TRT Vahşi Batı'yı neden terk ediyor?

TRT Vahşi Batı'yı neden terk ediyor?

05 Eylül 2018 - 455 kez okundu.

Çocukluğumda Pazar sabahları bir başka yaşanırdı. Öyle şimdiki gibi ne kadar uyusam kardır dediğimiz bir gün değildi. Sabah kalkar, kardeşler olarak küçükten büyüğe sırayla banyoya girer paklanır, çıkar ana-babamızın elini öper ve diğer günlerden farklı olarak oturma odasına kurulmuş mükellef bir kahvaltı sofrasına otururduk. O esnada TRT de yayına başlar ve bizim gibi bücürleri mest eden Voltran’ı (Voltron) yayınlardı. Voltran izlerken kahvaltı da biter ve sonrasında çay eşliğinde Pazar Sineması vakti... Bütün aile bir arada film izliyoruz, benim için muhteşem bir anı, size saçma gelebilir ama bu anlar gözümün önüne geldikçe yüreğim titriyor.
 
Şimdi 44 yaşındayım ve size çocukluğumdan bahsediyorum yani bir gelenekten. Pazar sabahı kovboy filmleri yayınlayan bir TRT vardı, artık o da yok! Kurum, her Pazar sabahı TRT 1 kanalından kovboy filmi yayınlama geleneğine son verdi. 1980'li yıllardan beri yayınlanan ve "Western Kuşağı" olarak bilinen saatte artık "Ev Sineması" kuşağı yayınlanacak. Bu kuşaktaki filmlerin tamamı TRT ve Kültür Bakanlığı destekli Türk filmlerinden oluşacak.
 
TRT KİMİN AKLINA UYDU?
 
TRT bunu neden yaptı? Kovboyları ekrandan kovunca daha mı yerli olduk? Zaten hepimiz Kızılderili değil miydik?
 
Önce sosyal medyada bir kıpırdanma başladı, birileri takipçi kazanmak için TRT’nin kovboylarına kafayı taktı sonra sosyal medyayı yakından takip eden, tepkileri ölçen Sabah gazetesi TV eleştirmeni Yüksel Aytuğ da Western Kuşağı'nı eleştiren bir okur mektubunu yayınlayarak "Kovboy filmlerinin bir misyonu vardı. Masumları düşmanlaştırıp öldürüyor ve sonra da kendilerini kahraman ilan ediyorlardı. Artık bu duruma son verilmelidir. TRT bu hassasiyeti göstermelidir" yazınca dananın (pardon, bizonun) kuyruğu koptu ve TRT’nin 30 yıllık kovboyları ekrandan çekildiler.
 
Öncelikle, Yüksel Aytuğ’un kovboy filmleri üzerine yaptığı tespit hatalı. Belli bir dönemde çekilmiş bazı filmler için bu geçerlidir ancak türün başyapıtlarına baktığınızda kovboy filmlerinin bir evrim geçirdiğini, çizgi roman ucuzluğundan kurtularak sanat eserine dönüştüğünü görebilirsiniz. Yine çocukken TRT’de izlediğim Dustin Hoffman’lı Little Big Man (Küçük Dev Adam) filmini örnek verip geçmem yeterli, keza tüm zamanların en iyi film listelerine kafadan giren bir John Ford filmi vardır, başrolünde John Wayne, Jeffrey Hunter, Vera Miles’ın oynadığı The Searchers (Çöl Aslanı).
 
İşin komik tarafı, kovboy filmi çekmemiş ülke yoktur Dünyamızda, bizde de pek çok örnek var. Yeşilçam’da western furyası 1967'de başlamış, yaklaşık olarak 7 yıl sürmüş ve bu türde 50'ye yakın film çekilmiştir. Yerli westernlerde hemen herkes oynamıştır. Ayhan Işık, Yılmaz Güney, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet, Sadri alışık, Öztürk serengil, Yılmaz Köksal… Bir anda yerli Cango’lar, Ringo’lar, Sabata’lar, Gringo’lar, Kötü haydutlar, şuh meksikalı kızlar, dürüst veya satılmış şerifler, çiftlik sahipleri, kumarbazlar, vahşi batı ağaları, Kızılderililer, çoğu dar bütçeli filmlerde boy göstermeye başlamıştı. (Fantastik Türk Sineması – Kabalcı)

Yeşilçam kovboy filmleri çektiğinde hepimiz Amerikan aşığı mı olduk? Elbette hayır! Peki, günümüzde %100 yerli ve milli yayıncılık yapmak mümkün mü? Pek sanmıyorum, sorun yaşadığımız ülkelerin filmlerini yayından kaldırarak intikam almaya çalışmamızın bir anlamı yok. Yarın bir gün Japonya ile ters düşersek Hayao Miyazaki’ye mi gıcık kapacağız? Bu şekilde dünyaya nasıl eklemlenip yola devam edebiliriz ki? Ayrıca böyle önlemler her zaman ters teper. Eğer bir Netflix hesabınız varsa lütfen Chuck Norris Komünizme Karşı adlı belgeseli izleyin. Romanya diktatörü Nikolay Çavuşesku’nun batı medyasını ve filmlerini yasaklatmasının ardından ülkeye doluşan kaçak filmler ve evlerde verilen film izleme partilerinin hikayesi öyle ilginç ki! Yasaklayarak, kaldırarak hiçbir şeyi engellemek mümkün değil aksine orada bir ilgi patlamasına yol açıyorsunuz.
 
Batının kültür propagandasına mani olmak için yanlış zamanlardayız. Biz kendi elimizle kendi diktiğimiz ağaçları kestik. Mesela Antalya Film Festivali’nden yani Altın Portakal’dan ulusal yarışmayı kaldırdık, o da yılların geleneği ve hatta o festivalin varoluş sebebiydi. Böyle bir kültürel erozyon sırasında ortalık ister istemez kovboylara ya da batının başka temsilcilerine kalacaktır ki kovboyları kovsanız yerine yine bizden bir şey koyacak durumda değiliz. Diyeceksiniz ki kovboy filmlerinin yerine TRT ortaklı kültür bakanlığı destekli filmler yayınlanıyor, bakın ne güzel! Evet teoride bir film eleştirmeninin buna sevinmesi bile gerekebilir, ülkem sinemacılarına yer açılıyor diye ama inanın o filmleri biliyorum. Pazar sabahı yayınlanacak işler değil hiçbiri ve kimse de izlemeyecek.
 
Murat Tolga'nın medyaradar.com'daki yazısını okumak için...

GERCEKEDEBİYAT.COM