Mor Taka dergisinde ‘internet dergiciliği’ 

Dergi

Trabzon’da internet üzerinden yayın yapan edebiyat dergisi Mor Taka 29. Sayısıyla okurla buluştu.

Mor Taka dergisinde ‘internet dergiciliği’ 

Yaşar Bedri Özdemir’in yönettiği derginin bu sayısı yine önemli yazar ve şairlerin yapıtlarıyla dolu.

Derginin oldukça kapsamlı soruşturmasıysa hele de kâğıt fiyatlarının zirve yaptığı bu günlerde giderek çoğalan ‘internet dergiciliği” üzerine.

MOR TAKA DERGİSİ 29. SAYISININ TANITIM METNİ

Mor Taka dergisi olarak “İnternet dergiciliğinin ‘ne’liği”ni 29. sayısında enine boyuna tartıştık.

Son zamanlarda baskı fiyatlarının artması ile kapanan, alarm veren, matbu baskılı dergilerin sorunları her yeni günle daha çok konuşulur oldu. Dostum Talat Ülker, bir sosyal paylaşımında: Matbaanın, “Bin adet dergi için 12.450 TL baskı maliyeti çıkarıldığını yazıyor... Dergicilik bizim neyimize...” diye ekliyor.

Yayın dünyası yanlış giden şeylere itiraz ediyor.

Uzun zamandan beri reelde basılan (matbu) dergilerin satışları ve okunurluğu, kalitenin azaldığı tartışılıyor.  Birçok köklü dergi yeni yıl itibarıyla alarm vermeye başladı. Bildiğiniz gibi Mor Taka reelde matbuu baskılı çıkan örnek dergilerden biriydi. Tekbaşınalık, dağıtımın geridönüşlerin sorun olması ve aksaması Nedenleriyle dergiyi kapatmak zorunda kalmıştım.

Bugün şartlar çok daha kötü. Dergiler ayakta kalma savaşı veriyor.

Çoğalan nüfusa ters orantılı olarak dergi okurlarının azalmasının mutlaka bir gerekçesi/açıklaması vardır. Bu sorunsalı enine boyuna konuşmak için dosya konumuzda “İnternet dergiciliğinin ve yayıncılığının ne’liği”ini konuştuk.

-Geleneksel haberleşme endüstrilerini sanal dünya, internet içeriği tehdit etmekle beraber. İnternet takipçiliği arttıkça matbu baskı ile yayın yapan medyanın ekonomik ve ulaşım sorunsalıyla zirve yapan, azalan okuyucuları ve maliyeti, haber odalarının personelini küçültmesine neden oldu. Bazı gazetelerin, reklam ve tiraja dayalı kitle iletişiminin eski ekonomik modelinin devam eden

canlılığı ile kıyası tartışılabilinir konumdadır.

-Çevrimiçi gazetecilik olarak da bilinen dijital gazetecilik, basılı veya yayın yoluyla yayınlamanın aksine, editoryal içeriklerin internet üzerinden dağıtıldığı çağdaş dünya gündemindeki yeni gazetecilik biçimi olarak; 'dijital gazeteciliği' Türkiye’de çok az gündeme gelirken; bu işin geleceği dünya konjonktüründe akademisyenler tarafından tartışılıyor. Bununla birlikte, güncel konularda ha-

ber ve özellik olan gazeteciliğin birincil ürünü, metin, ses, video ve bazı interaktif formlar dijital medya platformları aracılığıyla çoğaltılıyor. 

Bu sanal oluşum günümüzün ve geleceğin göz ardı edilemeyecek ayak sesleridir.

DİJİTAL GAZETECİLİK TARİHİNE KISA BAKIŞ

Genel bilgi çerçevesinde günümüze gelene kadar geçirdiği süreci çeşitli kaynaklardan derlediğim kadarıyla gözden geçirelim:

“Amerikalı gazeteci Hunter S.Thompson, ABD başkanlık kampanyasından haber yapmak için bir faks makinesi kullanarak başlayan erken dijital iletişim teknolojisini 1971’de  kullanmıştı. Amerikan gazete şirketleri yeni teknolojiyi fark etti ve 1981'de başlatılan Knight-Ridder'ın bir hizmeti olan Viewtron'un en büyük ve en iddialı olduğu kendi videotex sistemlerini yarattı. Diğerleri Chicago'daki Keycom ve Los Angeles'taki Gateway'di. 1980'lerin sonu ve 1990'ların başında, Bilgisayar Bulletin Board sistemleri geldi. Birkaç küçük gazete BBS yazılımı ve telefon modemleri kullanarak çevrimiçi haber hizmetlerine başladı.

