Haksızlık / Erdinç Gültekin
Doktor Ertan Yaycı iki ay önce iki çocuğu ile karısını, karısının kullandığı aracın yoldan çıkmasıyla meydana gelen kazada yitirdi. Oğlu 4, kızı 10, eşi 36 yaşındaydı. Dokunamadı onlara Doktor. Kustu bir köşede. Dışarı çıktığında bayıldı. Kendine geldiğinde kafasını bir duvarın köşesine vurdu vurdu. Bağırmadan, ağlamadan vurdu kafasını duvarın köşesine köşesine. Gelen geçen araya girmeseydi vurmayı sürdürecekti. Alnına on sekiz dikiş attılar. Günde dört paket sigara içiyor Doktor Ertan Yaycı. Kimseyi görmek istemiyor. Sokağa çıkmıyor, çıkamıyor. Telefonları birkaç sözcükle karşılıyor, yanıtlıyor. Aslında arayanlar kapısını çalmasınlar diye "alo" diyor. Yoksa açmayacak telefonunu. İçki içince, çok içinde ağlıyor, biraz rahatlıyor, yeniden yaşama tutunacak gibi oluyor hatta gülümsüyor ama o baş ağrısıyla inleye inleye uyandığında kusmak için yine tuvalet kapısına tekmeyi atıyor. Kusmak iyi geliyor. İki saate yakın uyuyor. Marketlere ısmarladıklarının gelme zamanı dışında kapı çalarsa sinirleniyor, gelen annesi bile olsa kapıdan göndermek istiyor. Çoğu zaman da öyle oluyor, kapıdan konuşuyor, uğurluyor gelenleri. Gelenlerin getirdiklerini bir köşeye atıp hemen bir sigara yakıyor. *** Kustuktan sonra uyudum. Düşümde bizimkileri gördüm. Bu kez başkaydılar. Büyümüşlerdi. Anneleri bile büyümüştü. Oğlum 24, kızım 30, anneleri 56 yaşındaydı. Kahvaltı yapıyorduk yazlığımızın bahçesinde. Gülüşüyorduk. Mutluyduk. Derken karım ağlamaya başladı sessizce, çocuklar duruldu. Biliyor musun, dedi karım. Yazlık yolunda karşıdan gelen, hatalı sollama yapan o adamdan kaçayım derken direksiyon hâkimiyetini kaybedip taklalar atmasaydık belki de daha yıllarca böyle güzel kahvaltılar yapacaktık. Çocuklar büyüyecek, onlar da anne-baba olacaktı. Azrail o saniye karşıdan gelmeseydi bu çocuklar belki elli-atmış sene daha yaşayacaktı, belki daha fazla... Sofradan kalktım. Haksızlık bu, haksızlık diye bağırmaya başladım. Bu kadar haksız ölümler olmamalı. Ölüm bu kadar haksız olmamalı! Ağlamıyor, ölmek istiyordum. Dayanamıyorum, dayanamayacağım dedim. Başımı yine bir duvar köşesine vurmak istedim ama vuracak bir köşe yoktu. Masaya döndüğümde karım ve çocuklarım da yoktu, gitmişlerdi. Erdinç Gültekin
Gercekedebiyat.com

















YORUMLAR