Şair Nurduran Duman Bakü'de konuştu

Şair Nurduran Duman Bakü'de konuştu

05 Nisan 2019 - 845 kez okundu.



1. İlk şeirinizi 8 yaşınızda yazmış ve o günden beri heyat yollarınızı edebiyyatla birge addımlamısız. Heç bir-birinizden yorulduğunuz anlar olubmu?

Birbirimizden yorulduğumuz demeyelim de birbirimizi sessize aldığımız dönemler oldu tabii. O da sanırım dinlemek için. Gene birbirimizi.

2. Şeirleriniz  İngilizce, Çince, İspanyolca, Fransızca, Almanca, Oksitanca, Fince, Slovakça, Rumence, Bulgarca gibi bir sözle dünyanın aparıcı dillerine çevrilib. Bir çox ölkelerde şeir kitablarınız neşr edilib, dünyanın söz sahibi olan edebiyyat bilicileri yaradıcılığınızı yüksek qiym?tlendirib. Yeni müasir türk şeirinin dünyaya çıxışında müeyyen qeder rolunuz olduğunu söyleye bilerik...

Çok sağolun, bu dediklerinizi bir iyi dilek olarak alıp kabul ediyorum. Hayranı olduğum Türkçenin, muhabbetiyle dolup taştığım kültürümüzün başka coğrafyalara şiir tohumlarıyla serpilmesine, oralarda evrensel kültürle kaynaşıp ekin vermesine minicik katkım olabilirse ne mutlu bana.
3. Vladimir Nabokov'un sözüdür:  Zaman insanı d?yişir. Amma dövrün hadis?l?ri göst?rir ki, bu gün  insan özü zamanı d?yişm?y? m?cbur edir. Sizc? bu d?yişikliy? s?n?t amili d? t?sir göst?rirmi?

Zamana ne ile baktığın önemli. Sistemin gözünden baktığında sistemin ürettiği zaman fikrini görüyorsun. Edimimizi bu göz ile üretilen yanılsama belirliyor. Bir gerçek ise hep gerçek: İnsan insandır. Sanat da sanattır. İnsanın özündeki erdem orada. Sanatın gücü kuvveti de ortada. Bu ikisi çok dayanıklı, etkileri yüksek dereceden varlık birimleri. Bin yıl, yüzlerce yıl önceki insanın ortaya koyduğu kimi şiir, resim, yapı ile karşılaştığınızda gözleriniz yaşarıyor. Şaşkınlık ve hayranlıktan. Stendhal sendromu esrikliği, zamanın öğütücülüğüne meydan okuyan insan hallerine kafa yormuş en bilimsel açıklamalardan biri galiba.

4. Deyişen zamanın poeziyaya tesiri de şübhesizdir. Nece düşünürsüz, bu gün hemin poeziyanı yaradan şair özü zamanla ayaqlaşa bilirmi?

Şairlerin kimi çok ince kırılgan varlıklar. Zaman yanılsaması bazı dönemlerde onları güçten kuvvetten düşürüp kedere boğabiliyor. Şiirleriyle dünyaları değiştirebilecek güce sahip olmaları bir gerçek olsa bile. Kimi şairler ise ışık ışık. Diriltici, düşse de ayağa kalkan, düşeni kaldıran, hatta düşecek gibi olanı düşmeden tutan şairler onlar. Yaşama sevincinin etkisini bilip hayata omuz verirler; zaman ne olursa olsun, gerçek ya da yanılsama.

5. Şiir yazmakla beraber, “Yaşamın Şiirini Çıkarmak Atölyesi” ya da “Haiku ile Gezi-Yazı Atölyesi”, hatta “Çocuklara Şiir Atölyesi” gibi şiire yazıya ilişkin atölyeler yürütüyorsunuz. Dünya şairlerinden şiirler çevirip dergilerde yayınladığınızı da görüyoruz. Bu türden meşguliyetleriniz diger edebi faaliyetinize – şairliyinize engel oluyormu?

Şiir her şeyi içerir, her şeyin içindedir. Şiir yazmadığım zamanlarda bu içiçeliğe hizmet etmeyi seviyorum. Hem şiir yazılmayan öyle zamanları, insana dokunup yaşamda değişikliklere yol açarak, yine şiirle değerlendirmiş oluyorum diye görüyorum.

6. Bes dünya edebiyyatında beyendiyiniz, döne-döne mütalie etdiyiniz, o cümleden gelecekde tercüme etmeyi düşündüyünüz imzalar kimlerdir?

Çok sevdiğim, önemsediğim Anne Sexton’dan daha önce dergilerde yayınlamış olduğum şiir çevirilerimi bilip seven şair dostlara ve kimi okurlara bir kitap sözüm var. Unutmuş değilim. Dilerim bir gün bu renkli şairin seçme şiirlerinden hazırladığım bir kitabı Türkçenin içine koyabilirim.

