Elif Sofya imzasıyla 2000’lerin ortalarında Kitap-lık dergisinde ansızın yayımlanan şiirleriyle karşılaşmıştım.

Vedası da ansızın oldu çok ama çok şaşkınım. Hatta Yapı Kredi’ye Murat’ı ziyaret etmeye gittiğim bir gün ona “Elif Sofya kim? Şiirleri iyi, iyi şair,” dediğimde “Mektupla geliyor, evet bence de iyi şair,” demişti.

Ben de böyle yeni şairleri, iyiyse, tereddütsüz yayınlamasından dolayı onu tebrik etmiş, çok iyi bir şey yapmış olduğunu söylemiştim: Dün gibi hatırlıyorum. Daha sonra biraz araştırınca ben onu fark etmeden Yasakmeyve’de yayımladığını hatta aynı yerden bir kitabının da çıkmış olduğunu öğrendim: Ters Düşünce.

Neden onu daha önce fark etmediğim için kendime kızdım ama bunun nedeni hiçbir zaman Enver Ercan’a ve dergisine güvenmediğim için Yasakmeyve’yi takip etmemiş olmamdı.

Asırlık Varlık dergisini kuşak dergisine dönüştürüp ağırlığını yıkan Ercan’a oldum olası hiç güvenmedim, bırakın şairliğini, bir kültür adamı olarak bile görmedim onu.

Demek ki edebiyata hangi kapıdan girdiğiniz çok önemli. Ne var ki Sofya kuvvetli bir şair olduğunu o balçıktan kurtulup başka yayınlarda da yayınlamasıyla kanıtlardı elbette; eğer yeteneğiniz varsa üzerinize çamur sıçrasa da oraya yapışmaz; şairin kudreti şiirinden gelir.

Elif Sofya, dilin bir performansa, kelimelerin birer koda, şiirin ise algoritmaya dönüştüğü bir ortamda şiiriyle “toprak” arasındaki bağları hiç koparmadığı gibi bu bağları ve köklerini daha da kuvvetlendirdi. Kelimeler ve imgeler onda hacim tutuyordu ve çok boyutluydu.

İfadesi yalın, direkt ve herhangi bir süslemeye gerek duyurmayacak şekilde hakikatliydi. O hazır bir şiirselliğe yaslanmadan şiirin cangılında kendi yolunu çok serinkanlı bir şekilde, ne yaptığından emin bir şekilde sağlam basarak açtı.

Daha sonra açtığı bu yola katılan ve katılmak isteyen başkaları da oldu. Kimileri ekolojik şiir yazdığını söyledi, kimileri doğaseverliğinden dem vurdu.

Ne var ki bana göre şiir ekolojik, pastoral, epik, patetik ya da lirik olarak kategorilere ayrılamaz. Şiir bütün bunları içerir. Önemli olan kökenindeki trajik imkânsızlık acısının, varlıkla dil arasındaki kapanması mümkünsüz boşluğun acısının şiirde görünür olmasıdır.

Şiiriyle kendi şiirim arasında her zaman yakınlıklar, salt şiir tavrıyla bile politik ve dünyaya dair dürüst ve doğru bir duruş sergileyen arkadaşım, dostum, dostumun eşi şair Elif Sofya’ya tekrar görüşünceye dek elveda diyorum.

Ve ona söz veriyorum: Yaptığı şiirsel girişimin önemini ve anlamını anlatmaya çabalayacağım. Çünkü önemli.

Osman Çakmakçı
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)