Ankara'nın kalbinden hâlâ bir boynuzlu geçiyor
Ankara'nın hafızasında bazı sesler vardır, İnsan yıllar geçse de duyduğunu sanır. Kaldırımda hızlı adımlar, durakta bekleyenler Yokuş çıkan eski bir tramvayın zili, Ulus Meydanı'ndaki güvercinlerin kanat çırpışı, Devlet dairelerine yetişmeye çalışan memurlar, Ulus Hali'ne mal indiren esnaflar, Gençlik Parkı'ndan yükselen kahkahalar… Kızılay'da alışverişe çıkan kadınlar, Bir de gökyüzüne uzanan iki telin altında Usul usul ilerleyen troleybüslerin O kendine has uğultusu. Ama Ankaralılar ona hiçbir zaman Uzun uzun “troleybüs” demezdi. Mahallenin çocukları da, İşe yetişen memurlar da, Pazardan dönen teyzeler de Aynı adı kullanırdı: “Boynuzlu geliyor!” Çünkü çatısındaki iki uzun akım kolu, Gökyüzündeki tellere uzanan iki boynuza benzerdi. O yüzden Ankara'nın en sevilen ulaşım aracının Resmi adı troleybüs olsa da, halkın dilindeki adı Hep “boynuzlu” olarak kaldı. 1947 yılında Ulus ile Bakanlıklar arasında İlk kez yola çıktığında yalnızca Yeni bir ulaşım aracı değildi, Cumhuriyet'in genç başkentine yakışan Modernleşmenin sessiz simgesiydi. Elektrikle çalışan bu zarif araç, O günün insanına geleceğin Şehrinde yaşadığı hissini veriyordu. Kim bilir, belki de Ankara'da Bir ulaşım aracına böylesine sevecen Bir lakap takılması, onun ne kadar Benimsendiğinin en güzel göstergesiydi. Çocuklar kaldırımdan geçerken Daha uzaktan birbirlerine seslenirdi “Koşun, koşun boynuzlu geliyor!” Gökyüzündeki tellere asılı bir çocukluk Boynuzlu'nun en büyük özelliği, Acele etmeyi hiç sevmemesiydi. Bugünün korna yarışına dönüşen trafiğini Görse utançtan tellerine tutunamazdı. O kırmızı ışıkta sabırla bekler, Yokuşları ağır ağır çıkar, Yolcularını sarsmadan ilerlerdi. Ankara'nın sert ayazında camları buğulanır, İçeride oturanlar parmaklarıyla buğulu camlara İsimler, kalpler ve küçük resimler çizerdi. Ankaralıların Boynuzlu'yla kurduğu dostluk başkaydı. Memuru, öğrencisi, esnafı, pazara çıkan teyzesi… Hepsi aynı aracın içinde sessizce yol alırdı. Boynuzlu yalnızca insan taşımazdı, Umut taşırdı, maaş günü sevincini taşırdı, İlk maaşını cebine koyan gencin gururunu, Sınava yetişmeye çalışan öğrencinin heyecanını, Askere giden delikanlının sessiz vedasını taşırdı. Belki de bu yüzden bugün yaşı belli bir Ankaralıya “Boynuzlu'yu hatırlıyor musun?” diye sorsanız, Önce gülümser, sonra çocukluğunu anlatmaya başlar. Elbette Boynuzlu'nun da nazı vardı. Bazen çatısındaki o meşhur boynuzlar tellerden ayrılırdı. Şoför aracı durdurur, eline uzun sırıkları alır, Büyük bir ustalıkla boynuzları yeniden tellere oturturdu. İçeride kimse sıkıntıya girmez, öfkelenmezdi. Yolcular camdan başlarını uzatır, “Olur böyle…” dercesine beklerdi. Hatta çocuklar için bu, yolculuğun en heyecanlı kısmıydı. Bugün olsa birkaç saniyelik gecikmeye bile Tahammül edemeyen insanlar, o günlerde Boynuzlu'nun nazını bile tebessümle karşılıyordu. Yıllar geçti. Ankara büyüdü, yollar genişledi, otomobiller çoğaldı. Hız, modern hayatın en büyük meziyeti sayılmaya başladı. Boynuzlu ise bu telaşlı dünyaya ayak uyduramadı. “Yavaş gidiyor.” dediler. “Trafiği aksatıyor.” dediler. Oysa belki de aksayan trafik değil, insanların sabrıydı. 1981 yılında son seferini yaptığında Ankara'nın sokaklarından yalnızca bir taşıt çekilmedi, Şehrin gündelik hayatından da koca bir alışkanlık eksildi. Gökyüzündeki teller söküldü ama Ankaralıların dilindeki “Boynuzlu” sözcüğü sökülemedi. Bugün Ulus'tan Kızılay'a yürürken, Dışkapı'nın eski duraklarının önünden geçerken Ya da Bahçelievler'in uzayan caddelerine bakarken İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Acaba Boynuzlu geri gelse yine aynı ağırbaşlılıkla mı ilerlerdi? Büyük ihtimalle evet… Ama bu kez peşinden sabırsız otomobiller korna çalarken O yine aldırmadan yoluna devam ederdi. Belki de bu yüzden Boynuzlu, Ankaralıların kalbinde yalnızca bir ulaşım aracı olmadı. O, başkentin terbiyesini taşıyan sessiz bir dosttu. O, Ankara'nın göğe tutunan hatırasıydı Boynuzlu gitti, hatıralar duraklarda kaldı Gürültü yapmadan hizmet etmenin, Gösterişsiz olmanın, elektrik kadar temiz, Cumhuriyet kadar onurlu yaşamanın sembolüydü. Şimdi fotoğraflarda kaldı, Ama Ankara'nın eski sokaklarını bilen herkes bilir ki Bazı araçların motoru durabilir, bazı teller sökülebilir, Bazı araçlar eskiyebilir, bazı duraklar değişebilir… Fakat çocukluğunu Boynuzlu'nun camından seyreden İnsanların hatıralarında o iki boynuz Hâlâ gökyüzündeki tellere değmeye devam eder. Ankara’nın kalbinden hâlâ bir boynuzlu geçer. Nadir Avşaroğlu Gercekedebiyat.com













