Rüzgarı Öpmek / Hüseyin Atabaş

Rüzgarı Öpmek / Hüseyin Atabaş

30 Kasım 2013 - 3234 kez okundu.

I

Sürgün yemiş bir yüreğim say ki

kanalına su bağlanmış

                     boşa dönen değirmen,

kendimi öğütüyorum durmadan.

 

Ne düşünsem yarım yarım yarım,

ne yana dönsem insan yanım acıyor;

                        avuçlarımı okşuyor

iyi ki koynundan esen rüzgâr,

koşarken adamı delirten işte o an!..

 

Rüzgârda söyleyecek söz mü yok,

ama dostluğu kimseyle paylaşmıyor;  

silip süpürüyor önüne ne gelirse!..

 

II

Karanlık karanlığa kavuşunca

herkes herkesin aç kurdu kesildi,

oysa gökten tek damla düşmedi yere.

Varlıktan yokluğa sürüklenmek gibi                            

             bir yanılsama içindeyim,

sanki şu ömür denilen neyse?...

 

Kimsenin ağzını bıçak açmıyor,

yol yürüyüp gidiyor çünkü nasılsa.

Gizlendiğim dünyam da olsan benim

iyi ki hiç kimselerin haberi olmuyor,

yanılgımı kendimle paylaşıyorum.

 

Dedim, sürgün yemiş bir yüreğim,

kanalından su çekilmiş bir değirmen;

kendimi sayıklıyorum durmadan.

 

Gönlümün bomboş sır tarlasına

buğday ektim darı biçsem razıydım,

adımı avcuma yazdım unutmamak için

kanadıma değen rüzgâr oldun ya...

 

III

Söylediklerin hiç anlaşılmıyor,

ellerimi koyacak yer bulamıyorum

                               rüzgârın koynunda.

Üstümde imbikten geçmiş gökyüzü,

öperek uyandır günü uykudan...

 

Güzelliğe iyilikle karşılık vermek

sanki okşamak bileklerdeki soğuk çeliği.

Dünya dehşetin diliyle konuşuyormuş,

ateş suyu öpüyormuş dudaklarından…

 

Ben seni öpsem çok mu görülür?...

 

 

Hüseyin Atabaş

(Gerçekedebiyat.com)