlığı oldu.” (s. 58)

JÖNTÜRK DÜNYA ÇAPINDA BİR MARKA

“Bence çok kıymetli Türk entelektüel varlığı ve birikimi var, yani Jöntürk dediğimiz, bu devrimlerin içinde yetişen insanlar. Bu aynı zamanda, çok önemli bilimsel bir birikim. Türkiye devrimciliği dünya çapında bir marka, hatta Jöntürk bence en önemli, en meşhur Türk markası. Mesela Amerika'da gençler ayağa kalksa, Amerika'nın Jöntürkleri diyorlar, Japonya'da kalksa Japonya'nın Jöntürkleri diyor. (…) Jöntürk aynı zamanda bilim insanı, yani teori insanı, düşünen insan. O devrimci mücadeleler içerisinde bilim oluyor, yoksa kavanozun içinde turşu kurar gibi bilim yapılmıyor veya içe dönerek bir bilim yok. “ (s. 64)

AYDIN NEDİR, KİMDİR?

“İnsanların sınıfsal konumlarını üretim sürecindeki yeri belirliyor. Yani o sürece mülk sahibi olarak mı katılıyor, emeğiyle mi katılıyor? Aydınlar ise kendi sınıflarını kendileri seçiyorlar… Attilâ İlhan, Nâzım Hikmet hangi kökten gelirlere gelsinler biz diyorlar sosyalizmin aydınlarıyız, onu seçiyorlar… Attilâ İlhan'ın dediği doğru, hakikaten Batı'nın ajanı olan aydınlar da var. Ama işçi sınıfının, emekçi halkın veya bu vatanın safında olan ve bu milletin menfaatlerini, geleceğini temsil eden aydınlar da var, her ikisi de var.” (s. 65)

AYDINLIKÇI KİMDİR?

 Türel “sizce Aydınlıkçı olmak nedir? Nâzım Hikmet'in "Aydınlık diye bir şiiri var ve bu şiirde Aydınlıkçı tarifi yapıyor. Aydınlıkçı kimdir?” diye soruyor.

Doğu Perinçek’in yanıtı şöyle:

“Aydınlıkçılık kimsenin silemeyeceği, kimsenin ortadan kaldıramayacağı muazzam bir gelenek. Yani kendisini vakfetmiş adamış insan Aydınlıkçı. Bolşevikler gibi bir gelenek yaratmış, bir karakter, bir tip yaratmış. Onun silinmesi mümkün değil.” (s. 73)

MAHİR ÇAYAN VE DENİZ GEZMİŞ

“THKP-C'de Mahir Çayan, daha çok memur ve subay çocukları, THKO'da ise daha taşralı, köylü, Anadolu çocukları kaldı, bizde ise bir emekçi yoksul çocuklar, bir de entelektüel kabiliyetleri yüksek olanlar kaldı (…)

“Mahir Çayan Atatürk devrimi mirasını reddeden bir insan değildi. Yine Deniz Gezmiş, ondan belki daha fazla Atatürk mirasına önem veren bir arkadaşımızdı ama Mahir Çayan da Atatürk devrimi mirasını hiçbir zaman reddetmedi. Onun büyük bir devrimci miras olduğunu, bizim bugünkü MDD'de o köklerin önemini her zaman kabul etmiştir.

“THKP-C savunmasında da, hapishanede yazdıkları da Kemalist Devrim mirasını savunur (…)

“Deniz Gezmiş Millî Demokratik Devrimi ilk benimseyenlerdendi. Mao'yu da Türkiye'de ilk benimseyenlerdendi. "Maocu" kavramını kullanmıyoruz ama "Çekoslovakya'daki olaylara bakıyorum, bu adamlar revizyonizme batmış, bunların sosyalizmle falan bir ilgisi yok. Doğu Avrupa'da sosyalizme benzemeyen bazı gidişatlar var, sen bunu nasıl yorumluyorsun?" diye bana mektubu var. Yani Mao'nun doğru olduğunu, Rusların yanlış yolda olduğunu, revizyonist olduğunu hep söylemiştir. (s. 85)

Türel’in “Sizce Deniz Gezmiş pişman mıydı?” sorusuna Perinçek şu yanıtı veriyor:

“Hayır. Deniz Gezmiş devrimci olmasından en küçük bir pişmanlık duymuyordu ama yaptıklarının yanlış olduğunu görüyordu. Pişman deyince hangi pişmanlık? Sonuna kadar devrime bağlı kalarak bu dünyadan gitti, zaten idam sehpasında da tavrı ortada.” (s. 87)