"Bunlardan ilki 1989'da Albuquerque Tribune idi.

“Çevrimiçi haber siteleri 1990'larda çoğalmaya başlamıştı. İlk çevrimiçi haberler sunan Raleigh, Kuzey Carolina'daki The News&Observer idi. Steve Yelvington, Poynter Enstitüsü web sitesinde The N&O'nun sahibi olduğu Nando hakkında ‘Nando, World Wide Web'deki ilk ciddi, profesyonel haber sitesine dönüştü’ diye duyurmuştu.

"İlk ticari web tarayıcıları Netscape Navigator (1994) ve Internet Explorer'ın (1995) bu zamanlarda dijital çevrimiçi gazetecilikte büyük bir artış olduğu görüşü hakimdi. 1996 yılına gelindiğinde, çoğu haber kuruluşu çevrimiçi bir varlığa sahipti. Gazetecilik içeriği madde değişikliği olmadan orijinal metin/video/ses kaynaklarından yeniden tasarlanmış olsa da, araç çubukları, gruplanmış içerik ve metinler arası bağlantılar aracılığıyla çevrimiçi formu nedeniyle, farklı şekillerde tüketilebilirdi.

"Yirmi dört saatlik bir haber döngüsü ve kullanıcı-gazeteci etkileşim web panolarının yeni yolları dijital formata özgü özellikler arasındaydı. Daha sonra, AOL ve Yahoo! gibi portallar ve haber toplayıcıları (haber kaynaklarından bağlantıları toplayan ve kategorilere ayıran siteler), The Associated Press gibi haber ajanslarının, müşteri haber sağlayıcılarının geçmişte kullanabilecekleri sınırın ötesinde toplama için dijital olarak uygun içerik  sağlamasına yol açıyordu.”  (wiki)

Son 25 yılda dergi ve gazetecilik alanı radikal değişim ve dönüşümlerden geçerek yayın yapımındaki çağdaş  küresel eğilimlere giderek uyum sağlamak zorunda kaldı. Geleneksel yayıncılık anlayışının bir meslek olarak  anlaşılması, çoğunlukla dijital medya ortamındaki pratiği ile ilgili yeni fırsatlar beraberinde zorluklar getirmesi nedeniyle önemli ölçüde değişime gebeydi.

Aynı zamanda, dijital iletişim formlarının mevcut gelişim eğilimlerini göz önünde bulundurarak, çevrimiçi haberlerin biçimi ve içeriği ile ilgili birçok yönün, hem genel yayıncılık teorisi hem de sürekli, yaratıcı ve son derece profesyonel, kamusal olarak gerçekleştirilen bir faaliyet olarak pratik yayıncılık anlayışımızla ilgili çok ihtiyaç duyulan terminolojik ve paradigmatik revizyonlar ışığında tartışılması gerektiği temel bir varsayımla sürdürümlerini revize etmekteydi.

DÜNYANIN AKCİĞERLERİ TEHDİT ALTINDA: KAĞIDIN ÖYKÜSÜ

Antik çağlarda kâğıt yerinde kullanılan kil tablet, hayvan derisi, eski kıyafetler ya da çeşitli bitki yaprakları kullanılıyordu. Uygarlığın bir göstergesi sayılan kâğıt; 2000 yıldır kullanılan, varoluşun en önemli buluşlarından biridir.

Artan nüfusla kâğıt tüketimi de hızla artıyor. Basılan milyonlarca gazete, kitap, defter, dergi, broşür, el ilanı vb.matbu yayın organının çöpe, en iyimser haliyle dönüşüme gittiğini biliyoruz. Kâğıt israfının, her yıl milyonlarca ton kâğıt ve kâğıt mamullerinin tüketilmesinin önünü almak zorundayız. Bu sayı içerik ve veri teknolojiye rağmen giderek artıyor.

Gerek, ofislerde kullanılan kâğıtlar, karton mukavva ve temizlik kâğıtları, ambalaj sanayi mamulleri, gerekse evimize ya da iş yerimize gelen faturalar, gazeteler… Aklınıza gelen tüm kâğıt ve karton türevi ürünler için ağaçların kesildiğini yeniden hatırlayalım.

