Gürcü hınziri, a sansun-u muazzam, a köpek!
Kande sen, kande nigehban-ı âlem, a köpek!

Vay o devlete kim ola mürebbisi ânın
Bir senin gibi deni cehl-i mücessem, a köpek!

Ne güne kaldı, medet! Devlet-i Al-i Osman…
Hey yazık, hey ne musibet, bu ne matem, a köpek!

Sen kadar düşman-ı devlet mi olur, a hınzır!
Ne durur saltanatın sahibi bilsem, a köpek!

Addolunsa eğer esbab-ı nizam-ı devlet
Seni katleylemedir cümleden akdem, a köpek!

Sana şetmeylemek olursa eğer katle sebep
Katliam eyle hemen durma demadem, a köpek!

Halk götürdü Arab'ı, gitti hele dünyadan
Kim götürse akabince seni bilmem, a köpek!

File nâçâr meğer yükledeler tabutun
Çekemez ciyfe-i murdarını âdem, a köpek!

Çakiçak etmiş iken tiğ-i zebanımla seni,
Kande buldun o kadar yareye merhem, a köpek

Ki feramuş edip ol mertebe zahmin acısın
Kudurup yine ısırdın beni muhkem, a köpek!

Kâfirim ger seni hicvettiğime nâdim isem,
Hak huzurunda ya senden utanırsam, a köpek!

İtikadımca gazâ eyledim inşallah
Hak bilir yok yere ben kimseye sövmem, a köpek |

Haşre dek sağ kalırsam sana şetmederim:
Hak sözü söylemeden hiç usanmam, a köpek !

Sözlük:

Sansun: düşmana saldırmak için kullanılan iri köpek

Ciyfeyi murdar: kokmuş ceset

Kande: nerde

Nigehban: bekçi

Esbab-ı nizam-ı devlet: devlet düzeninin nedeni

Cümleden akdem: herkesten önce

Şetmeylemek: küfretmek

Tiğ-i zeban: dil kılıcı

Feramuş: unutma

Zahm: yara

Nef’i

 

GÜRCÜ MEHMET PAŞA KİMDİR?

Gürcü asıllı olan Gürcü Mehmed Paşa, hayatının ilk dönemlerinde beş kez sadrazamlık yapmış olan Koca Sinan Paşa'nın kölesi olarak anılmaktadır.

Sinan Paşa'nın yanından sarayın eğitim kurumu Enderun'a gönderilmiş ve burada eğitim alarak yetişmiştir.

Enderun'dan mezun olduktan sonra cebecibaşı olarak göreve başlamış, ardından çavuşbaşı rütbesine yükselmiştir.

Devletin idari hizmetinde ilk tecrübesini sancakbeyliği görevleriyle edinmiştir.

1625 yılında Diyarbakır Valiliği'ne atanan Gürcü Mehmed Paşa, daha sonra Halep Eyaleti valiliğine getirilmiş, 1634'te Anadolu Beylerbeyi olarak Kütahya'da görev yapmıştır.

Bu görevdeyken IV. Murad'ın Revan Seferi'ne eyalet askerleriyle beraber katılmıştır. 1637'de Erzurum Eyaleti Valisi olmuş ve aynı yıl Bağdat Seferi'ne katılarak şehrin ele geçirilmesinde aktif rol almıştır.

Seferin hemen ardından Maraş Eyaleti valiliğine atanmış, ardından ikinci kez Anadolu Beylerbeyi olarak Kütahya'da görev yapmıştır. Daha sonra İstanbul'da kubbe veziri olarak atanmış ve 1643 yılında Şam Eyaleti Valiliği'ne geçmiştir.

Ardından bir kez daha İstanbul’a dönerek yeniden kubbe veziri olmuştur. 1651 yılında Valide Kösem Sultan ve Turhan Hatice Sultan'ın destekleriyle Sadrazam Sıvaüs Mehmed Paşa'nın yerine Gürcü Mehmed Paşa sadrazam olarak atanmıştır.

Bu görev verildiğinde yaşı 80'i geçmiş olan Gürcü Mehmed Paşa, dönemin en yaşlı veziri olup halk arasında "Şeyhül Vezir" olarak anılmaktaydı.

Yaşı nedeniyle etkin bir yönetim sergileyemeyen Mehmed Paşa, saray içi entrikalar sonucu bu göreve getirilmiş ve gerçek iktidar, onu destekleyip sadrazam yapan saray kadınları ile saray hadımlarının elinde kalmıştır.

Mehmed Paşa, saray içerisindeki gücünü korumak için onları memnun etmeye öncelik vermekle eleştirilmiştir. Sadrazamlığı sürecinde, kendi pozisyonuna tehdit oluşturabilecek vezirleri ve devlet ileri gelenlerini çeşitli bahanelerle azlederek ya da sürgüne göndererek rakiplerini saf dışı bırakmaya çabaladığı bilinmektedir. Bunlar arasında, Mısır Valisi Tarhuncu Ahmed Paşa'yı sürgüne göndermesi ve Köprülü Mehmed Paşa’yı vezirlikten alıp küçük bir sancağa tayin etmesi yer alır.

Ancak Valide Turhan Sultan ve Kızlarağası Süleyman Ağa, Gürcü Mehmed Paşa'nın yetersiz yönetiminden rahatsız olmuş ve sonunda onu görevden alma kararı almışlardır. Yerine Selanik'te bulunan Tarhuncu Ahmet Paşa'yı sadrazam tayin etmişlerdir.

Bu kararın ardından Gürcü Mehmed Paşa, Haziran 1652'de sadrazamlıktan azledilmiş ve İstanbul’dan uzaklaştırılmıştır. Görevden alındıktan sonra bir süre Yedikule zindanında tutulan Gürcü Mehmed Paşa, Şeyhülislam Bahai Efendi'nin müdahalesiyle serbest bırakılmış ve Ohri Sancağı’na sürgüne gönderilmiştir.

Daha sonra tekrar İstanbul’a dönmüş ancak Eyüp'teki konutunda zorunlu ikamete tabi tutulmuştur.

Buna karşılık ilerleyen yaşına rağmen yeniden sadrazamlık görevine gelme arzusu bitmemiştir. Bu isteğini önemli devlet adamları aracılığıyla devlete bildirmişse de, bu girişimi hayatındaki son siyasi hamlelerden biri olmuştur.

Kendisinin tekrar İstanbul’a dönüşü engellenmiş ve önce Temeşvar Valiliği’ne, bir yıl sonra ise Nisan 1656’da Kıbrıs Mutasarrıflığı’na atanarak Osmanlı merkezi siyasetinden uzaklaştırılmıştır.

Gürcü Mehmed Paşa'nın ölümüne ilişkin farklı tarihsel bilgiler bulunmaktadır. Vecîhi Hasan Efendi ve onun çalışmalarını izleyen Silâhdar Mehmed Ağa, Gürcü Mehmed Paşa'nın Kıbrıs Mutasarrıflığı sırasında Haziran 1660'da vefat ettiğini ifade etmektedir. Sadrazam güçsüzlüğünü karşılamak için "Ben sakalımı devlet hizmetinde ağarttım" demeyi kendine slogan yapmıştı

Yaşı oldukça küçük olan IV. Mehmet huzurunda sadrazamı şöyle azarladığı bildirilmektedir:

“Bak a paşa! Aksakal, kara sakal akıl ve dirayet için bir numune değildir. İşleri idarede gaflet ve ihmalin anlaşıldı. Bundan sonra kazasker efendinin emrine muhalefet etme.”
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)