Son Dakika



KAZI

Gizleri ne ki

Böylesine ıssızlık

Yazık

Karanlığın o akı

 

Esirikli hangi dirim

Gitgidem çıbanlar mı

Bir turabozan gemi

Neyi tırtıklıyorum

 

Ekilmeden yolunan fiğ

Dünse ağu

Vuruk kuşların en küçüğü

Göçebe bir Ayasluğ

 

Varı yoğu öpülesi ölü

(Sayı: 4, Temmuz 1977, s.9)

HOYRAT

Ruhu duymazlarım, hiç kimselerim

Emekleye emekleye ama

Emerek gidiyorum

 

Düne bakışlarım na çabuk yontu

Haydin kuşlar, su ağlatan testiler

Daha daha yaşam kıranta

 

Diyeceğim ölçüydü yayvan

Ve hızıl dirhem dimdiğine

Ussan çözül, yüreksen devin.

 

Ölü altınları dehledim bir

Tükenmez saat aldım, yerine

Kış-kıyamet tıkır tıkır.

 

Dönemin şu son göbeği

Binilmez bu gemiye

Yalınayakken çürük-çarığı.

 

Cıva, çiriş karışımı pürtükler

Ekmekten de ufalanıyor

Öğür-allahım-öğür.

 

Hem de nasıl cıvıdı

Bu sabah ilişir diye

Kopuyor gözümün ödü.

 

Belleğimden ürkmez elimin dini

Ne ki çürük kalem tutuşturulursa

İmzalamam ben bunu.

(Sayı: 6, Eylül 1977, s.6)

YA/MALAKLAR

Öyle yapalım

Önce ilkyaz ipilliğini sıpıtalım ortalıktan

Gülde kokuyor, başbelâsı, itiverin dışarı

Kukumavları mı n’apalım?

Sokağa kırı/kırıverin yumurtalarını

Lodos vurunca tazı kumsallarımıza

Tavşan yavrularını yosunluğa döşesek de olur

Açalım apışını denizanalarının

Yanık cigara basalım oralarına

Öyle yapalım

İyice yonttunuz muydu balkıyan arıları?

Az sonra katran aşılarız sızıntı kana

Tırnağını evet

Tırnaklarını söküp atın tanyelinin

Kuzuları doğramış mıydınız kuzgunların önüne?

Güpgüzellerse tez iğdiş edin çarkıfelekleri

Örümcekler şimdi dursun

Paslı makasla kırpın horozun ibiğini

Elbette çil horozun, paslı makasla

Zevzek ayışığını suya mı gömmeli, çamura mı?

Hele dağlayın yapracıklarını aslanağzının

Köküne edelim de kibrit/suyunu, görsün kaç bucakmış

Tay da huysuzlanıyor? yelesinden çekiverin duvara

Gelin bu civciv hâlâ yaşıyor

Hanı taşlayacaktınız gelincikleri?

Şimdilik kuru/ayazlara ilişmeyelim öyle yapalım

Güversinin teleği mi? Yakamozunun siliverin çabucak

O kaçamak mercanı kılçıklarından kanırıp boğun

Yetişin, filizlenmek üzere bir akça/bulut

O ekin, o soğan cücüğü dehlenmedi mi daha?

Önce doğurgan yağmuru yatırın falakaya

Kalamışları kökten budayın, yâni silip/süpürün

Pek ilişmeseniz de olur kötürüm solucanlara

Kör/testere nerdeydi? Oğlakları onunla kesin

Koparın çiftleşen kurbağaları

Kıpırtısı ille de dinecek hoş geldiniz yoncaların

Yâni öyle yapılsın, öyle yapın!

 

Sonra?

Sonrası sanrı.

(Sayı: 17, Ağustos 1978, s.19)

OLGU

Bir usta tanışım çıkıp

Bunlar çok yaşağan dese ya

Sen daha doğmamıştın.

 

Alacasında akşamın

Tırpan gibi indiler suya

Oracığa kaldım çakılıp.

 

Duyulmadık ağıtlarda belki

İpuçlarını kemiren güve

 

Yok ayaklarına giderim yarın.

Bir bildiği var bunların

Çiçek miçek yoluşları neyse ne

Düşlerine küsemem ki.

 

Sizinki? 

(Türkiye Yazıları, sayı: 21, Aralık 1978, s.6)

 

METİN ELOĞLU KİMDİR?

(1927-1985), İstanbul’da doğdu. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde okurken 1946’da siyasi nedenlerden dolayı iki ay tutuklu kaldı. Olay üzerine Akademi’deki kaydı silindi. 1947’de başladığı askerlik hizmetini, disiplinsizlik nedeniyle aldığı uzatma cezaları nedeniyle ancak 5 yılda tamamlayabildi. Edebiyata öyküyle adım attı. 1942’de Servetifünun-Uyanış dergisinde ilk öyküsü yayınlandı. 1943’te İzmir’de basılan Kovan dergisinde de Mehmet Metin imzasını taşıyan “Sabah Şarkısı” şiirine yer verildi. Eloğlu, ilk kitaplarıyla, kendi dönemini ve kendinden sonraki kuşakları büyük ölçüde etkiledi. Orta tabakanın dilini şiirleştirmesiyle dolaysız konuşma tonu ve yine ironi ve toplumsal eleştiricilik özelliğiyle 1960 kuşağı şairlerini etkilemiş olduğu söylenebilir. Ressam olarak da birçok çalışma ve sergiye imza attı. 1967’de düzenlenen 1. DYO Sergisi ile ve 1976’da yapılan Yarımca Sanat Şenliği’nde birincilik ödüllerine layık görüldü. Eserlerinde adının dışında Mehmet Metin, Mehmet Emin, Ali Haziranlı, Etem Olgunil ve Nil Meteoğlu imzalarını kullandı. Ayrıca birçok eleştiri yazısı kaleme aldı. Eserleri şöyle: Düdüklü Tencere (Yeditepe, 1951), Sultan Palamut (Seçilmiş Hikâyeler, 1957), Odun (Alpaslan Mtb., 1959), Horozdan Korkan Oğlan (Dost, 1961), Türkiye’nin Adresi (Yeditepe, 1965), Ayşemayşe (Yay, 1968), Dizin (Güney, 1971 TDK Şiir Ödülü), Yumuşak G (Baha Mtb., 1975), Rüzgâr Ekmek (Ada,1978), Hep (Adam, 1982), Yine (ilk altı kitabının birlikte basımı, Adam, 1982), Şiirce, (son üç kitabının birlikte basımı, Adam, 1982), Ay Parçası (Yazko, 1983), Önce Kadınlar (Adam, 1984), Bektaşi dedikleri, (O. Tansel ile; şiirleştirilmiş Bektaşi fıkraları, Türkiye İş Bankası, 1970), Derleme: Garip Şiirler Antolojisi, (Ü. Y. Oğuzcan ile, Yay, 1957)

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)