26 Eylül 2026
Son Dakika

Melali̇ anlamayan nesle aşi̇na deği̇li̇z

Hüzün'ü Ahmet Haşim bile tanımlayamamış. Yabancı dillerde karşılığı yok.

 

Müdürüm 

Bu söz, Ahmet Haşim’den bir kelam 

Sözlüklere göre melal kelimesi 

Arapça “mlı” kökünden gelen “malaı” 

“Sıkıntı, üzüntü, hüzün” demekmiş. 

 

Kısaca 

Hüzün ile büyümüş bir kuşaktan bahsediliyor 

 

Ahmet Haşim 

Bir mısra ile hem insanın  

İç dünyasını keşfe çıkıyor 

Hem de bir dönemin   

Ruh dünyasını ortaya koyuyor. 

 

Melâli anlamayan nesil neyi anlar?  

Hüznü, efkarı tatmayan gönül;  

Aşkı, sevdayı anlayabilir mi? 

Hüzün, ebedi yolculuğa çıkan insanın  

Bıraktığı bir iz gibidir, ötelere onunla gidilir. 

 

Az sözle çok şey anlatan, usta işi bir ifade; 

Melali anlamayan nesle aşina değiliz. 

 

Ama Ahmet Haşim gibi bir usta bile 

Hüznü yeterince tarif edememiş. 

Gerçekten de hüznün tarifi çok zor. 

Yabancı bir dilde karşılığı bulmak hayli güç 

 

Hüzün; 

İyi değil, kötü de değil. 

Üzüntü, gam, keder hiç değil,  

Vakur bir duruşu var hüznün.  

Böyle ağır, sakin, durgun ve dingin 

Bir gülümsemenin ardına saklanır gibi  

Kaçamak ama bir yandan da, hep orada,  

Sıkıntı değil, bunalım değil, acı değil. 

Hepsini de bilen, insanı yaşatabilen 

Ama hepsinin üstesinden geldikten  

Sonra geriye kalan gibi bir şey 

Mağrur, muvaffak, ama kırılgan ve hassas 

 

Müdürüm  

Bazen tarifi çok zor olan haller vardır 

 

Hüzün; 

Hüzün; tek kişiliktir;  

Tek başına yaşanan,  

Kimseye anlatılamayan  

Tanımlanamayan bir garip duygu. 

Yalnız kalabildiğin zamanlarda yaşayabileceğin  

Hele ki, “sen gittiğinde...” diye  

Başlayan şiirleri insana hiç yazdırmayan.  

 

Hüzün belirsiz bir şey, zamansız,   

Mutsuzluğumuzun kış günlerinde  

Ne güzel çocuk olmak, bir kadeh şarabın,  

Belirsiz dizelerin, akşamın ve yağmurun  

İnsana hiçbir şey vadetmemesi.  

Elimizde kalan sadece,  

Cemal Süreya’nın içli dizeleri.? 

 

Müdürüm  

Bazen tarifi çok zor olan durumlar vardır 

 

Hüzün, o mevsimsiz mutluluğun aksine  

Derindir ve çok daha içtendir.  

Üstelik öyle kolayca dağılmaz, sadıktır.  

Daha sendendir, yaşamın özüdür.  

Senin yaşamla kurduğun bağın hamurudur.  

Şöyle bir durup geçmişi, insanları, hayatı  

ve olayları düşününce ister istemez gelir.  

Mutluysan da gelir, mutsuzsan da  

Varlığını hatırlarsın, sağlıklı bir histir.  

İnsanı yumuşatır, durgunlaştırır biraz.  

Pişmanlık gibi, öfke gibi, kin gibi  

Hastalıklı değildir kesinlikle.  

Arada bir hüzünlenmek iyidir. 

 

Hüzün; 

 

Dert, keder, tasa gibi kelimelerle  

Eşanlamlı kullanılsa da aynı anlamları ifade etmez 

“keder” tümüyle olumsuz bir hissiyat uyandırırken,  

“hüzün” kelimesinde “azıcık” olumlu bir hal vardır,  

Bir annenin, eğitim için şehir dışına çıkan  

Çocuğunu uğurlaması hüzünlüdür;  

Bu durum, merak, kaygı ve mutluluğun birleşimidir. 

Bir babanın kızı evlendikten sonra evde  

Geçirdiği ilk geceler de hüzünlü gecelerdir,  

Kuş yuvadan uçup gitmiştir  

Ama yeni bir yuva kurmuştur kendine. 

Eski sevgili fotoğrafına bakmak da hüzünlüdür;  

Birlikte geçirilen mutlu günler hatırlanır,  

Ama o günlerin geçmişte kalmış oluşu da  

Buruk bir tat bırakır. 

