23 Ekim 2026
Son Dakika

Dünyanın en güzel bozkır kenti / Cem Güneş

Dünyanın en güzel bozkır kenti / Cem Güneş

Dünyanın en güzel bozkır kenti / Cem Güneş

 

Buralarda karamsar aralık ayı, bir noel tutturmuş ki insanoğlu!

yeni ortak şiirler mi yazılıyor?


Ankara düştü usuma 


Ankara`da hareketli bir akşam üstü, caddelerde tatlı telaş 

randevu verecek kız arkadaşım yok 

sessiz oturuyorum Akman’da

cebimdeki iki lirayla dost bir boza söylüyorum 

gencim, façam fena değil 

insanları inceliyorum, onların duygularıyla yarenim 

işte yaşamın en çıplak sinema perdesi 

dışarıda kömür dumanı, otobüsler zincir takmışlar.

Vatandaşlarım!.. 


postahanenin önünde genç asker elime buruşuk bir mektup ve üç kuruş tutuşturuyor, 

`ne olur bize yasakladılar anamın mektubunu benim için atar mısın gardaş?` 


bir kenar mahalledeyim  

boş arsalara bakıyorum, yer Batı Sitesi de olabilir, Üreğil de 

dikenli arazinin dinginliğini izlerken hayranlıkla 

Habip’in atöyesindeyim

iki eski dostla orta kahve içiyoruz 

hayranlıkla izliyorum seyrek bitki örtüsünü 

Ankara Radyosu’nda, ‘‘Hani yosun rengi gözlerin olacaktı senin’’ çalıyor


okkalı bir Ankara döneri yiyiyorum sonra 

hafif çamurlu yollarda dolaşıyorum, dürüm tatlısı da vardı ama... 


Samanpazarı galiba, işçiler geçiyor etrafımdan 

parkalarının yakaları açık, aba gibi giyinmişler 

yakaları kürklü ve dışarı kıvrılmış 

seyyar kasetçide, ‘‘Fidayda da hanım kızlar fidayda’’çalıyor 

Ankaragüçlü ‘‘Amigo Hüsnü’’ sahlep satıyor

Etnogtrafya müzesinin bahçesinde oturmuşum  

Ankara’ya bakıyorum. Anıttepe, opera binası, radyo binası 

ve ilk meclisimiz


baygınlaştırıcı havası, ürettiği sis ve ışıkları

kentin şavkı göğe vuruyor 

ne kadar da yoğun, bir başkent burası, …



pasajların ismini unuttum. Soysal... Zafer... 

TED kolejinden Kızılay meydanına doğru yürüyorum 

beyaz çoraplı güzel kolej kızları görüyorum 

göz göze gelemiyoruz, yürüyüşlerini seyrediyorum 

bir kitabevinin önünden geçiyorlar 

kareli diz altı etekler, saçları at kuyruk, 

ne kadar da düşünceliler...

Güzeller...


Kızılay`dayım ve rengarenk ışıklar parlıyor ıslak kaldırımda 

bir mağazanın en tepesinde bir kafe, oraya çıkıyorum 

içtiğim çay sanırım, anımsayamıyorum  

bir eski bayan dosta rastlıyorum. Merkez Bankası mı ne? 

işe girmiş bir yerde, iki de çocuğu olmuş 

ne kadar da kilo almış...



bir belediye otobüsündeyim 

gece sondan ikinci Bussing, araba tenha 

en arkada oturuyorum. Şoför gaza bastıkça basıyor 

yırtık dişli sesleri geliyor vitesten

yollar boş, düşünen durakları atlıyoruz, bekleyen yok 

camdan bakıyorum, Samsun yolu kavşağını geçiyoruz ve Ziraat Fakültesi, bodur binalar 

tek tük üşüyen insanlar yürüyor kaldırımda, genç çiftler yok


Ankara bu,  kavga gürültü. Tuzluçayır`da gençler çatışmış  

bir baba cinnet getiriyor 

bir öksüz çocuk hüngür hüngür ağlıyor


Tunalı’dan Kuğulu`ya doğru yürüyorum 

Solda Tifanny ve az ileride Bimbo Hamburger

ve müzikler, John Travolta-Olivia Newton John

önümde iki genç el ele yürüyor 

zaman zaman göz göze geliyorlar 

niyetleri ciddi, gözlerinden okunuyor 

ne kadar da genç ve umarsızlar 

kız adımlarını fırlatırcasına sallıyor  

oğlan kendi dudaklarını ısırarak elini sıkıyor kızın


büyük bir anayoldan, 

yorgun kamyonlar dolu dolu geliyor 

trafik bezgin 

üstünde kırmızı mavi lamba yanan bir polis arabası 

olay yerine intikal diyor

kentin ışıkları yanıp yanıp sönüyor tepelerde


ah fani dünya, ah yalan dünya 


‘‘havar havar haaavar havar, gençliğim havaaaarrr....’’

 


Cem Güneş

 

Gerçekedebiyat.com

 

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

İlgili İçerikler