DOĞU’NUN HAPİSHANELERİ

Perinçek, “Kaç ayrı cezaevinde kaldınız?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

Mamak'ta 12 Mart'ta ve 12 Eylül'de iki defa yattım. Selimiye Cezaevi'nde de çok kısa kaldım. Haymana Cezaevi'nde 1998'de bir sene kadar kaldım. Bir de Silivri, ondan önce Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde de kaldım. Yani Mamak, Selimiye, Diyarbakır, Silivri, Haymana, Tekirdağ.”

aslıhan türel

Türel soruyor: “Aralarında en sert koşulların olduğu cezaevi hangisiydi?”

Yanıt:

“Mamak tabii. Diyarbakır'ın çok sert bir dönemi var fakat benim kaldığım zamanda o arkada kalmıştı. En kötüsü 1980'li yıllar Mamak. Çok sert bir rejim vardı. Oradaki rejim, 12 Mart'tan sonra, hakikaten olağanüstü sertti.”

-Türel soruyor: “12 Mart'ta Mamak'ta bir gün nasıl geçerdi?”

“Ben hep arka hücrelerde kaldım iki buçuk sene, orası da ilk ağırlama yeri, yani hapishaneye ilk getirilen adam o arka hücrelere getiriliyor, 15-20 gün, adamına göre bazen bir ay, şiddet uygulanır, terbiye ediliyor, dövülür edilir, dayaktan geçer, uslandırılıp koğuşlara verilirdi. Mamak'ta böyle bir uygulama vardı. Yani bir buçuk aylık ara dönem hariç, hep arka hücrelerdeydim. Ben her geleni orada gördüm, bir nevi kabul yeri gibiydi.” (s. 131)

HAPİSHANEYİ ŞENLENDİREN MUMCU

Perinçek, hapishanede birlikte kaldıkları Uğur Mumcu’yu şöyle anlatıyor:

“Beraber buz kırdık arka bahçede, voleybol sahası yaptık kazmalarla. Koğuşun neşesiydi Uğur Mumcu, o ağır koşullarda devamlı şakalar yapar, insanları güldürür, o hapishaneyi şenlendirirdi. 12 Mart'ta Uğur Mumcu, Uğur Alacakaptan, THKO'nun bir grubu da getirildi. Beraber, bir süre o arka hücreler kısmında kaldık. Tabii Uğur'u toplum çok iyi tanımıyor. Çok şakacıdır, teatral tarafları vardır, çok güzel taklit yapar. Sakıncalı Piyade hakikaten Mamak Cezaevi'ni anlatan çok dürüst bir kitaptır..” (s. 136)

ERGENEKON TERTİBİNDE 6 YIL

Perinçek, Ergenekon kumpası sürecinde Silivri Cezaevi'nde altı yıllık bir hapis hayatı daha yaşadı. O süreci şöyle anlatıyor:

“Ben 12 Mart'ta, 12 Eylül'de yargılandım, evet haksız yargılamalardı ama uydurma komplo yoktu. Siz işçi sınıfının iktidarı için parti kurmuşsunuz bunun da cezası 141. maddeye göre 15 senedir. Yani bir kanuna dayanan bir şeydi ve uydurma delil yoktu. Şimdi artık görüyorum, bu delillerin hepsi uydurma.” (s. 155)

“Zekeriya Öz ‘Sen fabrikatör ne demek biliyor musun?’ Mehmet Eymür'ün bana Siz CIA ve MİT'e alet oluyorsunuz" fabrikatör diye suçlaması var ya…"Fabrikatör sensin" dedim.

(…) Siz şu anda CIA'nın ve ABD ve MOSSAD'ın aleti konumundasınız. Aklınızı başınıza toplayın (…) Bakın şimdi hepsi hapishanede. Zekeriya Öz kaçtı ama diğer söylediklerimin hepsi hapishanede. (s. 156)

“Silivri'de ilk önce beni yalnız bıraktılar. Onun üzerine ben mücadele ettim, açlık grevine başlayacağım dedim. Böyle bir hafta sürdü.