7. Şeirin yazılmasında hisslerin iştirakı vacibdir. Hetta en zeif tutumlu şeirin bele. Şeirlerinizi oxuduqca zerif qadın hissleri ile, mentiqi düşünceye söykenen fikirlerin şüuraltı bağlılıq yaratdığını görürük.

Yüzeye açığa çıkmış olanla derinde saklı olan arasında bir bağlılık kurabilmiş isem...  Hele de şiirlerimde böyle görüyorsanız... ne güzel. Hem kadın hem insanım değil mi? Bir de şairsin diyorlar. Ne sevinç.

8. B?s sizin poeziyanızın esas qehremanı kimdire Ve ya sualı bele qoyaq, şeirlerinizdeki Nurduranın heyatdakı Nurduran Dumanla ne qeder uzlaşdığını deye bilersiz mi?



Dünya görüşü, poetik anlayış, çözüm bekleyen sorunlar, ışık yayan çözümler, yaşamaya dair esinler deneyimler erekler gibi şiirin temel meselelerinde, iki öznemin de tutarlı bir ilişkileri olduğunu düşünüyorum. Buna özellikle dikkat ediyor, özen gösteriyorum da. Metinde tutarlılıkları hakkında şüpheye düştüğüm olursa bu şüpheyi önemsiyor, metindeki eksiği gediği tamamlıyor ya da fazlalığı çıkarıyorum. Tabii kimi zaman da metindeki özne, yaşamın içindekinin kendini sorgulamasına yol açıyor, o zaman da yaşamdakinin değiştirmesi dönüştürmesi gerekeni değiştiriyorum, dönüştürüyorum; en azından bunu deniyorum. Ömürle birlikte bu özen daha çabuk eyleme dökülebilir oluyor.

Kişisel sorunlarımı, salt özel dünyamı ilgilendiren şeyleri ise şiirime doğrudan almam. Özelim, özelimdeki derdim tasam, özelimdeki sevimcim kederim, şiire sanata hizmet eder değerde olursa ancak yer bulabilir dizelerimde, o da uygun biçimde dönüşerek. Şiir, sanat ağlama duvarı değildir, ya da gösteriş yapma sahnesi hiç değil.

9. “Kalbinde şey gizlemeyeceksin, hele kalbini hiç” deyirsiz. Sizce dünya bu qeder semimiyyete duruş getire bilermi?
 
Dünyanın özü bu. Bakın üstünde baş aşağı devinip durduğumuz -ayaklarımızdan yerçekimle bağlı olmasak kim bilir nerelere savrulup gideceğiz- şu gezegenin çekirdeğine: salt ateş, içinde ne sis var ne çamur, alevden bir eriyik. Saf bir samimiyet. Yaşamın kaynağı neşedir. Neşeden sevgidir. Dünyanın böyle bir duruşla sorunu değil uyumu var, asıl dünyalılar aklını başına toplasın, her türlü samimiyetsiz urbasından soyunup “gönül” denen sözcüğü giyinsin.

10. “Güneşin tersine get” deyen Nurduran Duman şeirlerindeki kimi heyatda da öz yolunu özü cizibmi? 

Günlük hayatın akışındaki uyumlu tutumuma, güncel iç karartıcı meseleler karşısındaki ışıktan, umuttan, çözüm odaklı eylemden yana tavrıma bakarsak, evet, dediğiniz gibi. Şiire ve ömre ilişkin düğüm noktası seçimlere bakarsak ise yine öyle görünüyor. Bazen güneşin tersine gitmek iyidir sizin için, en azından öylesi iyidir diye bilirsiniz, gidersiniz; bazen onunla birlikte dümdüz koşmak gerekir, koşarsınız; bazen uçarsınız bile. Kendi yolunuzu kendiniz çizmek iyidir. Hatta yolunuzun sizden önce kendini çizmesine izin vermek de. O çizinin izini sürüp sürmemek yine sizin kendi çizimlerinize bakar.

11. Finlandiyada neşr edilen Kaltio dergisinde yayımlanan yazınız “Dünya Barışı isteniyorsa ülkelerin ciddi bir edebiyat çevirisi politikaları olmalı” düşüncesi ile qeleme alınıb. Heqiqeten de edebi tercümenin xalqlar arasında elaqeleerin inkişafındakı rolu misilsizdir. Tercüme sayesinde biz Dostoyevskini, Heminqueyi, Floberi, Stendalı ve başqalarını oxumaq ve yazıçının mühiti ile tanışlıq, oradakı insanlarla menevi cehetden ünsiyyet şansı elde etmiş oluruq... Maraqlıdı, siz tercüme zamanı en çox esere hansı mövqeden yanaşırsız - oxucu kiimi zövq alıb, daha sonra çevirmeye başlayır, yoxsa sırf texniki cehetden yeni esere mehz tercüme metni kimi münasibet gösterirsiz?