Geçmiş yüzyıllarda ağaç,  kenevir, çimen ve balık ağı, pirinç, çeşitli bitkiler hatta eski kıyafetlerden üretilen kâğıdın geniş bir yelpazesi vardı ve pahalı bir nesneydi. Günümüzde kâğıt ürünleri çoğunlukla kâğıt hamuru ya da geri dönüştürülmüş kâğıt kullanılarak üretilerek ağaç kesimlerini az da olsa önlemiştir.

KÂĞIDIN YAPIM SÜRECİ

Kağıt yapmak için kağıt hamuruna ihtiyaç vardır. Hamur hazırlanırken ağaçlar toz haline getirilir. Sonra oluşan toz, su ile karıştırılır. Karışım sık dokulu çelik tel üzerine dökülerek silindir yardımıyla sıkıştırılır. Sıkışan karışım kurutulur ve kâğıt elde edilmiş olur.

Üretim sektöründe kullanılan bir çam ağacının ortalama 730 kilogram ağırlığında olduğu varsayılırsa, kâğıt yapım işleminde randıman % 50 civarındadır. Yani ağacın 365 kilogram ağırlığındaki bölümü kâğıda dönüşür.

Bilirkişi raporuna göre: “Türkiye genelinde kâğıt tüketimi yıllık yaklaşık 6 milyon ton olup, kişi başı tüketim ise 70 kg’dır. Geri dönüşüm oranımız % 40 seviyesindedir.  Her yıl kâğıt, karton ve yaşamsal ihtiyaçlarımız için kişi başı otalamasıyla 7 adet ağaç tüketiyoruz. Bu demek oluyor ki her sene doğaya en azından 7 fidan dikmemiz gerekiyor.

Bilindiği üzre 1 hektar alan içinde iğne yapraklı ağaçlar yılda 30 ton, geniş yapraklı ağaçlar ise, 16 ton oksijen üretmektedir. “Yetişkin bir kayın ağacı 1 günde yaklaşık 1000 kişinin çıkardığı karbondioksiti yok edebiliyor.

Aynı zamanda yılda 7 kg toz ve yaklaşık 300 kg zehri süzebiliyor. Buna bağlı olarak da hava kirliliğinin yaklaşık % 50’si ormanlar sayesinde temizlenmiş oluyor.

10 m2 alan içinde bulunan 25 metre boyunda 100 yaşında bir kayın ağacı yılda 30.000 lt. su emebiliyor bu da toprak kaymasını engelleyerek verimli toprakları korumuş oluyor.

“1 ton kağıt ve karton hamuru için 2 ton ağaç gerektiği bunun için de 20 ağacın kesildiği ve kesilen 20 ağaç ile sadece 200.000 sayfa yani 80 koli A4 fotokopi kağıdı üretilebildiği hatırlayalım.”

BİZ DOĞAYA SAHİP ÇIKARSAK, DOĞA DA BİZİ KORUR

Önü alınamaz tüketim çılgınlığı sonucunda, uzun yıllardır havamız, suyumuz, toprağımız, ormanlarımız, “imdat” sinyalleri vermektedir. Teknoloji ve özellikle sanayii atıkları insanoğlunun yaşam alanlarını çöplüğe çevirmektedir.

Bu saatten sonra ne yapabiliriz?

“Sıfır atık” prensibi ve sloganıyla israfın önlenmesine, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atıl malzemelerin azaltılmasını, etkin atıl toplama sistemlerinin oluşturulmasını, atıkların geri dönüştürülmesini sağlayabiliriz.

Çevre duyarlığına daha hassas, yaşanılır bir dünya için!..

mor taka

SLOGANIMIZ: MOR TAKA SİZ OKURLARLA BULUŞURKEN HİÇ AĞAÇ KESİLMEDİ 

İkinci dönem yayın sürecimizde; “Mor Taka siz okurlarla buluşurken hiç ağaç kesilmedi” sloganıyla yayın hayatımıza girmiştik. İnternet ortamında e-dergi olarak yayınlanırken “daha çok okur, daha nitelikli ve hızlı yayın” ilkesiyle çıktığımız yolculuğumuzda iki yılımızı geride bıraktık, Türk ve dünya edebiyatının: Edebiyat, sanat, kültür, sinema ve toplumsal hafızasını dileyenin dilediği zaman okuyabildiği, ücretsiz, abonesiz vitrine taşıdık.

MOR TAKA BU SAYISINDA GENE DOPDOLU

Mor Taka şiir, kent kültürü ve sinema dergisi 29.sayısında gene okurların karşısında.

Bu sayımızda ressamımız; 19.yüzyılın ilk yarısında yaşamış olduğu çağıda çok ünlü olan, fakat günümüzde unutulmuş olan Hollandalı ressam mösyö kandil, ışığın ressamı Petrus Van Schendel’i konu ettik.

