Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşa anılıyor
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e verdiği destekle Milli Mücadele'nin en kritik dönemlerinde etkili bir rol oynayan ve Doğu Anadolu'da elde ettiği zaferlerle halkın gönlünde özel bir yer edinen 'Şark Fatihi' Kazım Karabekir, vefatının 78. yılında anılmaktadır.
Kazım Karabekir, 23 Temmuz 1882 tarihinde İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde dünyaya geldi. Eğitimine, babasının görevi nedeniyle bulunduğu doğu vilayetlerindeki mahalle mekteplerinde başlayan Karabekir, ardından Fatih Askeri Rüşdiyesi ve Kuleli Askeri İdadisi'ni başarıyla tamamladı. Harbiye Mektebi'ni piyade teğmeni rütbesiyle ve sınıf birincisi olarak bitirdikten sonra, 1905 yılında Erkan-ı Harbiye'den mezun olarak yüzbaşı rütbesine yükseldi. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Rumeli'deki örgütlenme faaliyetlerine aktif şekilde katıldı ve 2. Meşrutiyet'in ilanı sonrası Edirne'deki 3. Ordu Komutanlığı görevini üstlendi. Ayrıca 1909'daki 31 Mart Vakası'nın bastırılmasında etkili bir rol oynadı. 1912 yılında binbaşılığa terfi eden Kazım Karabekir, Balkan Savaşları sırasında Trakya Sınır Komiserliği görevini yürüttü. Çanakkale Savaşı başladığında cepheye sevk edilerek önemli görevlerde bulundu. 1. Dünya Savaşı'nı kaymakam (yarbay) rütbesiyle sürdüren Karabekir, Kerevizdere bölgesinde Fransız kuvvetlerine karşı kazandığı başarıyla albaylığa yükseldi. 1916 yılında Kut'ül-Amare kuşatmasını yöneten 18. Kolordu'nun komutanı oldu, daha sonra Kafkas Cephesi’nde kolordu komutanı olarak görev aldı. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası, 1919 yılında Erzurum’da 15. Kolordu Komutanlığına tayin edilen Karabekir, Erzurum Kongresi sürecinde Mustafa Kemal Paşa’ya desteğini sürdürerek Kurtuluş Savaşı boyunca Doğu Cephesi Komutanlığı görevini yürüttü. Başarıyla Ermeni ordusunu mağlup etti ve Rus Sovyet Sosyalist Federe Cumhuriyeti ile yapılan Kars Antlaşması görüşmelerinde yer aldı. Daha sonra 1. Ordu Müfettişliği görevine getirilen Karabekir, milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çalışmalarını sürdürdü. Siyasi hayatı ve yargılanma süreci Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar ile birlikte 27 Kasım 1924 tarihinde Cumhuriyet tarihindeki ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu ve genel başkanlık görevini üstlendi. Ancak parti, Şeyh Sait İsyanı gerekçe gösterilerek 3 Haziran 1925'te kapatıldı. 1926 yılında İzmir’de Mustafa Kemal’e yönelik suikast girişimiyle ilgili olarak haberdar olduğu halde bildirmediği iddiasıyla tutuklanan Karabekir, İstiklal Mahkemesi'nde idam talebiyle yargılandı ancak oy birliğiyle beraat etti. Bu süreçten sonra, 5 Aralık 1927’den 1938 yılına kadar Erenköy’deki köşkünde inzivaya çekildi. Bu köşk bugün müze olarak ziyaret edilmektedir. 31 Aralık 1938'de İstanbul Milletvekili oldu ve 23 Temmuz 1946 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevini üstlendi. Kazım Karabekir, 26 Ocak 1948 tarihinde Ankara’da hayatını kaybetti. İlk olarak Hava Şehitleri Mezarlığı’na defnedilen naaşı, 30 Ağustos 1988 tarihinde Atatürk Orman Çiftliği’nde bulunan Devlet Mezarlığı’na nakledildi. Çok sayıda eser kaleme alan Karabekir’in önemli çalışmaları arasında "Birinci Cihan Harbi", "İstiklal Harbimiz", "İzmir Suikastı", "Çocuklara Öğütler", "Hayatım", "Ermeni Dosyası", "İngiltere, İtalya ve Habeş Harbi", "Sarıkamış-Kars ve Ötesi", "Erzincan ve Erzurum'un Kurtuluşu" gibi eserler bulunmaktadır. