Geriye Dönüp Baktığımızda… / Selim EsenBağlantı

Geriye Dönüp Baktığımızda… / Selim EsenBağlantı

30 Ağustos 2018 - 457 kez okundu.

Atatürk Devrimi önce ayaklanma, sonra da köklü değişme anlamını taşır. Ayaklanmadır, çünkü toplumun işgal kuvvetlerine karşı başkaldırısıdır. Köklü değişmedir, çünkü toplumun yapısını değiştirmiştir. Ayaklanma ile bağımsızlığın kazanılması ardından düşünceyi, hukuk düzenini, yaşama biçimini, özellikle eğitim ve ekonomik düzeni değiştirerek uygarlık yolunda büyük adım atılmasıdır.

Kolay mı olmuştur? Cumhuriyet’in ilanı sürecine bakıldığında hiç de kolay olmamıştır.

Meclis İkinci Başkanı Ali Fuat Cebesoy (1882-1949) Cumhuriyet’in kuruluşunu acele verilmiş bir karar olarak niteleyenlerin başında gelir. Cebesoy bu görüşüyle ülkenin kaderinde rol oynayanların birlikteliğini ortadan kaldırmıştır.

Cumhuriyet’in ilanı, Lozan Antlaşmasının yürürlüğe girmesinden sonra, 2 Ekim 1923’te işgal devletlerinin İstanbul’u terk edişleri, 13 Ekim’de de Meclis’te Ankara’nın başkent kabul edilişini izler. Oysa kurtuluş sonrasına ilişkin planlar hep Saltanat, Hilafet, Padişahlık safsatalarına gömülüdür. Kurtarılmak istenen halkla birlikte, Saltanat ve Hilafettir. Bu noktada Mustafa Kemal’in devrimci çizgisi, diğer kadroların önemli bir çoğunluğuyla ayrılık gözetir. Doğal olarak Meclis de ikiye ayrılmıştır.

Daha Kurtuluş Savaşı sırasında oluşan muhalefet, Cumhuriyet’e giden yolda kendisini iyiden iyiye ortaya koyar. Cumhuriyetçiler Müdafaa-i Hukuk grubu çevresinde toplanırken, diğerleri Muhafaza-i Mukaddesat adıyla oluşan bir grupta bir araya gelirler. Onlara göre, ülkenin düşmandan temizlenmesi iyidir de, sonrasında varsa, yoksa şeriattır. Osmanlı’da İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf kökleri bugüne kadar uzanan iki siyasal örgütlenmedir. Yansımaları birinci ve ikinci TBMM’de açıkça görülür.

Kurtuluş Savaşı’nın başlamasında Mustafa Kemal’e en kritik anda destek veren, tarihin yeniden yazılmasında en büyük rolü oynayanlardan Kazım Karabekir (1882-1948) Cumhuriyet’e karşıdır.

Kurtuluş Savaşı heyecanını anı anına yaşayan Onbaşı Halide (Edip Adıvar, 1884-1964), TBMM Hükümeti Başbakanı Rauf Orbay (1881-1964), komutanlardan Refet Bele Paşa (1881-1963), Ali Fuat Paşa (Cebesoy, 1882-1949) Cumhuriyet’in kuruluşluna karşıdırlar.

Bu yakın çevrenin Cumhuriyet’e karşı çıkması, şeriatçıları harekete geçirir. TBMM’de bir önerge hazırlarlar, “Milletvekili olabilmek için, Türkiye sınırları içinde doğmak, seçim bölgesinde en az beş yıl oturmak” koşulunu öngörürler. Mustafa Kemal Selanik doğumlu olduğuna göre, onu saf dışı bırakmayı düşünürler. Aynı sırada, İstanbul’da bir gazeteye demeç veren Rauf Orbay, Cumhuriyet’in yanlış olduğunu vurgular. Cumhuriyet’e yalnızca savaşın komutanları değil, ordu içindeki kimi komutanlar da karşı çıkarlar.

Mustafa Kemal, Cumhuriyet’e karşı çıkan ordu komutanlarının ordudaki, TBMM’de yer alanların da milletvekilliklerine son verdi. Ordunun Atatürkçü inanç ve geleneğinin temeli de bu kararla atıldı.

Atatürk büyük “Söylev’ini bitirirken”… Ulusal varlığı sona ermiş sayılan bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştığını söyler. “Söylev’ini “en sonu tarihe mal olmuş bir çağın öyküsü” olarak belirtir ve vardığı sonucu, Türk Devrimi’ni, Türk gençliğine emanet ettiğini söyler. Bu, tüm Söylev’in en önemli noktasıdır. Çünkü gençlik, gelecektir, yeniyi getirendir, ilerlemeyi sağlayandır.

Atatürk’ün hedef gösterdiği insanlığa ve her yeniye her zaman açık olan bir toplum idealidir. Bunun temelinde ise, kişisel ve toplumsal özgürlük ve bağımsızlık, eşitlik ilkeleri vardır. Bu anlamda Atatürk Devrimi bir ulusal egemenlik devrimi olması yanında bir insanlık devrimi olmuştur.

Kısaca geriye dönüp baktığımızda Cumhuriyet’in kuruluş ayları değil, haftaları ve günleri gerçekte bugünü belirleyen olaylarla dolu. Kadroların ihaneti, dini akımların tükenmezliği, politik ayak oyunları, neler neler…

Sonuçta Cumhuriyet demokrasi ile bütünleştiğinde bir anlam taşıyor. Yoksa demokrasi olmadan Cumhuriyet, halkın kendini yönetme biçiminden uzaklaşıyor.

Cumhuriyetimizin mihenk taşı 30 Ağustos Zaferi kutlu olsun.

 

Selim Esen

GERCEKEDEBİYAT.COM