Zaman içinde Mor Taka mürettebatı olarak paylaşımda bulunduğumuz değerli şairlerimiz: Ahmet Oktay, Kemal Özer, Enis Batur, Özer Ciravoğlu, Salih Ecer’in el yazılarıyla şiirlerini meraklıları ile buluşturuyoruz.

DOSYAMIZDE E-DERGİCİLİĞİ ENİNE BOYUNA TARTIŞTIK.

Dosyamızda: Stephen J.A.War, Atıf Bedir, Ramazan Teknikel, Ahmet Uçar, Ahmet Yıldız, Mustafa Uçurum, Volkan Hacıoğlu, Adil Başoğul, Mustafa Hatipler, Niyazi Karabulut, Hakan Sarı, Serpil Tuncer, Julien Sueres, S.M.Mehdi Hassan-Razib Ahmed, Sevgi Özgan, mehmet Pektaş yazılarıyla yer aldı.

Hilmi Yavuz, Parçalı Yazıda Postmodernizmin Yolaçıcısı Olarak Nietzsche’yi, Hüseyin Avni; Tatyana Moran ve Yerlilere Dair Hikâyesini, Hilmi Haşal; Organik Şiire Dâhil Olma sürecini, Hasan Kantarcı; Ortanca Kardeş Sunay Akın’ı, Temel Hazıroğlu; Sezai Karakoç ile Dünya Sürgününün Son Günü’nü, D.Mehmet Doğan; Diyarekir güncesi’ni, Mustafa Karaosmanoğlu; Cahit Koytak’ın şiiri’ni,  Prof.Dr.İbrahim Ortaş; Eğitimin Kişiye Bütünü Kavrama Yeteneğinin Kazandırılması’nı, Ulus Fatih; Şili’nin Marxman’ı Neruda’sını yazdı.

Bedriye Korkankorkmaz’ın Şair Ayten Mutlu, Dilek Özkan’ın Şair Edip Cansever’le şiir üzerine yaptıkları söyleşileri keyifle okuyacağınıza inanıyorum.

Sinema yazılarımız ve anmalarımızı unutmadık. Kitap tanıtım yazılarımızı sürdürmeye devam ettik.

Elbette şiir ve şairler bizim de vazgeçilmezimizdi. Bu sayımızdaki şairlerimiz: Ahmet Oktay, Hilmi Yavuz, Kemal Özer, Cahit Koytak, Enis Batur, Babür Pınar, Veysel Çolak, Özer Ciravoğlu, Salih Ecer, Ahmet Ada, Gültekin Emre, Mehmet Bardakçı, Ayten Mutlu, Hilmi Haşal, Zehra Betül Yazıcı, Yaşar Bedri, Salih Mercanoğlu, Hüseyin Alemdar, Ali Hikmet Yavuz, Volkan Hacıoğlu, Ömer Turan, Davut Güner, Rıdvan Yıldız, Oğuz kayıran, Niyazi Karabulut, Gönül Tokayeva, Nilüfer Uçar, Mir Murat Demir, Nedime Köşgeroğlu, Bedriye Korkankorkmaz, Serhat Kızıl, Gülümser Işıldar, Tuanna Güzel, Heybet Akdoğan, Güzin Şahinler.                                                                

Delmira Agustini, Joolz Denby, Tone Hødnebø, Kemal Beyatlı Dünya şiiri konuklarımız.

Dağcı, fotoğrafçı Süleyman Alkan, Trabzon’un İlk Dağcılık Kulübü, Tedak’ın güncesini yazdı.

Bu sayımızda; M.Reşat Sümerkan, Metin Kalaycı, Varol Uzlu, Metin İnan, M. Suphi fotoğraflarıyla, Hintli yönetmen-ressam  Shubhadarshini Singh desenleriyle katıldı bu sanat şölenine.

MOR TAKA İÇİN YAPILAN ELEŞTİRİLER

Dedikoduları insanlığın çağlar boyu keyif aldığı, boş zamanlarını değerlendirdiği, çaresizliğin eylem biçimi olarak biliriz. Polemik ve düzeyli eleştirileri ayrı tutuyorum; bazıları, ulaşamadıkları, yapamadıklarını, aklının yetmediği şeyleri hep karalar, dedikodusunu yapar, yapacak, yapması da lazım. Dünya sessiz kalmamalı.