“Sonra bizim koğuşa Hikmet Çiçek ile Adnan Akfırat geldi. O üçümüz kaldığımız zaman beş tane hücre, bir tane ortak alan vardı. Sonra Adnan Akfırat tahliye oldu, onun yerine Emcet Olcaytu geldi. Ben Nusret Senem ile Deniz Yıldırım'ın bulunduğu koğuşa nakledildim.” (s. 159)

2000’E DOĞRU ÇIKIYOR

Doğu Perinçek 2000'e Doğru dergisinin çıkışını şöyle anlatıyor:

“Cemal Süreya'yı aradım, gel bir görüşelim dedim. Geldi. "Var mısın dedim bir dergi çıkaralım?"

Türkiye 12 Eylül döneminden çıkıyor, 1986 yılı. "Sonuna kadar varım" dedi. "Ben de bunu düşünüyordum. Doğu hapisten çıksa da bir dergi çıkarsak diye" dedi. O gece derginin ismi ne olsun dedik… 2000'lere gidiyoruz, Türkiye çok köklü bir değişiklik yaşayacak, her şey olgunlaşıyor, birikiyor ve sistem çöküyor… dedi ki "2000 olsun derginin adı." Biz de aramızda Hasan Yalçın, Halil Berktay arkadaşlar konuşmuştuk, biz de "2000" dedik. Ama 2000 donuk bir şey. 2000, durağan bir şey, buna nasıl bir dinamizm, hareket katalım dedik. 2000'lere gidiyor Türkiye falan derken oradan "2000'e Doğru" çıktı.” (s. 251) 

TURAN DURSUN

“Benim teyzemin oğlu Gürbüz Tüfekçi Ağabeyim ODTÜ'de Atatürk Devrimi dersleri veriyordu, o tanıştırdı beni Turan Dursun'la… İlk tanışmamızda hayran kaldım. İslamiyet konusunda müthiş bir bilgi birikimi var. İlhan Selçuk'a kızıyor, Oktay Ekşi'ye kızıyor.

Çok efendi ve terbiyeli bir insandı. ‘Bana yazdırmadılar’ dedi, "İlhan Selçuk'a gittim yazdırmadılar, Oktay Ekşi'ye gittim, Hürriyet'te bana yazdırmadılar" dedi. Olağanüstü bir birikimi var. Dedim ki "gel bu millete dinini öğretelim. Bize din dersleri yazar mısın, haftada bir." "Yazmak ne kelime uçarım" dedi. Çok da mütevazı insandı. Tanıştığımız zaman 55 yaşlarında falandı… Vurulduğu zaman cebinden 2,5 lira çıktı.”  (s. 260)

KONTRGERİLLA KİMDİR?

Perinçek, “Kontrgerilla kimdir, gücünü nereden alır?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:

“Yeraltındaki NATO diyelim. ABD'nin, NATO'nun bir aracı. Onu De Gaulle 1960'larda çok güzel anlattı. Fransa halkına, ‘NATO ABD'nin, bizim gibi ülkeleri idare etmesinin bir aleti, aracıdır’ dedi. Yani ABD, Fransa'yı NATO üzerinden yönetiyor.

‘NATO'ya girdiğiniz zaman ABD'nin kontrolüne giriyorsunuz’ diye De Gaulle bunu o zaman söyledi… ABD'nin NATO devletlerinin içine yerleştirdiği çekirdek. Türkiye,

Yunanistan, her yerde kendine göre adı var, milli adlar da verilerek.” (s. 276)

VASİYETNAME

- Kemaliye kayalarındaki tapularımı, Mavi Vatan'daki yüzbinlerce dönüm arazimi, Fırat'ın köpüklerindeki ve Kızılırmak'ın ismindeki mülkiyet haklarımı,

- Kayalara tırmanan keçilerin yünlerinden elde edilecek gelirleri,

- Gemürgap kayasını yaran Adıgüzel Ağa'nın ve Fırat Nehri'ne uçan amelenin azmini, çalışkanlığını ve fedakârlığını,

- Sarıçiçek yaylasındaki çiçeklerin renklerinden ve kokularından kazandığım bütün gelirleri,

- Milas kilimlerinin desenlerindeki patent haklarımı,

- Toros Dağları'nda uçan kartalların gururunu ve uzak görüşünü,

- Kemaliye evlerinin tokmaklarındaki Göktürk nakışlarının sırlarını,

- Selimiye'nin ince minarelerinden Mimar Sinan'a minnet sunma sorumluluğumu,

- Orta Asya kaya resimlerindeki ceylanların sekişlerindeki zerâfeti,

- Pazırık halısındaki nakışlardan kalan telif haklarımı,

- Dede Korkut Destanı'ndan ve Kutadgu Bilig'ten payıma düşen bütün erdemleri,

- Ankara Devlet Tiyatro Bale ve Operası'nda kazandığım bütün seyir haklarını ve güzellikleri,