Okuyup sevdiğim yabancı kültürlerin şiirlerini, Türk okurlar da okusun, Türkçe konuşan dünya da bilip sevsin diye çeviriyorum. Yaptığıma çevirmenlik diyemeyeceğim, benimki sadece şair-okurluk, hatta bazen okur-şairlik.

12. Bu günlerde 2012-ci ilde yayımlanan “Mi Bemol” adlı kitabınızı oxudum. Topluya daxil olan şeirler sanki bir-birini tamamlayır. Şeir seçimi d? olduqca uğurludur. Görünür bu hem de yaradıcılığınıza qarşı hessaslığınızdan ireli gelir...

Şiir bir yaratı-tasarımdır. Aslında hiçten (hiç değil tabii orası) alıp ortaya koyduğumuz her şey öyle. Kitap da kendi başına bir varlık birimi. Şiirlerle birlikte oluşurken tasarlanmasına göre alımlama etkisi değişiklik gösteriyor. İlk kitabım “Yenilgi Oyunu”nu örneğin: “Dünyaya niye geldim?” sorusunu sorduğum “dünya görüşüm”ü aradığım “Yitik Dize”; “Dünya niye böyle?” diyerek “dünyayı görüşüm”ü irdeleyen “Öf Dize”; “Dünyam ne ile niye?” dediğim özel “dümyamı görüşüm”e ilişkin “Kör Dize” bölümlerinden oluşuyor. Tabii bu şiirler dünya yaşamının eleğinden ya da feleğin çemberinden mi desek, ya da en doğrusu şöyle diyelim, deneyimin sihirli küresinde henüz pek vakit geçirmemiş bir genç insanın meseleleriyle meşgul şiirler; daha yanıtlara, bir şairin “şiirinin amacı” hakkında benimsemek isteyebileceği söylem sorumluluğuna kafa yormamışlar. Sözünü ettiğiniz “Mi Bemol” ise noktasından soru işaretine her harfi boşluğu önemsenmiş, kurban bir edilgenliği benimsememelerine dikkat eden bir sorumlulukla yazılmış şiirlerle bir “söylem sorumluluğu” yüklendi. Bu kitaptaki ilk bölüm “mi?” diye sorarken, ikinci bölüm yaşamımda ve şiir yolculuğumda “ara nota” bir geçiş dönemine denk geldiğini düşündüğüm “bemol” şiirleri. Üçüncü bölüm ise tek bir şiir içermekte, “es”. Bir düzyazı şiir olan “es”te hiç noktalama harfi yok, tüm harfler küçük; sadece kocatepeye çıkan Atatürk’ün A’sı büyük harf bu şiirde.

Şu sıra Çin’de üç dilli yayınlacak “İstanbul’un Adımları” adlı kitabım üstünde çalışırken de aynı yolu izliyoruz hem Çince çevirileri yapan hem de kitabı hazırlayan şair Shawn Cao ile birlikte. Bu kitap yaratı-tasarımına ve amacına uygun bulduğumuz seçme şiirlerimle, geçen kış Çin’e yapmış olduğum seyahatimden esinlendiklerim, edindiklerimle örülen şiirlerimden oluşuyor. Çin’e ilişkin bölümde, konuk yazar olarak davetli olduğum o coğrafyada dolaşırken kalemimin ucuna koyduğum deneyimden, esinden meydana gelen şiirlerime, Çin coğrafyasına, kültürüne ilişkin evimde yaptığım okumalarımdan yol bulan şiirleri de ekledim. Böylece bu kitap için de sözünü ettiğiniz hassasiyet kendini göstermiş oldu.

Özen göstermek hep iyidir, değil mi?..

13. Tercümeyi-halınızdan İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz elmleri Fakültesi mezunu olduğunuzu öyrendim. Şeirlerinizdeki deniz mövzusunun, deniz ab-havasının bir sebebi de bu ola bilermi?

Aslında denize olan ilgim bu mühendislikleri okumayı seçme nedenimdir; ilgim sevgim olan konu meslek seçimim gibi şiirimde de varlık gösteriyor doğal olarak. Şiirim ise ilgim sevgim olanla muhabbet etmeye pek meraklı. Bazen tartışmaya bile. Meselenin aslını astarını anlamak, önerilecek çözüme ulaşmak için.

Son yıllarda “su” ile birlikte “ağaç” da çok var olur oldu dizelerimde. Bir süredir ağaca ilişkin meselelerime ilişkin yazdığım-yazacak olduğum şiirlerimle “Ağaç Bilir” diye, yine üç bölüm olarak tasarladığım bir kitap üstünde de çalışıyorum.

(Söhbetleşdi:  Xatire Nurgül - 
http://artkaspi.az)

HATIRA NURGÜL
GERCEKEDEBİYAT.COM