Altunya’nın anılardan ve deneyimlerinden oluşan konuşması kalabalık bir topluluk tarafından ilgiyle izlendi.

Niyazi Altunya,  12 çocuklu bir ailede Burdur’un yoksul bir orman köyünde doğduğunu anlatarak Cumhuriyet’in eğitim sisteminin kendisini bugüne taşıdığını vurguladı. Köyünde yağmur suyu birikmesi için kuyu açmakla başlayan hayatının bugün bir Dr. Akademisyen olarak bir yazar olarak sürdüğünü belirtti.

Öğretmen okulu sınavlarını kazanamayanların ağıtlarının hala kulağında olduğunu söyleyen Altunya, müdürün, ‘Siz şu ağıt yakanların yerine de okuyacaksınız’ sözlerinin sorumluluk duygusunu daha da pekiştirdiğini anlattı.

Altunya’nın konuşmasından not alabildiğimiz yerler şöyle:

-Türkçe önemliydi, matematik öğretmeni bile iyi bir Türkçe öğretmeni olmak zorundaydı.

-Gönen’de 101 kişi mezun olduk. Bir tek ben istediğim yer olan Hakkari’ye tayin oldum. Ondan sonra MEB beni istediğim yere hiçbir zaman tayin etmedi. 

-Çılgın gençlerdik. Mustafa Kemal gibi dünyayı kurtaracağımızı sanarak yurdun dört bir yanına dağıldık.

-Müfettiş gidip okul yapılmalı raporu vermezse hiçbir yere okul yapılmazdı. Okul sahibi köy olmak ayrıcalıktı.

-Masabaşı Amerikan sosyoloğu o kadar akademisyen var ama yalnızca Tonguç 9150 köyü gezerek notlar tutmuştu.

-1965’lerdeki sendika kurma çalışmalarımız daha sonra sendika yasalarında içtihat oldu.

-Açığa alındım ama alındığım için hiç sızlanmazdım. O dönemde yalnızca ekonomik zorluk vardı, şimdiki mücadele daha zor.

-O dönem eğiticileri yalnızca okumaya değil yazmaya da özendiriyorlardı.

-Hakkari mektupları diye bir defter tutmuştum o defter daha sonraki yazarlık yaşamımda çok yardımcı oldu. İlk yazım İmece dergisinde yayınlandı.

-Yazma tutkum sönmedi. Tek amacım sendikayı devredip yazmak için masaya oturmaktı. Bu ancak 1995’te nasip oldu.

-Sabah 6’da kalkarım yürüyüş yapar duş alır ve masaya otururum. Teknolojiyi interneti iyi kullanırım ama yazmak için hala kalemi kullanırım. Eskiden kalemi kuvvetli derlerdi kalemi kuvvetli olmak için elle yazıyorum.

-Yazma tutkusu denen şey bende var. Yazma yöntemimi siz yaratıyorsunuz. Yazdığım konular zor konular.

-Kemal Tahir gibi Köy Enstitüsü’nü eleştirenlerin söz ettiği Köy Enstitülerini ben bilmiyorum. Bir şehir efsanesi üzerine eleştiriyorlar. Gerçek olmayan bilgiler üzerinde değerlendirme yapıyorlar.

Niyazi Altunya, Cumhuriyet Kitapları’nca yayımlanan Uzunkoşu adlı kitabının devamını yazdığını söyledi.

Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)