'Asker Doğmayanlar'

Savaşmakla korkaklık arasında sıkışıp kalan “erkekliği” sorgulayan buhranlı dönemin romanı… Savaşın, insanın sınırlarını zorlayan dayatmaları… Ahlaki ve vicdani yaptırımların önlenemez sonuçları…

news-details
Kitap

 

Dünya tarihinin dönüm noktasındaki bir savaşta, birbirlerini “amaçsızca” öldüren insanlar, “savaşçı asker” kavramına uymadıkları için korkaklıkla ve hainlikle suçlanan mahkûmlar… Öte yandan benliğine direnerek arzularına hükmetmeye çalışan özgür ruhlar, cephelerde filizlenen duygusal yakınlaşmalar, inkâr ve utanç duygularıyla örülü intikam hissi…

Romanda yaşananlar iki farklı zamanda aktarılır: Aldershot’ta verilen mücadeleler ve Tristan Sadler’in ilgi duyduğu Will’in ablası Marian Bancroft’la buluşmasında yaşananlar… Bir anlamda içindeki sırla yüzleşmek içindir bu buluşma belki… Üstelik o yıllarda kadınların oy kullanma haklarının olmayışı da yansıtılıyor diyaloglara.

Arthur Wolf’a yapılan haksızlık; doğru ya da yanlış ayırt etmeksizin bedel ödeyen savunmasız bir Alman çocuğunun Milton tarafından öldürülmesi; Will Bancroft’un bunları hazmedemeyişi, içinde bulunduğu durumu reddedişi ve akabinde başına gelenler; geçmişlerinden ve geleceklerinden sıyrılan yaşamları son nefeslerine kadar irdeliyor.

“Aldershot’ta bize nasıl savaşılacağını öğretmediler, hayatlarımızı nasıl mümkün olduğunca uzatacağımızı gösterdiler. (…) en azından birkaç gün ya da birkaç hafta daha uzun yaşardık.” 

Tristan, Will’in ölümünde payı olduğu için kendisini suçlu hissetmekte, olanları anlatıp sırrını paylaşarak bu büyük yükten kurtulacağını ummaktadır. Herkesçe doğru olduğuna inanılan ve öyle kabul edilenlerin reddi ise vicdanlara sığmayacaktır. Gerçekten de gerçek “idea” nedir?

Katı ruhuyla Çavuş Clayton aslında buna küçücük bir örnek: “Yıllardan beri başarıyla yaptığı bir işte acemi bir askeri yenmek.” Belki de bunun zaferle bir ilgisi yok. “Aksine bu meydan okuma, başlı başına bir utanç vesilesi.”

İnsan ömrü boyunca pişmanlık duyacağı hatalar yapmak istemez ancak hayatın cilvesi insanı her daim vicdanıyla baş başa bırakmaktan da geri durmaz. Nefes almakla sağ olmak arasındaki fark, ironik bir cesaret ve korkaklık ikilemi, asıl cesaretin yaşarken verilecek bir savaş olduğu gerçeği…

Asker Doğmayanlar / John Boyne / Çeviren: Özlem Yüksel / Deli Dolu Yay. / 298 s. / 2020.

Sosyal Medyada Paylaş

author

İlke Yıldız

gercekedebiyat.com yazarı, Maden mühendisliği okuyor. Edebiyatı seviyor.

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..