- Âşık Veysel, Talip Özkan, Ali Ekber Çiçek ve Nida Tüfekçi'nin tezenelerinden ve Mustafa Özgül'ün klarnetinden, Türk Beşleri'nin bestelerinden sonsuza akan nağmelerden payıma düşen bütün hisseleri,

- "Kızardı Kayalar" ve "Söğüdün Erenleri" türkülerini söyleme hakkımı,

- Koca Arap Zeybeği'nin verdiği özgüveni, Karadeniz horonlarının çevikliğini ve coşkusunu, Eğin halaylarının vakarını ve güzelliğini, Elâ Gözlü aşkımı,

- Çocukluğumdan beri biriktirdiğim haksızlığa karşı isyan haklarımı ve Doğrucu Davutluğumu,

- Meyve sandıklarından kitaplık inşa etme patentlerimi,

- Eskişehir ve İzmit istasyonlarında trenden inip parasız Kaplanlı ve Çene suyu içme haklarımı,

- Maltepe'de kaçırılan kızın çığlıklarını işitirken yaşadığım duyguları,

- Makaralardan yaptığım futbol takımlarının kazandığı bütün kupaları,

- Ankara Ulus Postanesi'nde kaybettiğim saatimi,

- Koşa koşa şeytan uçurtması uçururken duyduğum sevinçleri,

- Bisikletimin patlayan lastiklerine vurduğum bütün yamaları,

- Çocukluk ve gençlik aşklarımdan ve Şule Perinçek ile canyoldaşlığımdan kazandığım bütün serveti,

- Bostancı'dan Kınalıada Feneri'ne ve Çökertme'den Mazı'ya yüzme imtiyazlarımı,

- Mamak, Selimiye, Diyarbakır, Haymana, Bayrampaşa, Tekirdağ F Tipi, Silivri mekanlarında volta atma özgürlüğümü,

- Kaybettiğim arkadaşlarıma duyduğum hasreti,

- Tektaş yüzüğüm yok ama böbreğimden düşürdüğüm bütün taşları,

- Penceremizin önüne konan kumrulara ekmek kırıntısı verme saltanatımı,

- Emperyalizme ve ortaçağ zorbalığına karşı mücadelede kazandığım bütün değerleri ve faizlerini,

- Orhon Yazıtları'ndan kalan miras haklarımı,

- Arslanlı Yol'dan üreticilerin millî iktidarına yürüme kararımızı ve Anıtkabir Ziyaret Defteri'ne yazılarımın telif haklarını,

- Hazreti Muhammed'in güvenilir kişiliğinden ve dürüstlüğünden öğrendiklerimi,

- İnsanların değil yalnız eşyanın yönetildiği, sınıfsız, sömürüsüz, baskısız bir dünya özlemlerimi, emekçi davasına sonsuz bağlılığımı ve insana duyduğum sınırsız sevgiyi,

- "Gökten gelen gururlu adamlar"ın mirasından payıma düşen

Türklük gururumu ve başıdik yaşama karakterimi,

- Vatan Partisi üyeliğinin bütün sorumluluk ve görevlerini,

Bütün Türk milletiyle ve insanlıkla paylaşmaları için, eşime, çocuklarıma, yeğenlerime, sevdiklerime, arkadaşlarıma, hepimizin torunlarına ve torunlarımızın torunlarına bırakıyorum.

Onlara vedâ sözüm Yunus'un diliyledir:

Var imdi Miskin Yunus

Üryan olup gir yola

Yüz çukallu gelürse

Yalıncağı soyamaz

Mutluyum, Fırat Kanyonu'ndaki kayalar gibi çırılçıplak geldim ve öyle gidiyorum.

Apçağa Dağı'ndaki kayaların içinde olmak yeter, mezar taşı ve mezar ziyareti gereksiz. Hatırlamak isteyenler, yaptıklarımı değerlendirebilir ve yazdıklarımı okuyabilirler.

Kalanlara selam olsun.

Doğu Perinçek (s. 455)

Hikmet Çiçek (Odatv)

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)