17 Ekim 2026
Son Dakika

Doğanın toparlanmasının hala mümkün olduğu bildirildi

Yaban hayatı popülasyonlarında yüzde 73 kayıpla karşı karşıya olduğumuz halde, doğanın toparlanmasının hala mümkün olduğu belirtiliyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) ‘2026 Yaşayan Gezegen Raporu’na göre, son 52 yılda izlenen yaban hayatı popülasyonları ortalama olarak yüzde 73 oranında azaldı. Tatlı su ekosistemleri en çok etkilenen alan olurken bu bölgelerde yüzde 85'lik bir düşüş yaşandı. Raporda, yıllar süren koruma çabalarının bazı türlerde toparlanmayı sağladığı, ancak doğa kaybını durdurmak için gıda, enerji ve finans sistemlerinde değişikliklerin şart olduğuna dikkat çekiliyor. WWF’nin 'Yaşayan Gezegen Raporu', her iki yılda bir yayımlanıyor ve 2026 sonuçları 'Umut Bilimi' başlığıyla duyuruldu. Londra Zooloji Derneği (ZSL) iş birliğiyle hazırlanan raporda, 1970-2022 yılları arasında 5,790 omurgalı türe ait 35,803 popülasyondaki değişiklikler incelendi. Rapora göre, izlenen popülasyonların ortalama büyüklüğü tatlı su ekosistemlerinde yüzde 85, kara ekosistemlerinde yüzde 69 ve deniz ekosistemlerinde yüzde 59 oranında azaldı. Bölgesel olarak ise en büyük düşüş yüzde 95 ile Latin Amerika ve Karayipler'de meydana geldi. Afrika'da yüzde 80, Asya-Pasifik'te yüzde 49, Kuzey Amerika’da yüzde 28 ve Avrupa ile Orta Asya'da yüzde 23 düşüş kaydedildi. Endekste görülen yüzde 73'lük genel düşüş, dünya çapındaki hayvanların yüzde 73'ünün yok olduğu anlamına gelmiyor. Bu veri, farklı bölgelerde incelenen hayvan popülasyonlarının boyutlarındaki ortalama değişimi yansıtıyor. Endeks kapsamındaki popülasyonların yüzde 43'ü artarken, yüzde 7'si sabit kaldı. Fakat azalan popülasyonlardaki kayıpların büyüklüğü nedeniyle küresel endeksin düşüş yönünde olduğu belirtiliyor. Doğal yaşam alanlarının kaybı ve bozulması yaban hayatına yönelik tehditlerin başında geliyor. Bu durumu, doğal kaynakların aşırı kullanımı, iklim değişikliği, kirlilik ve istilacı türler izliyor. Raporda, biyolojik çeşitlilik kaybını tersine çevirmek için türleri ve yaşam alanlarını korumaya yönelik çalışmaların yetersiz olduğu vurgulanıyor; gıda üretimi ve tüketiminin yaşam alanları üzerindeki yıkıcı etkileriyle fosil yakıtlara dayalı enerji sistemlerinin iklim değişikliğine olan katkısının altı çiziliyor. Raporda yer alan olumlu örneklerden biri, uzun soluklu koruma çalışmaları sayesinde kaplan popülasyonunun önemli ölçüde artması. 2010-2025 yılları arasında kaplan sayısı yüzde 70'in üzerinde artarak 3 bin 200’den 5 bin 700’e ulaştı. Avlanma kotalarının düşürülmesi ve izleme çalışmalarının güçlendirilmesiyle Atlantik ve Pasifik mavi yüzgeçli orkinos popülasyonlarında toparlanma sağlandı. Türkiye'de de olumlu gelişmeler dikkat çekiyor. WWF-Türkiye’nin Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğü çalışmalarda yeşil deniz kaplumbağasının koruma durumunda önemli ilerlemeler kaydedildi ve yaklaşık 283 bin yavru denize ulaştı. WWF Genel Müdürü Dr. Kirsten Schuijt, doğadaki bozulmanın hızla devam ettiğini belirtse de raporun umut verici birçok örnek sunduğunu ifade etti. Kaplan, mavi yüzgeçli orkinos ve yeşil deniz kaplumbağası gibi türlerdeki iyileşmelerin, uzun vadeli ve uyumlu çabalarla doğanın nasıl toparlanabileceğini gösterdiğini dile getirdi.

Diğer Galeriler

Tümü →