Yarım asır önceki duruşum neyse bazı revizyonlarla birlikte bugün de benzeridir. Bağnazlık, taassup. göstermeden İnancımdan, ideolojimden, taviz vermedim paydası dünya kültürü olan herkesle buluşabiliyoruz.

Bendeki, benim ideologyam. Her anını katil masumiyetiyle yaşadım. Bunu kimseye sorgulatmam.

Mor Taka’yı çıkardığım 2005 yılında diğer dergicilik hayatımdaki editör demokratlığımı sürdürdüm. ideolojilerin değil niteliğin ve estetiğin paylaşımını yapmak. Bir Müslümanla ateistin, bir idealistle Marksist’in, bir Mecusi ile putperestin fikir ve yazınsal eylemlerini paylaşmak Türkiye kültürünün çok renkliliği olmuştur. Korku krallığı ile beslenen yapay, eklektik tüm politize olmuş fosilleri reddediyorum.

Mor Taka her şeyden önce bir okul ve bir ailedir. Günümüz edebiyatına onlarca şair kazandırmıştır. Türkiye edebiyatının ustalarıyla, söyleşi, panel ve poetikalarıyla nitelikli, kalıcı nabzını tutmuştur. 

Seslerin ayak seslerini iyi sentez edip yolda olanların heyecanını okurla buluşturmayı amaç edinirken; saygıyı, sevgiyi, edebi her daim öncelemiştir. ‘Ben’ kaygıları, kibir ve egolar kimi rahatsız etmiyor ki?

‘Hoş bir seda’ bırakmak için derdi olanlarla yoldayız! ve biz tüm yazarlarımızla kendi işimizi yapıyoruz.”

SON DAKİKA!..

Yayına geçmeye hazırlanırken; uzun süredir aralarında gerginlik yaşanan Ukrayna Rusya arasında, 24 Şubat günü başladı! Rus ordusu Kiev’i ablukaya aldı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in açıklamasıyla başlayan operasyon devam ediyor. Rus askerleri çeşitli noktalardan Ukrayna topraklarına girerken birçok bölgede sıcak çatışmalar yaşanıyor.

*

“Telaş da bitti / Ağır ağır soyundum / gölgeme yattım./...” dizelerinin şairi Hasan Sina Akyol’u 19 Şubat 2022 günü aramız dan ayrıldı. İzmir, Narlıdere’de toprağa verilen Şair, 25 Eylül 1950’de Ankara’da doğmuştu.

Doğan Hızlan Sina Akyol şiirini: “Şiirin bir özümseme, sıradanı sıradan dışılığa nakletme, ironi/humor/dalga geçme üçlüsünde, hayatın her safhasına bakış olduğunu kanıtlayan bir şiir anlayışı” olarak tanımlıyor.

30.SAYI DOSYA KONUMUZ: ŞİİRDE YENİLİK VE YENİLEŞME ARAYIŞLARI” OLACAKTIR

Mor Taka geçmiş sayılarda ki geleneğini sürdürüyor. Yeni soruşturma dosyamızı yazınsal dinamiklerimizden; dergimizin yardımcı editörlüğünü seve seve kabul eden Volkan Hacıoğlu kardeşimiz hazırlıyor.

Mor Taka Dergisi’nin 30.sayısının (Mayıs-Haziran 2022) soruşturma-dosya konusunu “ŞİİRDE YENİLİK VE YENİLEŞME ARAYIŞLARI” olarak belirledik.

*Değişen hayat şartları ile birlikte insanın düşünce ve duygu dünyasındaki dönüşümler şiirsel söyleme nasıl yansımaktadır?

*Her çağın kendi sosyokültürel ve sosyoekonomik gerçekleri ona uygun bir şiir dilini nasıl oluşturur?

*Şiirde yenilik ve yenileşme süreçleri şairler üzerinde ne tür etkiler yapar/bırakır?

*Şiiri dün, bugün ve yarın bağlamında değerlendirdiğimizde şair özne kendini zamansal olarak şiirin neresinde konumlandırır?

*Dilin doğal gelişimi şiirin yenileşmesi için hangi fırsatları beraberinde getirir?

Yazı ve söyleşiler için yazıların son gönderim tarihi: 15 Nisan 2022’dir

*

Mor Taka’mızın yeni seferlerinde buluşabilme heyecanıyla. nice sayılara…

Yaşar Bedri

 

Mor Taka dergisini ücretsiz okuma adresi:

https://www.mortakasanat.com/index.php/2022/02/27/mortaka-29-sayi-yayinda/

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.