 

Yalnızlığın bir diğer adıdır belki de,  

Yani insanların bedenen olmasalar da  

Ruhen yalnız olduklarında  

Yoğun bir şekilde hissedebilmeleri  

Mümkün olan bir duygu. 

Her zaman bahaneleri, hazır olan. 

Eylül gibi, Nisan yağmuru gibi,  

Bir şarkı gibi, bir şiir gibi, bir fotoğraf gibi,  

İzinsiz gelip beynimize çöreklenmiş bir anı gibi. 

Ne kötü, ne de iyi bir duygu. 

Sevilen ama fazlasına tahammül edilemeyen. 

 

Habis bir ur gibi büyür. 

Kapattığı kapıların arkasında.  

Ne seni dışarı salar  

Ne de başkalarının içeri girmesine izin verir.  

Marazlı bir insan olur çıkarsın. 

Bence hüzün için neden aranmaz. 

Bazen içtiğin kahvede  

Bazen bir şarkının başında ya da  

Boş bir sokaktan gelen kokuda. 

Belki de benzer bir seste,  

Hani dokunan bir tende. 

Her şey ama her şey hüznün kaynağı olabilir. 

Derin bir özlemle yaşayan insanlara. 

 

Her zaman bir nedeni yoktur. 

Bazen sebepsiz gelir, yerleşir gözlere,  

Mimiklere, hatta saçlara, ellere.  

Kimine gerçekten yakışır.  

Bencilce bir şekilde  

Hep öyle görülmek istenir  

Hüznün yakıştığı düşünülen kişiye.  

Ama hüzün herkese yakışmaz.  

Dingin bir bilgelik vardır hüzünlü kimsede.  

Dünyayı, hayatı anlamanın verdiği  

 

Hüzün 

Gerçekten tarifi zor bir ruh hali, Müdürüm 

 

Bir yaz akşamı, güneş batarken, 

Bir balkonda yalnız başınıza oturmuşken, 

ve fonda duygulu bir parça dinlerken 

Mutsuz olmadığınızı ancak mutlu da  

Olmadığınızı ama içinizde dingin  

İnsanların zayıf anlarını kollayan 

Üzerine olmayan, geldi mi gitmek bilmeyen 

Gözyaşlarını kendisine yoldaş belleyen 

Kurtulmak için silkinmeye bile izin vermeyen 

Acımasız, bencil, hep seninle olmak isteyen 

Bir duygudur, hüzün 

 

İnsanı sardıkça kendini sevdiren  

Ama yine de can yakan 

Kronik bir hal alan ve hep orada duran 

Mutlu anlarında bile bakışında olan 

Gülüşünde, sesinde, ellerinde gizli kalan 

Bir yerden mutlaka sezilen ve 

Varlığı hissettiren bir ruh halidir 

Hüzün  

 

Hüzün; 

 

Belirtisi iç sızlamasıdır. 

Zamanın gergefinde sayıklayıp  

Durduğu bir iç ağrısıdır.  

Üzerine sahte gülümsemeler yapıştırılıp  

Dostlara "keyifliyim aslında" süsüyle yutturulabilen 

Mekanı gözlerdir ve kesinlikle misafir değildir.  

Bir kere yerleşmeye görsün ömür boyu ev sahibidir. 

Beraber güldüğün zamanları değil de,  

Sevgiliye son bakışını hatırlamaktır. 

 

Ansızın bastıran yaz yağmuru gibidir 

Islatmaz, nemlendirir ve gider 

Gözün kenarında akmadan duran bir damla yaş 

Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine 

Yalnızın yol arkadaşı, kah görünür, kah kaybolur. 

Nedensiz gelip, habersiz gider. 

Bazen de sebepsiz gelir, gereksiz kalır,  

Üşüyünce geçer. 

 

Bakışlardaki sessizlik 

Perdeyi kımıldatan hafif bir esinti. 

Sonbahar, gün batımları, eski fotoğraflar,  

Otel odaları, tabağında gökyüzü,  

Kadehinde eskimiş gençlik anıları. 

 

Müdürüm 

 

Hüzün 

Hep yatıya kalır 

Hiç yokken ortaya çıkar ansızın 

ve nerde saklanır biz gülerken 

İçimden çıkarıp atamadığın 

Hep birilerini kaybetme korkusu,  

Hep bir şeyler için geç kalmışlık hissi,  

Hayallerin hep belirsizliğe ertelenmesi 

ve kocaman bir yorgunluktur, hüzün. 

Huzurun kardeşi 

 

Kısacası Müdürüm 

Hüznü, kimse anlamaz. 

Anlasa da anlatamaz. 

 

Nadir Avşaroğlu 
Gercekedebiyat.com 

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

İlgili İçerikler