Yolcu Türküsü / Hüseyin Atabaş

Yolcu Türküsü / Hüseyin Atabaş

25 Nisan 2014 - 4135 kez okundu.

I.

Onca griyi toplayıp bize gökyüzü,

asfaltı eğip bükerek patika yapmışlar

ve yaşamak demişler bu oyunun adına.

Yetmedi, yazgı diye alnımıza yazmış,

muska yapıp boynumuza asmışlar!..

 

Dağdan düze inen asıldı kulağımıza,

bir saat öyle kendince çalışıp dururken

ovadaki kıl çadırım yandı nasıl olduysa.

Kendi kendimle didişip duruyordum ki

baktım bademler çiçek açtı bir daha.

 

II.

Sır kendini ele verme sansa da

günün birinde sihirbazın eline düştü,

er geç ateşi sezdi çeliğe su veren usta.

Henüz on beş on altı sularımdayken

seni gönül bağımda bulmuştum ya.

 

O günlere hayıflandığımı sanma

gülümse bana ama sevdan ile naz ile.

Belki de geleceği yanlış yönlendirdim,

koca bir boşluktan yonttum gövdemi,

süngüm düşünce bilgeyim sandım!..

 

Aaah, ipeğim dikiş tutmuyor gayri

ne ortadan ne ucundan! Sözü uzatma

neyin felsefesini yapacaksan yap şair!..

Yağmur kessin ya da sis örtsün önünü,

iyiliğin yolda olması sevinçtir bana.

 

III.

Her akşam güzel yaşanmak ister,

gene de yayan yapıldak düşme yola.

Heyecanımın yaygısını yaydım üstüne,

mumlarını yaktım ak örtülü soframın

ister yağmurunla gel, ister fırtınanla.

 

Boşuna asfalt döşemedim patikayı,

ve göğü öylesine boyamadım maviye

ömür boyu usanmadan gidip geldiğim.

Kimseyle görüşemediğime üzgün ve

şimdi bir düşten uyanmış gibiyim!..

 

S u n u

Gene de hiçbir şeyi unutmuş değilim,

iyiliğin yolda ve güneşi aldım odama.

 

 

Hüseyin Atabaş

(Umut, Her Zaman, Yazılı Kağıt yayınları, Ank. Nisan 2014, s. 9-10-11)