Bayramınızı kutlar saygılarımı sunarım

Selim Esen

Hiç sevmediğim işlerin başında gelir bayramlarda tebrik kartı yazmak. Küçücük bir kâğıt parçası üzerinde zoraki bir iki cümle:

“Bayramınızı kutlar, saygılarımı sunarım.”

Bu genellikle “üst makamlar” a yazılan tebrik kartı türüdür. Yağ derecesini arttırmak istiyorsanız çeşitli ifadeler kullanabilirsiniz.

“Bayramınızı en derin saygılarımla kutlarken zat-ı alinizin ellerinden saygı ile öper, hanım efendiye, mahdum beye Tanrı’dan afiyetler dilerim efendim.”

Bu artık “yağcılık” yeteneğinize kalmıştır. Bu yetenek sizde şayet yeteri kadar gelişmişse, tebrik kartınızı alan kişi okuduktan sonra geğirmek ihtiyacını hissedebilir.

Bir de “üst” makamların “alt” da kilere yazdığı tebrik kartları vardır. Bu tür kartlarla da aslında aşağılık kompleksimizi tatmin ederiz.

“Bayramınızı kutlar, gözlerinizden öperim.”

Neden “gözünden” öpmek, burnundan olmaz mı?

Mesela ben, burnumdan öpülmek isteyebilirim.

“Bayramınızı kutlar, burnunuzdan öperim.”

Eğer üst makamlara yazacaksanız, o zaman “saygı” da eklemeniz gerekir:

“Bayramınızı kutlar, saygıyla burnunuzdan öperim.”

Bunu değiştirebilirsiniz. Herkes ayrı bir yerinden öpülmekten hoşlanabilir. Siz de ona göre yazarsınız: Mesela, on beş yaşındaki bir çıtır’ın bayramını kutlayacaksınız:

“Bayramını kutlar, dudaklarından öperim,” diyebilirsiniz.

Yazacağınız yirmi beş yaşında bir kadın ise, bu yazı şöyle olmalıdır:

“Bayramını kutlar, öper, öper, öperim…”

Otuz beş yaşındaki kadına biraz daha değişik ifade kullanmanız gerekir:

“Bayramını kutlar, yanaklarından öperim.”

Eğer, kırk beş yaşındaki zengin bir dula yazmak durumundaysanız:

“Bayramınızı kutlar, hasretle koklarım,” demeniz yeterlidir.

Kırk beşinden sonra rahatça ve sadece “el” den öpülebilir. Neyse, bunları laf olsun diye yazdım. Demek istediğim başka bir şey…

Yıllar önce, 1965’de… Bir üniversitede genel sekreter yardımcısıyım. Bayrama 10 gün var… Genel Sekreter hastalandı. İşe gireli iki hafta olmuş, olmamış. Rektör Bey çağırdılar:

“Tebrik kartları hazır mı?”

“Hangi kartlar efendim?”

“Aman evladım… Onur Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi… Tebrik kartları… Şimdiye kadar hazır olması lazımdı… Tüh, tüh, tüh… Çabuk hemen hazırlayıverin!”

“Emredersiniz efendim.”

Rektör Bey bütün kartları çini mürekkebi kullanarak teknik çizim kalemi ile ve en güzel yazımla yazmamı istediler. İki bin tanesini “alt” dakiklere yazacaktım.

“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.”

Bin tanesi de “üst” makamlardakilere:

“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlar, sağlıklı ve başarılı günler dilerim.”

Sabaha kadar üç bin kart yazacağım, düşünebiliyor musunuz? Kolları sıvadım:

“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.”

Bir, onkiz, on sekiz, yirmi sekiz, beş yüz elli sekiz… Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor. Nasıl sıkıntı bastı! Altı yüz yetmiş sekiz, yedi yüz otuz sekiz, dokuz yüz doksan sekiz… Bu arada iki buçuk paket Samsun’u bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacam. Sıra iki bininci karta geldiğinde gün ağarıyordu. Ben de bitmiştim ama önümde hala bir yığın duruyor! Bin tane de “üst” makamlara yazılması gereken var. Dördüncü paket sigara ile birlikte:

“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sağlıklı ve başarılı günler niyaz ederim,” diye yazmaya başladım. Bir, on, on dokuz, otuz dokuz, yüz dokuz:

“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sağlıklı ve başarılı günler niyaz ediyorum.”

Boyuna yazıyorum… Göz kapaklarım iyice ağırlaştı. Takoz koysam yine de kapanacak. İki yüz dokuz, beş yüz yirmi dokuz, altı yüz seksen dokuz. Yaz babam yaz… Ama artık kalemi parmaklarımın arasında doğru dürüst tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hâkim.

“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken sağlıklı ve başarılı günler niyaz ederim.”

“Dilerim başarılı günler sizin ve eşinizin bayramını kutlarken…”

“Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla, sağlıklı günler Niyazi ile beraber ederim.”

“Önce bayramınızı eder sonra eşinizle Niyazi’ye başarılı günler dilerim.”

“Sizin, eşinizin ve Niyazi’nin de bayramını saygıyla eder, başarı dilerim.”

“Sağlıklı eşinizin bayramını saygıyla kutlarken Niyazi’ye başarılar diler aynı zamanda ederim.”

“Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar, Niyazi’nin gözlerinden öperim.”

“Sizin de eşinizin de Niyazi’nin de bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de… saygıyla ederim.”

Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı, kartları yetiştirdim. Rektör bir ikisine şöyle bi baktı:

“Aferin,” dedi. “Güzel yazmışsın. Hemen postalayın.”

Hemen postaladık. Üç gün sonra Rektör, ondan iki gün sonra da bendenizi postaladılar.

Selim Esen
Gerçekedebiyat.com