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Uğur Üçüncü, Karabekir'in vefatının yıl dönümü dolayısıyla, Mustafa Kemal Paşa'nın istifasından Erzurum Kongresi'ne uzanan süreçte yaşananları, dönemin şahitleri Rauf Bey ve Yaver Cevat Abbas'ın notları ile Şevket Süreyya Aydemir'in ifadeleri ışığında AA muhabirine değerlendirdi. Üçüncü, İstanbul’dan gelen tutuklama emrine rağmen Kazım Karabekir’in sergilediği duruşun önemine vurgu yaparak, Yaver Cevat Abbas’ın tanıklığını şu şekilde aktardı: Karabekir Paşa’nın geldiği haberi duyulduğunda, Mustafa Kemal Paşa’nın yüzünde hafif bir şüphe ve endişe oluştuğu söylenir. Ancak odaya giren 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, “Paşam, dün olduğu gibi bugün de ben ve kolordum emrinizdeyim” diyerek tarihi bir bağlılık örneği sunmuştur. Bu desteğinin hemen ardından Mustafa Kemal’i koruma amacıyla askerler görevlendirmiş ve kendisine bir araç tahsis etmiştir. Böylelikle Mustafa Kemal Paşa, resmi bir yetkisi olmamasına rağmen davası uğruna büyük bir azimle ilerlemeye başlamıştır. Kazım Karabekir’in bu duruşunun diğer komutanlar üzerinde de etkili olduğunu dile getiren Üçüncü, Karabekir Paşa’nın bu süreçte kilit bir isim olduğuna dikkat çekti. Onun bu tavrının, Cafer Tayyar Paşa, Ali Fuat Paşa ve Refet Bele gibi isimlerin de aynı yolu seçmesine vesile olduğunu belirtti. Erzurum Kongresi’nde ise Karabekir Paşa’nın teşvikleriyle Mustafa Kemal Paşa’nın yeniden başkan seçildiğini ve bu noktadan sonra Milli Mücadele’nin tartışmasız lideri haline geldiğini ifade etti. İki komutan arasında güçlü bir dava arkadaşlığının temel teşkil ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Üçüncü, Karabekir Paşa’nın bu tavır dışında bir davranış sergileyemeyeceğini belirtti. Çünkü onların en başından itibaren aynı ideale inandıklarını ve kader birliği yaptıklarını, bu birliktelikle Cumhuriyet’in temellerinin atıldığını söyledi. Doğu Anadolu’da binlerce yetimin babasıydı Kazım Karabekir’in sadece askeri bir kahraman değil, aynı zamanda önemli bir sosyal reformcu olduğunu dile getiren Üçüncü, onun insani başarılara da imza attığını ifade etti. Ermeni ve Gürcü işgallerinin sona erdirilmesi ve Kars’ın kurtarılması gibi büyük askeri zaferlerin yanı sıra bölgedeki insani trajedilere dikkat çeken Üçüncü, Birinci Dünya Savaşı sonrası Doğu Anadolu’nun Ermeni isyanları ve Rus işgalinden ötürü binlerce yetimle dolu bir coğrafyaya dönüştüğünü belirtti. Bayburt ve çevresinde karşılaştığı bu trajediye sessiz kalmayan Kazım Karabekir Paşa’nın tüm askeri olanakları seferber ederek bu çocuklara sahip çıktığını anlattı. Askeri disiplin içerisinde bu çocukları eğiterek ‘Gürbüz Çocuklar Ordusu’nu kurduğunu sözlerine ekledi. Karabekir’in kurduğu eğitim sisteminin günümüz Türkiye’sinin temellerine katkısına da dikkat çeken Üçüncü, şunları söyledi: “O, yalnızca çocukların karnını doyurmakla kalmadı; onlara meslek edindirdi, mesleki eğitimlerle donattı ve vatana faydalı bireyler olmalarını sağladı. Hayata geçirdiği eğitim kurumlarıyla hem Türk Silahlı Kuvvetlerine nitelikli personel kazandırdı hem de sanayi ve ticaret alanında kalifiye iş gücünün oluşmasına öncülük etti. Resmi kayıtlarda üç çocuğu olduğu belirtilse de aslında Kazım Karabekir Doğu Anadolu’da binlerce yetimin babasıydı. Bugün Türkiye’nin farklı kademelerinde görev yapan birçok kişinin dedesi veya büyükleri, onun elinde büyüyen o sadık ve vatansever gençlerdi.” Karabekir’in hem askeri hem de sosyal alanda geniş bir vizyon sahibi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Üçüncü, bu yönünün yeterince anlatılamadığını belirtti. Buna rağmen Doğu Anadolu’da yaşayan halkın onu hala derin bir saygıyla hatırladığını da sözlerine ekledi. Gercekedebiyat.com


















YORUMLAR